Anayasa teklifinin 2. madde görüşmelerinde usül tartışması

Anayasa teklifinin 2. madde görüşmelerinde usül tartışması

Anayasa değişiklik teklifinin 2’nci maddesinin görüşmelerinde açık oylarla ilgili muhalefet şerhi, usül tartışması ve tutuklu vekiller gündem oldu.

Anayasa değişiklik teklifinin ikinci maddesinin görüşmelerine kullanılan açık oylarla ilgili muhalefet şerhi ve usül tartışması gündeme oturdu. Görüşmede ayrıca tutuklu HDP’li vekiller de gündeme geldi. HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, tutuklu 11 HDP’li milletvekilini hatırlatarak vekillerin yasama sürecinden mahrum bırakılmasını eleştirdi.

AÇIK OY İÇİN MUHALEFET ŞERHİ TARTIŞMASI

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Oturum kapatılmadan önce teklifin birinci maddesi ile ilgili teklifin oylama sonucuyla ilgili tutanakta divandaki bir katip üyenin tutanakta bir şerhi var. Sizin tutanağı tümüyle genel kurula sunmanız gerekir. Meclisin her üyesi Meclisteki her belgeyi görme hakkına sahiptir. Siz bu talebimizi yerine getirmezseniz iç tüzüğün maddesi nettir. Bu tutanağın, tutanağa yazılan şerhin okunmasını istiyoruz” diyerek, gizli oylamada açık oy kullanmanın tespit edildiğine dair muhalefet şerhinin okunmasını istedi.

Söz edilen tutanakta, muhalefet şerhi olarak CHP’li Katip Üye ve İzmir Milletvekili Özcan Purçu imzasıyla “Yapılan Anayasa değişikliği oylamasında oyların açık kullanıldığı ve kabine girmeden oyların kullanıldığı tarafımca tespit edilmiştir” ifadesi yer alıyordu.

Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın, “Usul tartışması açılması mümkün görünmemektedir. Usulüne uygun tutulmuş bir tutanak vardır. Bu tutanakta herhangi bir şerh düşülmesi mümkün görünmemektedir” dedi. Bu tartışmaların ardından usul tartışması açıldı.

Aleyhte söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Gizli yapılması gereken oylamanın açık yapılması halinde o tutanağa şerh düşerek imzalaması katip üyenin görevidir, sorumluluğudur. Bu oylamanın kamu vicdanında kaybettiği meşruiyeti o tutanağın olmaması kurtarmaz. Oylamayı iç tüzüğe göre yapalım” dedi.

ÖNDER: ANAYASANIN TANIDIĞI YASAMAYA KATILMA HAKKI KANUNLA ENGELLENİYOR

HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ise “Demokratik olgunluk diye birşey var. Burada ergen refleksleri ise bu oyu verdim demek, değilse bir korkunun göstergesidir. Tüzük sizi de bizi de bağlar. Yeri geldiğinde bir sopa olarak kullanmayı biliyorsunuz. Biz acil bir toplantı çağrısı yaptık. Başkanlık divanının tutuklu milletvekillerinin yasama faaliyetine katılmayı sağlama gibi bir sorumluluğu var. Bu anayasal güvencesi olan yasamaya katılma hakkı anayasanın altı konumunda bir kanunla engelleniyor. Bu yapısal bir engel olarak görülmüyor. Bu parlamentonun 11 vekilinin nasıl SEGBİS sistemiyle ifadesini almasını biliyorsunuz, halen dokunulmazlıkları devam eden vekillerin bu oylamaya katılması lazım” diye konuştu.

Önder, tutuklu 11 HDP’li milletvekilinin Anayasa değişikliği görüşmesinde yer almamasının hukuksuz olduğunu belirterek, “Anayasal güvencesi olan yasamaya katılma hakkı anayasanın altında bir kanunla engelleniyor” dedi.

‘CESARETİMİZİN ZEKATI HEPİNİZİ CESUR YAPAR’

Önder’in konuşması devam ederken, AKP sıralarından yükselen seslere karşılık olarak tutuklanma ya da cezaevlerinden korkmadıklarını ifade ederek, “Bizim cesaretimizin zekatı hepinizi cesur yapar. Sizinki de cezaevinde yattı 4 ay yattı 40 yıldır anlatıyorsunuz” şeklinde yanıt verdi.

DEĞİŞİKLİK NEYİ GETİRİYOR

Anayasa değişikliğinin ikinci maddesi üzerine yapılan usul tartışmasının ardından maddenin görüşülmesine geçildi.

Görüşülmeye başlanan değişikliğin ikinci maddesi Anayasanın 75. maddesinde yer alan, “Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen beşyüzelli milletvekilinden oluşur” maddesinde değişikliği ön görüyor. Teklifle madde “Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen altıyüz milletvekilinden oluşur” biçiminde değiştiriliyor. Teklifin kabul edilmesi durumunda 550 olan mevcut milletvekili sayısı 600’e çıkarılacak.

‘600 VEKİL RÜŞVETTİR’

Madde üzerine parti adına görüş bildiren HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, “Bu değişikliğin iktidarın seçim sistemini de değiştirdiği düşünüldüğünde tek bir parti sistemine kapı aralamaktadır. Önce yedek vekil denildi ancak korkulduğundan rafa kaldırıldı. Nufüs artışı gerekçe gösterilerek bu değişiklik getirildi. Bu ay” dedi.

‘İKTİDAR MUHALEFETE YER BIRAKMIYOR’

Kerestecioğlu, “Tek adam rejimiyle işlevsiz kılınacak Meclis’te milletvekillerine bir tür rüşvettir. Bazı milletvekillerinin yasama faaliyetlerine ilgisizliğini görünce milletvekilinin azalması gerekir diye düşünüyorum. Böylece halka maliyetleri azalır. Yüzde 10’luk seçim barajı kaldırılmazken, en çok oy alan partinin sandalye sayısının artması anlamına gelir. Böylece iktidar partisi muhalefete yer bırakmadan dilediği kararı hayata geçirecektir. Muhalefete alan bırakılmamaya çalışılıyor. Değişiklik mutlaki tek adam rejimi için yapılan bir değişikliktir” diye konuştu.

‘TEK PARTİ DÖNEMİNDEN DE ÖNCESİNE GİDİYORUZ’

“Erdoğan için oluşturulan yetkileri darbeyle başa gelen bir cumhurbaşkanı da kullanabilecek” diyen Kerestecioğlu, “93 yıl geriye tek parti döneminin de öncesine tek adam rejimine dönüyoruz. Bu bir oyundur, tiyatro demek istemiyorum. Bir anayasa aslında sivil, çoğulcu ve demokratik olmalıdır. Ayrımcılığı yasaklamalı, eşitliği savunmalıdır” ifadesini kullandı.

Gruplar adına ikinci sözü CHP Grup Başkanvekili Engin Altay aldı.

Altay, “Cumhuriyet kaygısı deyince abarttığımızı söylüyorsunuz. Cumhuriyet dediğiniz her yerde var. Bizim kaygımız cumhuriyetimizi anlamlı kılan onun laik, demokratik bir hukuk devleti olmasıdır” dedi.

Altay’ın konuşmasının satır başları şu şekilde:

“Bir hakeme rejim ne olursa olsun ihtiyaç vardır. Cumhurbaşkanlığı aksak demokrasimizin ortak bir değeriydi. Ama ben yok olacağına inanmıyorum.

‘YARIN DA MI KANDIRILDIK DİYECEKSİNİZ’

Bu toplumu değişik gerekçelerle ötekileştirmek, kamplaştırmak kime ne yarar sağlar merak ediyorum. Hak ve özgürlük mücadelesi insanlık tarihi kadar eskidir. 66 yılda 6 müdahaleye rağmen demokrasi trenimiz yoluna devam etmiştir. Eksiği ve gediğiyle. Milletimiz bu egemenlik hakkını Meclis eliyle kullanıyor. 81 ilimizin gelen temsilciler eliyle milletimiz egemenlik hakkını kullanıyor. Şimdi isteniyor ki bu egemenlik hakkını yine millete sorarak bir kişiye devredelim.

2010’da düştüğünüz hatayı hatırlayan o günlerde HYSK için neler söylediğiniz hatırlayın. Şimdi pişmansınız, ‘kandırıldık’ diyorsunuz. Yarın da mı ‘kandırıldık’ diyeceksiniz?

Bizden uyarması biz bu rejimin değişikliğine siz de şahit olun ben inanmıyorum. Mesele şudur; bizler yarından sorumluyuz. Dünküler de bugün yaşadıklarımızdan sorumludur.” (DİHABER)

 

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Ocak 2017 07:26
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.