Kıbrıs basını Cenevre müzakerelerini nasıl gördü?

Kıbrıs basını Cenevre müzakerelerini nasıl gördü?

Kıbrıs müzakereleri Kuzey Kıbrıs basının da ana gündemiydi. Kimi gazetelerde yayınlanan yazılardan bazı bölümler şöyle:

İsviçre’nin Cenevre kentindeki Birleşmiş Milletler (BM) merkezinde, Kuzey Kıbrıs lideri Mustafa Akıncı, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis ve BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Espen Barth’ın katılacağı müzakereler başladı. 

Kıbrıs müzakerelerinde kritik zirve, gazetelerde yer alan Erdoğan’ın ‘Kıbrıs’ın 82’inci il olmasını istiyor’ iddialarının gölgesinde başladı.

Kıbrıs müzakereleri Kuzey Kıbrıs basının da ana gündemiydi. Kimi gazetelerde yayınlanan yazılardan bazı bölümler şöyle

CENEVRE’DEN İLHAK MI ÇIKACAK?

Tayfun Çağra (Yeni Düzen): “(...)Yani Recep Tayyip Erdoğan, Başkan olabilmek için Türkiye’deki tutucu ve gerici güçleri de kullanarak, Kıbrıs üzerinden amaçlarını gerçekleştirmeye çalışıyor. Tabii ki Metin Münir’in yazdıklarını yorumluyoruz ancak bu düşünceler çok da kabul edilmez değil. Erdoğan, yıllardır kafasında kurguladığı düşüncelerini hayata geçirmek için Kıbrıs’ta bir çözümsüzlük ve hatta ‘ilhak’ gerekiyorsa şimdiye kadarki gelişmelerden bunu da gerçekleştirebilecek bir kişiliğe sahip gibi görünüyor. Eğer yazılanların doğruluk payı varsa bize nasıl bakıldığı da ortaya çıkıyor ki ‘değersizliğimizi’ yorumlamak ve başkalarının gözünden nasıl göründüğümüzü anlamak insana acı ve de öfke veriyor.

Öte yandan Kıbrıs’ın güneyinde de kilise çevrelerinden yapılan açıklamalarda Anastasiadis’i küçük düşürmeye, Akıncı ile birlikte yedikleri yemekte alkolün etkisiyle taviz verdiğini söyleyecek kadar ileri gitmeye ve Kıbrıs’ta bir barışı baltalamaya çalışıyorlar. Kilisenin bir çözümsüzlükten çıkarının ne olacağını güneyde barışı isteyenlerin veya istemeyenlerin de doğru yorumlayacağını umalım…

Bu gibi gelişmelerden sonra Akıncı ve Anastasiadis’e Cenevre’de büyük iş düşüyor. Şimdiye kadar süren süreci olumlu bir şekilde sonuçlandırmak ve toplumlarının başkalarının çıkarları doğrultusunda kullanılmalarını artık önleyecek bir sonuca gitmeleri elbette ki istenendir.”

ÇÖZÜN ÖYLE GELİN

Sami Özuslu (Yeni Düzen): “(...) Garantörler ne derse desin.Kim nereye çekerse çeksin. Siz...Yani Kıbrıslı liderler... Şu hepimizi bıktıran, geçmişimizi ve geleceğimizi karartan Kıbrıs sorununu çözün. Cenevre’den öyle dönün. Mont Pelerin gibi olmasın sakın! Orada yakalanan fırsatı teptiğiniz gibi bu sefer de olumsuz bir sonuçla çıkmayın toplumlarınızın karşısına...Siz çözün...Garantörler ne yapacaklarsa kendileri bilsin!Türkiye de... Yunanistan da... İngiltere de...Kıbrıslıların geleceği hakkındaki son kararı kendi çıkarlarına göre vermesinler. Bu fırsatı onların eline bırakmayın. Uluslararası siyasetin kuralıdır: Mutlak dostluk da, mutlak düşmanlık da yoktur. Çıkarlar vardır! Çocuklarımızın geleceğini başka ülkelerin çıkarlarına meze yaptırmayın.”

UMUTLAR BAŞKA BAHARA

Mehmet Moreket (Havadis): “Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Cenevre zirvesine katılmayacağını Kıbrıs Türk kamuoyuna ilk duyuran Hüseyin Ekmekçi soruyordu, ‘Cenevre Mont Pelerin’den daha büyük bir hayal kırıklığı olur mu’ diye… Felaket habercisi olmak istemeyiz ama, esas karar alıcının olmadığı yerde başarı aramam ben. Belki en iyi ihtimalle çok taraflı yeni bir sürecin başlangıcı olabilir… Ama eğer kesin bir çöküş olursa, daha önce de yazdığım gibi, bunun etkisi Kıbrıs’ta çöken süreçlerden daha kötü olur. Türkiye ile Yunanistan’ın karşı karşıya gelmesi hem Türk-Yunan ilişkilerini bozar, hem de  iki müttefiğinin tam da Suriye’de savaş, enerji hatları falan derken yeni bir krizin içine düşmesi, NATO için iyi olmaz…

Nitekim Cumhurbaşkanı Akıncı’nın adadan ayrılırken, BM Genel Sekreteri Guterres’in Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinden sonra yeni bir değerlendirme yapıldığını söylemesi, BM’nin de endişeli olduğunu göstermiyor mu..? Eğer sonuç alınmayacaksa bile, bunu büyük bir tatsızlık yerine, alt düzeyde bir aksama olarak göstermeye çalışacaklar ve sürecin bir şekilde sürmesini sağlayacaklar.

Bu arada, Türkiye ve Yunanistan liderlerinin zirveye katılmayacağı konusu basına düştüğü halde ne Türkiye’den, ne de Yunanistan’dan resmi açıklama yapılmamış olması da gerçekten düşündürücüydü. Şu an için anladığımız tek şey, tarafların uzlaşıdan uzak olduğu. (...) Heyetler bizi  yanıltır mı..? Umarım… Ama bu bir mucize olur…

İŞGALDEN İLHAKA

Şener Levent (Afrika Gazetesi):  “(...)Erdoğan’la daha sık temasta olan Mustafa Akıncı da bu konuda şimdiye dek hiçbir imada bulunmadı…Aralarında böyle bir konuşma geçti mi, geçmedi mi öğrenemedik…
Kulaktan kulağa yayılan bazı söylentilere göre, ikili görüşmelerinde Anastasiadis’e
bunu fısıldamış… Eğer doğruysa, ne demiş olabilir? “Gel Nikos, inadı bırak anlaşalım, yoksa
çok daha kötüsü olur, ilhak olur” mu dedi acaba? Söylemişse ciddi olarak mı söyledi, yoksa
blöf olarak mı? Güneyde gazeteciler Anastasiadis’e ilhakı sorduklarında, o da çok şüpheli bir yanıt verdi… “İhtimal dışı bırakmıyorum” dedi… (...) Tüm bunlardan sonra ben de ilk kez ciddi olarak baktım bu meseleye… İlk kez bu deliliğin gerçekten yapılabileceğini düşündüm… Ve şimdi ortalığa yayılan bu söylentileri toplumu buna alıştırma olarak kabul ettim… Zemin hazırlıyorlar… İlk kez bu adımın atılabileceğine inandım… Ve doğrusunu isterseniz dehşete kapıldım… Çünkü bizim için bundan daha korkunç bir felaket olamaz…
82. il… Kıbrıslıyken Türkiyeli olmak… Tam bir facia… Kafasında ilhak gibi hayaller olan
Erdoğan’ın Cenevre’de taviz vererek federal bir Kıbrıs anlaşmasına imza atmasını
beklemiyorum… İstediğim tek şey, Erdoğan’la görüşüp konuşan siyasi temsilcilerimizin çıkıp
topluma ne konuştuklarını anlatmaları… İşgali gizlediler… İlhakı da mı gizliyorlar?” (DIŞ HABERLER)

 

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Ocak 2017 17:06
www.evrensel.net