Meksika’da yangına dökülen benzin: Gasolinazo

Meksika’da yangına dökülen benzin: Gasolinazo

Bugünlerde Meksika’da çıkan petrol yangını kolay sönecek görünmüyor.

Elif GÖRGÜ
İstanbul

Burjuvazinin “siyah altını” petrolü, yüzyıllar önce ilk gördüklerinde “şeytanın dışkısı” diye adlandırmıştı Latin Amerika yerlileri, bulunduğu her yerde siyasi yangınlar çıkaracağını o günlerden öngörerek. Bugünlerde Latin Amerika ülkesi Meksika’da çıkan petrol yangını da kolay sönecek görünmüyor.

Meksika; ABD’nin tel örgülerle çevrelediği biricik arka bahçesi, bir süredir siyasi ve ekonomik krizlerle boğuşuyor. Son olarak petrol fiyatlarındaki düşüş bahanesiyle yakıt fiyatlarındaki devlet kontrolünün kaldırılması ve fiyatların serbest piyasaya teslim edilmesi halkı sokaklara döktü. Yüzde 20’ye kadar çıkan zam “gasolinazo /büyük benzin zammı” olarak adlandırılıyor. Tüm ülkede yolları kapatan, benzin istasyonlarını işgal eden Meksikalıların üzerine polis ve askerler salındı, çatışmalar sürüyor. 43 öğrencini kaybedilmesi ve öğretmen eylemlerinin şiddetle bastırılmasının ardından gelen yeni halk ayaklanması hükümetin geleceğini etkileyebilir.

GASOLINAZO NEDİR?

Meksika’da liberal Enrique Peña Nieto Hükümeti 27 Aralık’ta, petrol ürünlerindeki devlet kontrolünün kaldırıldığını, 1 Ocak’tan itibaren benzin/yakıt fiyatlarına yüzde 14 ile yüzde 20 arasında zam yapılacağını ilan etti. İlk zamların 3 Şubat’a kadar geçerli olacağı, bu tarihten itibaren ise fiyatlarda liberalizasyona gidileceği; önce haftalık düzenlemeler yapılacağı ardından da günlük ayarlamaların başlayacağı duyuruldu. Devlet işletmesi olan petrol şirketi PEMEX’in (Meksika Petrolleri) giderlerinin uluslararası fiyatlara göre düzenleneceği açıklandı. Meksika’nın iktidarda en çok kalan partisi (farklı dönemlerde toplam 70 yıldan fazla) Devrimci Kurumsal Parti (PRI) hükümetinin benzin zammı ve fiyatların liberalizasyonu, “enerji reformunun” bir parçası. Hükümet ülkenin en büyük şirketi olan PEMEX’in uluslararası petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle yıkımın eşiğinde olduğunu iddia ediyor. Halbuki Meksika önemli petrol kaynaklarına sahip buna rağmen ABD’den işlenmiş petrol ithal ediyor. Ülkede rafineri sayısı ABD çıkarları nedeniyle artırılmıyor. 1938 yılında, o dönem petrol üretimini elinde bulunduran İngiliz sermayesine karşı düzenlenen kitlesel grevler sonucu ulusallaştırılan PEMEX’in yeniden özelleştirilmek istendiği de biliniyor.

HALK NEDEN BU KADAR ÖFKELİ?

Eylemler kendiliğinden başladı. Özellikle küçük işletmeler (son 4 yılda 120 bin küçük işletmenin hükümet politikalarıyla bağlantılı kapandığı belirtiliyor), aile işletmeleri, üretici köylüler en öfkeli eylemcilerdi, ardından yayıldı. 31 Aralık’ta benzincilerde uzun araç kuyrukları baş gösterdi. 1 Ocak’ta başkent Mexico City’den yükselen “petrol ülkesinde halkın parası yok” sesi birçok eyalete ulaştı. Nakliyat işçileri, taksi şöförleri, öğrenciler de eylemlere katıldı. Petrol üreticisi kent Veracruz’da da şiddetli çatışmalar oldu. Ülkede genel olarak ekonomik sıkıntılar baş göstermiş durumda. Meksika pesosunun dolar karşısında değer kaybetmesi (1 dolar 22 peso) tüketim maddelerinin fiyatlarında zaten bir yükselişe neden olmuştu, emekçilerin ücretleri ise yerinde sayıyor (asgari ücret ortalama 350 dolar). Benzin fiyatlarındaki artışı doğrudan etkilerinin yanında ulaşıma ve elektriğe zam, temel tüketim maddelerine zam anlamına geliyor. Öte yandan hükümet enerji reformunu açıklarken fiyatların düşeceğini ileri sürmüştü, bu vaadin yalan olduğunun ortaya çıkması da öfkenin nedenlerinden biri.

YAĞMA OLAYLARININ ARDINDA NE VAR?

Uluslararası medyanın öne çıkardığı gelişme mağazaların yağmalanmaya başlaması oldu. Yağmaların “provokatörler tarafından” kışkırtıldığı iddiası ise yaygın. Örneğin Devrimci Halk Cephesi’nin 7 Ocak tarihli açıklamasında, “Hükümet halk hareketi karşısında bir provokasyon süreci başlattı, çeşitli noktalarda provokatör grupların kimi işletmelere yönelik yağma olaylarına öncülük ettikleri ortaya çıktı. Sosyal medyada yalan haberler yayıldı. Bunların iki hedefi vardı; panik yaymak ve tüm ülkede gelişen hareketin prestijini zedelemek.” Açıklamada her eylemin yağma olmadığı, örneğin benzin istasyonlarını işgal ederek halka benzin dağıtmanın meşru olduğu belirtildi.

Benzer bir şekilde Jornada gazetesi yazarı Arturo Alcalde Justiniani de önceki gün şöyle yazdı: “Eylemler ve taleplerin üzeri, yağma ve vandalizm korkusu ile örtülmeye çalışılıyor. Halbuki biliyoruz ki bunlara izin veriliyor, hatta bizi kapatıldığımız çukurdan çıkaracak tek şey olan gerçek halk eyleminin bastırılması için hükümetin ajanları tarafından teşvik ediliyor”

HÜKÜMETİN HALKIN TEPKİSİNE YANITI NE OLDU?

Binlerce polisi halkın üzerine salmak ve eylemler büyüyünce orduyu kentlere indirmek oldu. Çatışmalarda biri polis en az 5 kişi yaşamını yitirdi. Haberimiz baskıya girdiğinde  gözaltı sayısı 1000’e ulaşmıştı. Öte yandan hükümet, neoliberal planından geri adım atmayı da reddediyor. Devlet Başkanı Peña Nieto, “Zammı geri alırsak sosyal hizmetlerden kesinti yaparız” tehdidi savurdu. İçişleri Bakanı Jose Antonio Meade de “Bir adım bile geri atmayacağız” dedi.

BUNDAN SONRA NE OLUR?

Meksika son birkaç yıldır halk hareketinin yükselişte olduğu bir ülke. Son devlet başkanlığı seçimleri öncesi #YoSoy132 (132. benim) adıyla anılan, PRI partisinin bir kez daha iktidara gelmesine de muhalefet eden demokrasi talepli öğrenci gençlik hareketi yükseldi. PRI hükümeti döneminde önce enerji sektöründeki özelleştirmelere karşı enerji işçilerinin grevleri gerçekleşti. Ardından 43 öğretmen adayı gencin, polisin göz yummasıyla çeteler tarafından kaçırılıp kaybedilmesi bir kez daha yüz binleri sokağa döktü ve bu konuda hükümet büyük prestij kaybetti. Bu arada yine hükümetin neoliberal refomları kapsamında gerçekleştirilen eğitim reformu öğretmenleri özellikle güney eyaletlerinde sokağa çıkardı, çatışmalı bir eylem süreci yaşandı.

2017 ise “gasolinazo” ile başladı. Her dönem kitleselliği ile dikkat çeken halk hareketinin, sendikaların, kitle örgütlerinin katılımına rağmen, yeterince örgütlü olmaması ise hükümetin bu kadar soruna rağmen ayakta kalmasının temel nedeni. 2018 yılında devlet başkanlığı seçimlerinin yapılacağı ülkede Meksika sermayesinin çeşitli kesimlerinin bu fırsatla hükümeti eleştirerek seçimler öncesi halkın desteğini almaya çalışması da halk hareketinin geleceği açısından bir tehlike anlamına geliyor.

2018 seçimlerinin öne çıkan alternatifler ise PRI’nin içinden çıkma Ulusal Yenilenme Hareketi (MORENA) adayı Andres Manuel Obrador ve ilk defa aday devlet başkanlığı için aday çıkaracağını ilan eden Zapatistalar olacak görünüyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Ocak 2017 10:44
www.evrensel.net