Mevzu işçi hakkı olunca düşmanlar ortak oluyor

Mevzu işçi hakkı olunca düşmanlar ortak oluyor

Evyapport'ta işçilerin işe geri dönme ve liman yönetiminin sendikayı tanıması için verdikleri mücadele sürüyor.

Fırat TURGUT
İstanbul

Kocaeli Derince’de faaliyet gösteren, 400’ü aşkının işçinin çalıştığı Evyapport’ta ağır çalışma koşulları ve düşük ücrete karşı sendikalaştıkları için işten atılan işçilerin işe geri dönme ve liman yönetiminin sendikayı tanıması için verdikleri mücadele sürüyor. Birbirleriyle kıyasıya rekabet içinde olan liman patronlarının, sıra işçi haklarına geldiğinde dost olduğuna dikkat çeken işçiler, “Sendikalaşma nedeniyle atıldığımız için başka limanlarda iş bulma olanağımız yok. Bu koşulların ortadan kaldırılması için bu mücadeleyi kazanmaktan başka yolumuz yok” dedi. Liman yönetiminin yeniden işçi atmaya gidebileceği uyarısında bulunan işçiler, çalışan arkadaşlarına birlik olma ve sendikalaşma çağrısı yaptı.

Görüştüğümüz işçilerden Uğur Çelik, kısa zamanda büyük bir emek harcayarak sendikalaştıklarını söylüyor. Üye sayısı artarken işten atıldıklarını belirten Çelik, “İşten atılma sürecimin aynı zamanda OHAL dönemine denk geldi ve OHAL yine uzatıldı. Şu an elimiz kolumuz bağlı hiçbir şey yapamıyoruz. Şu an hukuki süreci başlattık. İşe iade davalarını açtık” dedi.

MÜFETTİŞ GÖREVLENDİRİLDİ

Konuyu Meclis gündemine de ilettiklerini belirten Çelik, Çalışma Bakanlığının, konuyu araştırması için bir müfettiş görevlendirildiğini ve müfettişin Evyapport Limanı’na geldiğini anlattı: “Müfettiş limana gelerek işçilerle görüştü. Ama Evyapport yönetiminin müfettişin yanına gitmeden önce sendikalı ve sendikasız işçileri çağırarak, ses kaydı yapmasınlar diye telefonlarını aldıklarını öğrendik. Çünkü kimseye güvenmiyorlar bu konuda. Müfettiş de görüşmede işçilere ‘Sendikalaştığınız için tehdit ediyorlar mı’ diye sormuş. Sendikalı arkadaşlar toplantılarda tehdit edildiklerini söylemiş. Teftişten sonra, nüshaları Çalışma Bakanlığına, Evyapport yönetimine ve Liman-İş’e verilmek üzere bir rapor hazırlanacak.”

SENDİKALAŞMAK İÇİN NEDEN ÇOK

Sendikayı Evyapport’a sokmaya kararlı olduklarını dile getiren Çelik, şöyle devam etti: “Biz limanın içerisinde bir nevi asker gibiydik. Onlar ne derse onu yapmak zorundaydık. Hakkımızı arama şansımız yok. Hafta tatilimiz yoktu ya. Bir tek gündüzden geceye geçerken kullanıyorduk. O da mecburiyetten ve yalandan. Cumartesi gündüz 3’te çıkıyorduk. Pazar akşamı saat 10’da servise biniyorduk. Aslında bir izin günümüz bile yoktu. Benim en çok zoruma giden sudan sebeplerle arkadaşlarımızın işten çıkarılmasıydı. Benim arkadaşlarımın hepsinin borcu var. Ev almış, araba almış, yeni evlenmiş, çocuğu doğmuş. Küt diye işten atılıyor. Bunlara artık dur demek amacımız. Sendikalı olursak kolay kolay işten atamayacaklar. Neden biz yüzde 4 ya da 5 zam alıyoruz ya? Meslek hastalıklarımız oluyor. Çalışmaya başladıktan 10-12 sene sonra meslek hastalıkları rahatsız edici boyuta geliyor. Bel fıtığı, düzleşmesi, boyun fıtığı-düzleşmesi.”

‘MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ’

“Biz bir işe başladık ve bundan dolayı da yaklaşık iki aydır işsiziz” diyen Çelik sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiçbir şekilde de başka bir iş aramıyoruz. Çünkü içeride sendikaya üye olan bize güvenen arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlarımızı yarı yolda bırakmamak için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.”

‘ARKADAŞIM HAMİLE EŞİNİ NASIL DOKTORA GÖTÜRECEK?’

Cafer Uç da Evyapport’ta çalışan en eski işçilerden biri. İşten çıkarılırken, liman yönetiminin ‘Küçülmeye gidiyoruz, performans düşüklüğü, disiplin’ gibi gerekçeler sunduğunu söylüyor ama işçilerin hiçbiri buna inanmıyor. Uç, “İşten atılan 22 arkadaştan hiçbiri disiplin suçu işlemedi. Hepsinin de performansı yüksekti. Açıkça sendikaya üye olduğumuz için kış ortasında işten attılar” dedi.

İşten atılan 22 işçinin zor durumda olduğunu ve işsizlik ödeneği almak için başvurduğunu söyleyen Uç şöyle devam etti: “İki arkadaşımıza verilmedi. Bu iki arkadaşımız da yeni evli. Birinin eşi hamile ve kontrolleri var. İşsizlik maaşı çıkmayan arkadaşlarımızın sağlık sigortası da düşüyor. Hamile eşini nasıl götürecek doktora? Benim de benzer bir durumum var. Ben oturduğum eve 500 lira kira veriyorum, biri okula giden iki de çocuğum var. Benim kredi borcum var. Bize biçilen para 1300 lira. Zaten Evyapport’ta çalışırken de zar zor geçiniyorduk. Ayın sonunu göremiyorduk. Şimdi hepten ortada kaldık.”

Sendikalaşma nedeniyle atıldıkları için başka limanlarda da iş bulma olanaklarının olmadığını ifade eden Uç bunun nedenini şöyle açıkladı: “Diğer limanlara da bilgi vererek başka bir yerde çalışmamıza engel olundu. Diğer limanlardaki arkadaşlarımız, Evyapport’tan sendika nedeniyle işten atılan işçilerin diğer limanlarda işe alınmayacağını söylüyor. Piyasadaki rakipleriyle işbirliği yapıyorlar yani.”

OHAL MÜCADELEYE ENGEL OLUYOR

DAHA önce limanda işçilerin hiçbir yönetici tarafından muhatap alınmadığını vurgulayan Cafer Uç, “Ben yaklaşık 7 yıldır orada çalıştım. Bu yöneticiler şu zamana kadar hiç kimseyle ne abi ne kardeş oldu. Ama bu sendikalaşmadan sonra herkesin abisi kardeşi oldular” dedi.

Yasal haklarını kullandıkları için işten atıldıklarını belirten Uç, “Suç işlemedik. Ama yasal hakkımızı kullandık diye atıldık, bu yüzden suç işleyen onlar. Devletimizin bunu da görmesini istiyoruz. Bize sahip çıkması lazım. Biz işyerine bir zarar vermedik. İşimizi aksatmadık. Çalışan arkadaşlarımıza da bu vesileyle seslenmek istiyorum. Sendikalı çalışmak bizim yasal hakkımız” dedi.

OHAL döneminin de işçilerin mücadelesine engel olduğunu belirten Uç şöyle konuştu: “Eylem yapmak da sıkıntılı. Elimizi kolumuzu bağlıyor. Ocak ayını bekliyorduk ama OHAL uzatıldı. Şimdi önümüzdeki sürece bakacağız.”

 

TEKRAR İŞÇİ Mİ ATILACAK?

Liman içerisinde işçilere yönelik baskıların devam ettiğini söyleyen Ufuk Şeker de “Baskı bir yönüyle tehdit olarak geliyor. Diğer taraftan işçilerle yakın durmaya çalışarak baskı kurmaya çalışıyorlar. Bu zamana kadar cenazeye katılmazlardı, bir düğüne gelmezlerdi, şu an işçiyi kazanmak için ne varsa yapıyorlar. Ben orada en eski elemanlardan biriyim. Evlenen arkadaşlarımın çoğunun düğününe katıldım. İki-üç müdürü bir arada görme şansınız yoktu. Ama bu süreçte tam tersine döndü iş” diyor.

Bugüne kadar liman içerisinde yaşadıkları sorunun anca yüzde 10’unun çözüldüğünü ifade eden Şeker şöyle devam etti: “Ve bu zamana kadar arkadaşlarımızı, kaşını gözünü beğenmedim deyip işten de attılar. Ama biz hiçbirinde sesimizi çıkaramadık. Ve biz arkadaşlarımızı kaybetmemek için bu işe girdik. Buna da dur diyebilecek tek şey sendika. İyi ki sendikalı olmuşuz, içeriye sendikayı sokmuşuz diyorum ben. Şu an yönetimin içerideki işçi arkadaşlarımıza yönelik tutumu yüzde 100 değişti.” Ufuk Şeker 30 kişinin da daha işten atılacağı yönünde bir bir bilgiye ulaştıklarını söyledi.

 

YILBAŞI YEMEĞİ ÇOK TEPKİ ÇEKTİ

İşçiler işten atıldıktan sonra Evyapport yönetiminin, binlerce lira karşılığında bir otelin restoranını kiralayarak yılbaşı yemeği düzenlemesine karşı eylem yaparak tepkilerini dile getirmişti. Uğur Çelik, “Bizi işten çıkarırken ‘Biz bütün giderleri en az seviyeye düşürdük. Kırtasiye malzemelerine varana kadar. Çok yakan araçları çalıştırmayıp az yakan araçları kullanmaya kadar. Ama işin içinden çıkamadık. Bazı arkadaşların işine son vermek zorundayız’ dediler. Bizi çıkardıktan 20-30 gün sonra sen binlerce lira para ödeyerek bir otelin restoranını komple kapatıyorsun ve eğleniyorsun. Oraya harcanan para az olamaz. Oraya harcanan parayla çıkarılan arkadaşlarımızın 2-3 yıllık ücretleri, sigortaları ödenir” dedi.

Cafer Uç ise “Bu maddi sıkıntılardan dolayı daralmaya gidiyoruz denildi. Daha sonra insanların gözünü boyamak için, biz bir aileyiz algısını yaratmak için gittiler 5 yıldızlı bir otelde sazlı sözlü yemek düzenlediler” diye konuştu.

www.evrensel.net