Babası cuntanın, kendisi AKP’nin mağduru oldu

Babası cuntanın, kendisi AKP’nin mağduru oldu

KHK ile ihraç edilen profesörün babası da 12 Eylül darbesi ürünü olan 1402 sayılı kanunla ihraç edilmiş.

Emine UYAR
İzmir

Son çıkan KHK ile Ege Üniversitesinden de kendi alanında pek çok değerli çalışmaya imza atmış, üniversite duvarları arasına hapsolmayıp bilgilerini çeşitli biçimlerde toplumla paylaşmış, barış imzacısı akademisyenler ihraç edildi. Bu akademisyenlerden Prof. Dr. Feride Aksu Tanık’ın ihracı ise, ülkedeki akademik tarihi özetleyen bir örnek oldu. Halk Sağlığı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tanık’ın babası Prof. Dr. Yavuz Aksu da 12 Eylül darbesi ürünü olan 1402 sayılı kanunla ihraç edilmiş. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Bölümünün kurucusu olan Prof. Dr. Yavuz Aksu, 12 Eylül askeri darbesinden bir yıl sonra cunta tarafından çıkarılan 1402 sayılı kanunla Ege Üniversitesindeki görevinden atılmış. Babasıyla aynı kaderi paylaşan Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, gazetemize yaptığı açıklamada, “Babam 57 yaşında 1402’lik olmuştu. Ben de onun üniversiteden uzaklaştırıldığı yaştayım” dedi.

 

ÜRETMEK ÜNİVERSİTE DUVARLARIYLA KISITLI DEĞİL

Halk sağlığı uzmanı olarak her zaman yaşam hakkını savunduğunu ifade eden Tanık, “Barış Akademisyenleri bildirisine imza atmam hekimlik, halksağlıkçı sorumluluğumla ilgiliydi. O dönemde ölümlerin durması için tekrar bir çatışmasızlık olması için yapabileceğim tek şey bu çığlığı atmaktı. Bunun her zaman arkasındayım. Bu imzayı attığım için bir an olsun pişmanlık duymadım” dedi. Ancak ülke için büyük kaygı duyduğunu ifade eden Tanık, “Birbirimizi işitme olanağının giderek ortadan kalktığı ve çok ciddi bir kutuplaşmanın yaşandığı bir topluma dönüştük. Bu beni çok kaygılandırıyor. Bu kişisel değil toplumumuza ülkemize ilişkin bir kaygı” dedi.  Babasının da Aydınlar Dilekçesi imzacısı olduğunu, 10 yıl boyunca hukuk mücadelesi verdiğini ve bu mücadele sonunda üniversiteye geri döndüğünü anlatan Feride Aksu Tanık, “Bu karanlık günlerin geçmesini ümit ediyorum. Bütün dileğimiz ve çabamız bu yönde olacaktır. Üretmek üniversitenin duvarları ile kısıtlı değil. Ben her yerde yazmaya doğru bildiklerimi ifade etmeye ve öğrenmeye devam edeceğim. Bunun için üniversitenin fiziki çatısının içinde olmak bir önkoşul değil” diye konuştu.

 

EGE’DEN İHRAÇ EDİLEN AKADEMİSYENLER

İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Arş. Gör. Cansu Akbaş Demirel, Halk Sağlığı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melek Göregenli, İletişim Fakültesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Hanifi Kurt, Halk Sağlığı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Davas, Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Lülüfer Körükmez Kaya, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nilgün Toker Kılınç, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünden Prof. Dr. Zerrin Kurtoğlu Şahin son KHK ile Ege Üniversitesi’ndeki görevlerinden ihraç edildiler.

 

‘BEN SADECE ÖĞRENCİLERİM İÇİN ENDİŞELİYİM’

İhraç edilen akademisyenlerden Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nilgün Toker Kılınç da, sadece öğrencileri için endişe duyduğunu belirtti ve şöyle devam etti: “İtiraf etmeliyim ki pazartesi bölüme gidemeyeceğimi kabul etmek zor. 30 yılımın geçtiği, öğrendiğim, öğrettiğim yeri terketmek de zor. Öğrencilerimi ve ders anlatmayı çok özleyeceğim, çünkü hocalığı tutkuyla sevdim ve hakkını vermeye çalıştım, umarım verebilmişimdir. Yapmadıklarımdan, söylemediklerimden dolayı sorumlu olmaktansa, yaptıklarımdan, söylediklerimden dolayı ‘suçlu’ ilan edilmeyi onurla yüklenirim.” Kılınç öğrencilerine şu mesajı verdi: “Sevgili öğrencilerim, değişmekten vazgeçmediğiniz sürece felsefe öğrencisi ve bizim öğrencimiz olacaksınız emin olun. Elbet yolumuz bir gün bir yerlerde tekrar kesişir, buluşuruz...

www.evrensel.net