Kıbrıs sorunu çözülme aşamasında mı?

Kıbrıs sorunu çözülme aşamasında mı?

Birleşmiş Milletler’in yönetiminde sürdürülen Kıbrıs müzakereleri, Kuzey Kıbrıs basının ana gündemi.

İsviçre’nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler’in yönetiminde gerçekleşen Kıbrıs müzakereleri, Kuzey Kıbrıs basının ana gündemi. 10 Ocak tarihli kimi köşe yazılarından Kıbrıslı gazetecilerin görüşlerini derledik:

ERDOĞAN, TSIPRAS, MAY VE GERÇEKLE YÜZLEŞME ANI

Ulaş Barış (Kıbrıs Postası): Bir kez daha cebimizde sadece umutlarımız İsviçre’deyiz. Bu güzel ülkenin yoğunluktan henüz göremediğim ama kesinlikle güzel olduğunu düşündüğüm Cenevre kentinde belki de son kez bu umutlarımızı tazelerken size söyleyeceğim şudur: Kıbrıs sorunu gerçekten çözülme aşamasına gelmiştir. Eğer gerekli liderlik gösterilir, garantörler ve onların da abileri mutabık kalırlarsa bu iş burada çatır çatır çözülebilir. (...) Peki buranın farkı ne?

Buranın farkı şu: “Aman gideyim Yunanistan’a sorayım, Türkiye’ye sorayım” ya da “bizim siyasi partiler ne düşünür, gidip bir sorayım da geleyim” tarzı bir yaklaşım an itibarı ile Cenevre’de mümkün değildir. Neden? Çünkü siyasi partilerin hepsi buradadır.

Ve bunlara ek olarak, bütün büyük abiler, şu an için ufak ufak, 12 Ocak’tan sonra ise bilfiil burada olacaklardır da ondan. (...) İşte bu minvalde dün bir basın toplantısı düzenleyen BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin şu lafı tüm zirvenin anlamını açıklar niteliktedir: “Gerçekle yüzleşme anındayız…”

Evet, aynen oradayız. Dolayısıyla şu an geldiğimiz nokta tam olarak ‘ya herro ya da merro’ durumundadır. Onun için “bir şey çıkmaz, sürer gider” diye dalga geçen arkadaşlara ve sığ esprilerle komik olduğunu zanneden kardeşlere duyurmak isterim; Kıbrıs sorunu bitmek üzeredir. Ve bu bitiş iki tarafa doğru da olabilir. Bizim arzumuz sorunun iyi tarafa doğru, yani federal Kıbrıs yönünde nihayetine ermesidir. (...) Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan Cenevre’ye gelmek için uçağa bindiği anda Kıbrıs sorunu iyi ya da kötü yönde bitmiş demektir. Bu dediğim Yunanistan Başbakanı Tsipras ya da May için de aynen geçerlidir.

Çünkü hiçbir lider başarısızlığa mahkum bir zirveye gelip sorumluluğu almak istemez.
Basit, net, açık, sarih, aleni durum budur.

“NE GÜNEY KIBRIS’A YAMA, NE TÜRKİYE’YE VİLAYET” Mİ DEDİNİZ?

Faize Özdemirciler (Afrika Gazetesi): Ne güney Kıbrıs’a yama, ne Türkiye’ye vilayet olmak gibi bir siyasetimiz yoktur” dediğiniz zaman, muhteşem bir şey söylemiş olmuyorsunuz... İşgal rejiminin ya da statükonun (adına ne derseniz deyin farketmez) devamından yana olanları kızdıracak aykırı bir şey de söylemiş olmuyorsunuz... Ama bir yandan da bu cümle ile ‘yeni’ bir şey söylemiş oluyorsunuz ki, bu da aslında çok ‘eski’... Bu cümleyi kurduğunuzda Kıbrıs’ın kuzeyinin Kıbrıs’ın güneyine olan uzaklığını Türkiye ile olan uzaklığına eşitlemiş oluyorsunuz; bununla da kalmıyor, yola Kıbrıs’ı birleştirmek üzere çıktığınızı unutmuş oluyorsunuz; dahası, birleşmenin yamalanmak şeklinde algılanmasına katkı yapmış oluyorsunuz... Güney Kıbrıs’a yama olmaktan söz ettiğiniz zaman, Kıbrıs’ı coğrafya olarak bile bir bütün olarak görmekten aciz olduğunuzu itiraf etmiş oluyorsunuz... (...)  “KKTC ile yolumuza devam ederiz” demek, uzun vadede ilhakla sonuçlanacak bir durumun sürmesinden yana tavır almak demektir... “KKTC ile yolumuza devam ederiz” demek, Türkiye’de RTE ve çetesinin yıktıkları laik cumhuriyetin yerine İslamcı bir rejim getirmeye çalıştıklarını görmeden “İkinci KKTC” saçmalığını terennüm etmeye başlayanların değirmenine su taşımaktır... Oysa “İkinci KKTC”nin ne olabileceğini anlamak için Türkiye’de yıkılan birinci cumhuriyetin yerine düşünülen ama henüz ilan edilmeyen ikinci cumhuriyete bakmak yeterlidir... Velhasıl böyle giderse, Türkiye, Kıbrıslıtürk işbirlikçilerin rızasıyla KKTC’yi her anlamda kendine benzetmeye devam edecek ve burada resmen ilhakın ilanına gerek kalmadan ilhakın Allah’ı yaşanacaktır...

KRİTİK DÜĞÜM: GARANTİLER

Hüseyin Ekmekçi (Havadis): Kıbrıs sürecinde çözüme ulaşmak için kritik 48 saat kaldı. Sonrası beşli zirve… Ben bu satırları yazarken…Henüz garantörlerin beşli zirveye hangi düzeyde katılacakları belli değil…

Yarın… Ve elbette haritaların karşılıklı sunulacağı Çarşamba… Oldukça önemli.

Toplam 72 saatlik sürede… Liderler ve ekipleri günde 8.5 saat çalışarak yakınlaşmaları artırma gayretinde olacak. Türk tarafı, mevcut yakınlaşmaları koruma gayretinde…

Bunu biliyoruz. Bilmediğimiz. Rum ekibinin gayreti…(...) Kulislere sızan bilgiler, Rum tarafının masaya yeni bir çalışma kağıdı sunduğu yönünde… Öyle ki…Üzerinde uzlaşı sağlanan konularda sunulan yeni bir belge Türk tarafını zorda bıraktı… Çözüldü denilen konularda dahi, siyah kısımlar yeniden Maviye dönüyor. Biliyorsunuz…

Üzerinde uzlaşılan konular siyah yazılıyor… Rum önerileri mavi… Türk önerileri kırmızı…

Uzlaşmazlıkların yakınlaşmaya dönüşmesi için yer alan çabalar, sabah toplantının sonuna gelinirken, yerini gerilime bıraktı.

İster istemez Anastasiadis’in, geçtiğimiz hafta sonu Politis’e yaptığı açıklama akla geliyor…

“Mont Pelerin’e gitmeseydim süreci üzerime yıkacaklardı. Cenevre’nin başarısı ise garantiler konusunda Türkiye’nin tavrına bağlı…” (...) Dönüşümlü başkanlık konusunda Rum tarafının “evet” diyeceği de meçhul… Sürecin “garantiler” noktasında çökmesi bir Rum stratejisine dönüşür mü? Şimdi merak edilen konu bu. Bildiğimiz Yunanistan tek bir Türk askerinin dahi kalmasını istemiyor. Bu aynı zamanda Rum tarafının da tezi…Akıncı ise garantilerin yeniden ele alınması için 15 yıllık bir süre öngörüyor. Türkiye ise ada üzerindeki uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hakkını masada bırakmak istemiyor.

Bu tablodan uzlaşı çıkar mı? 12 Ocak’a süreci can havliyle atmayı başarırsa liderler…
Göreceğiz…
Olmazsa olmaz: Dönüşümlü Başkanlık

Yönetim ve Güç Paylaşımı başlığı altında, özellikle dönüşümlü başkanlık konusu hayati.
Akıncı diyor ki, “Olmazsa olmaz…” Rum kaynaklardan sızan bilgiler ise Anastasiadis’in bu başlığı da kapatmayı istemediği… Beşli konferansa saklayacak… Neden? Garantiler konusunda “istediğini almaya yakın bir pozisyon elde edene kadar” dönüşümlü başkanlık konusunda “evet” demek istemiyor… Garantilerin görüşüleceği 12 Ocak öncesinde dönüşümlü başkanlık konusunda uzlaşıya varmak, Cenevre’nin en büyük sürprizi olarak algılanıyor.

(...) BM basın merkezindeyiz… Heyete ulaşmak neredeyse uzaya füze fırlatmak gibi…
Türk sözcü Barış Burcu’nun ağzından laf kerpetenle çıkıyor… Ama Eide konuşunca…

“Çözüme az kaldı” diyor insan… İster istemez merak ediyorum: “Eide gibi umutlu olan kaç kişi var? (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.