Altıok: işsizlik sigortası başvurularında patlama yaşanıyor

Altıok: işsizlik sigortası başvurularında patlama yaşanıyor

Türkiye'deki ekonomik krizin kısa sürede atlatılamayacağını belirten Doç. Dr. Altıok, işsizlik sigortası başvurularında patlama yaşandığını kaydetti.

Ahmet KANBAL

Türkiye ekonomisinde son dönemde yaşanan gerileme ile birlikte iyiden iyiye hissedilen ekonomik kriz, krizin topluma yansımaları ile asgari ücrete yapılan 104 TL'lik zammı, Doç. Dr. Metin Altıok değerlendirdi. 

Bugün yaşanan krizin temel parametresinin dünya kapitalizminin karşı karşıya kaldığı kâr oranlarının düşme eğilimi nedeniyle yaşadığı düşük kârlılık ve düşük sermaye birikimi krizi olduğunu belirten Altıok, Türkiye'deki ekonominin durumunu, "Türkiye ekonomisinin dünya ekonomisiyle entegrasyon ve yapısal uyum sürecine girmesini sağlamaya yönelik bir işlevi yerine getiren neo-liberal stratejiler altında uygulamaya konulan politikalar ile sermayenin yeniden yapılanmasını sağlamaya çalışmaktadır. Uygulamaya koyduğu iktisat politikalarıyla krizi önleyemeyince, ekonomik istikrarı gelir dağılımını bozarak, çalışan kesimlerden ve tarım kesiminden sermaye kesimine kaynak aktararak sermaye birikimi gerçekleştirmeye çalışmış ancak bunun sağladığı rahatlama ise geçici olmuştur. 1980 sonrasında uygulanan politikaların temel amacı devletin, birikim krizini önlemek için sermaye kesimine kaynak transferi gerçekleştirmek üzere vergi sistemindeki düzenlemelerle, büyük sermaye kesiminin vergi yükü azaltılarak özel kesim yatırımlarının desteklenmesi ve böylece geriletilen kamu yatırımlarının yerine geçmesi öngörülmüştür” ifadeleri ile tanımladı. 

‘ÜRETİM SÜRECİNDEN UZAKLAŞILDI’

Türkiye ekonomisinin inşaat üzerinden şekillendiğini ve üretim sürecinden uzaklaştırıldığını kaydeden Altıok, “Kamu kesiminin imalat sanayi, madencilik ve tarım gibi üretken kesimlerden çekilmesine karşın bu alanlardaki özel kesim yatırımlarında bir artış olmazken, konut yatırımlarının özel kesim yatırımları içinde birinci sırayı korumayı sürdürmüş olması ve ekonomik büyümenin inşaat sektörü üzerinden gerçekleştirilmesi spekülatif yatırımları hızlandırmış üretim sürecinden uzaklaşılmıştır. Böylece, devletin sanayi yatırımlarından çekildiği özel sektörün de bu alanda yatırım yapmayarak kaynaklarını devlete borç verdiği bir 'sanayisizleşme' süreci başlamıştır. Bu süreç içinde 'rantiye ekonomisi' güçlenirken, devletin borçlanma faizleri genel faiz düzeyini belirler duruma gelmiş, yükselen faiz oranları nedeniyle artan kredi maliyetleri özel kesim yatırımlarını olumsuz etkileyerek 'sanayisizleşme' sürecini pekiştirmiş ve istihdamsız büyümenin temellerini oluşturmuştur" dedi. 

‘KRİZ KISA SÜRE ATLATILAMAYACAK’

Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin kısa sürede atlatılamayacağının altını çizen Altıok, şöyle devam etti: “Hem dünya kapitalizmin hem de Türkiye kapitalizminin 1970’lerden beri yaşanan uzun erimli kâr oranlarının düşme eğilimi krizini atlatabileceğini düşünmüyorum. Çünkü kapitalist üretim sürecinden kaynaklanan aşırı birikim, yani kâr oranlarının düşme eğilimi krizi, kapitalizmin içsel dinamiklerinin sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda kapitalizmin krizini atlatamayacağını ancak özellikle kapitalist ve kapitalist olmayan ülkelere yani dünya ekonomisinin bütününe yaygınlaştırarak, sosyalize ederek ve geciktirerek artı değeri arttıracak yeni birikim rejimini hayata geçirinceye kadar kâr oranlarının düşme eğilimine karşı duran etmenleri sürekli kullanmaya çalışacaktır.” 

‘İŞSİZLİK SİGORTASI BAŞVURULARINDA PATLAMA YAŞANIYOR’

Krizin bir diğer göstergesinin işsizlik olduğuna dikkat çeken Altıok, işsizlik verilerini şu şekilde karşılaştırdı: “TÜİK tarafından açıklanan dar tanımlı (standart) işsizlik oranı bir önceki yılın Eylül ayına göre, 1 puan artarak yüzde 11,3’e yükselmiştir. TÜİK verilerine göre, 3 milyon 523 bin civarında işsiz vardır. Ancak bu rakama 666 bin civarında iş aramaktan ümidini kesmiş çalışmaya hazır olan bir emekçi kitlenin de eklenmesi gerekir. Çünkü bu kitleye resmi işsizlik hesaplamalarında yer verilmemektedir. Eylül 2015’te 12,4 olan tarım dışı işsizlik oranı 1,3 puan artarak 13,7’ye yükseldi. Eylül 2015’te 5 milyon 863 bin olan geniş tanımlı işsiz sayısı Eylül 2016’da 6 milyon 373 bine yükseldi. Geniş tanımlı işsiz sayısında 510 bin kişi arttı. Geniş tanımlı işsizlik oranı 19,1 olarak gerçekleşti. Kadın işsizliğindeki artış sürüyor. Kadın işsizliği 2,2 puan artarak 15,5’e yükseldi. Tarım dışı kadın işsizliği 18,3 iken 2,8 puan artarak 21,1’e yükseldi. En yüksek artış kadın işsizliğinde görülmektedir. Eylül 2016 döneminde genç (15-24 yaş arası) işsizliği bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,4 puan artarak yüzde 19,9’a yükseldi. Toplam istihdamda 408 bin kişi artarken, işsiz sayısındaki artış 426 bin oldu. Tarımsal istihdamda 168 bin, imalat sanayisinde ise 98 bin kişilik azalma yaşandı."

Sigortalı işçi sayısı artışı yavaşlarken, işsizlik sigortası başvurularında patlama yaşandığını kaydeden Altıok, Türkiye ekonomisinde önemli bir işsizlik sorunu olduğunu söyledi. Altıok, işsizliklerin büyük bir çoğunluğunun ise genç ve yükseköğretim mezunu emekçilerden oluştuğunu ifade etti.

‘YENİ ASGARİ ÜCRETLE İŞSİZLİK VE YOKSULLUK DAHA DA ARTACAK’

Asgari ücrete yapılan zammın yüzde 8 olduğunu anımsatan Altıok, asgari ücretin düşük tutulması ile kamu çalışanlarının işten çıkarılma sürecinin hızlandırılacağı ve yerine düşük ücretle çalışan işçilerin istihdam edileceğini belirtti. Asgari ücrete TÜİK'in resmi enflasyon öngörüsü olan yüzde 8,59'un bile altında bir artış olduğunu dile getiren Altıok, "Sendikaların enflasyon tahmini yüzde 20-25 arasında öngörüldüğü bir ekonomide, bunun toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan emekçi sınıfın satın alma gücünün düşmesi, gelir dağılımının daha da bozulması ve emekçi sınıfların yoksulluğa, açlığa mahkum olmasına neden olacaktır.Bunun piyasaya yansıması da, kapitalist sınıfın ürettiği mallara olan talebin azalmasını getirmekten ziyade reel ücretleri düşürdüğü için maliyet unsuru olarak iş görecek ve maliyetleri aşağıya çekerek sermaye birikimini genişletecek kâr oranlarını arttıracaktır" şeklinde konuştu. 

Asgari ücretin reel olarak düşük belirlenmesiyle hali hazırda çalışan emekçilerin üzerinde bir baskı yaratarak ücretlerin arttırılması yönündeki baskıları, sendikal talepleri ve örgütlenmeyi zayıflatacağını kaydeden Altıok, asgari ücretin üzerinde çalışan işçilerin devletin kıdem tazminatı fonu üzerindeki yasal düzenlemeleri kabul etmesiyle işten çıkarma ve yerlerine düşük ücretle çalışacak işçi istihdamının hızlandırılacağını söyledi.

"Bu durum ülkede işsizliğin yükselmesine ve yoksulluğun daha da artmasını getirecektir" diyen Altıok, "Bu yüzden asgari ücret zammının düşük belirlenmesi, kapitalizmin eksik tüketim krizi diye adlandırılan talep sorunu ile karşı karşıya kalır mı sorunsalından çok Marx’ın kapitalizmin düşen kâr oranlarına karşı duran etmenleri harekete geçirirken ücret maliyetlerin düşürülmesiyle arttırılacak artı değer kitlesinin kâr oranlarını yükselteceği üzerinden okumanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Üstelik devletin de sermaye sınıfı lehine emek maliyetlerini düşürücü düzenlemeleri içerecek iş yasalarını ve asgari ücret belirleme işlevini yerine getirdiğini görmek gerekiyor” tespitinde bulundu. (Mersin/DİHABER)
 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.