Fakir Meczup: Oktay Çetinkaya

Fakir Meczup: Oktay Çetinkaya

Oktay Çetinkaya, okulu bıraktı, çöplerden bulduğu kitaplarla önce kendisini sonra da hayatını değiştirdi.

Vedat AYDEMİR
İstanbul

Dilenciler, metro girişlerinde veya ATM’lerde yatan insanlar, kağıt toplayıcıları.

Günlük hayatımızda görmeye fazlaca alıştığımız ve artık görmezden geldiğimiz bu insanlar arasından gelen Oktay Çetinkaya, Tezer Özlü’nün “Yaşamın Ucuna Yolculuk” kitabında yer alan; “Her zaman yabancı insanlar bize dostlarımızdan daha çok sunan, veren kişiler. Öyleyse yaşamımızı neden yalnız yabancılar arasında geçirmiyoruz” sözlerini akla getiriyor.

Alkolik, çocuk yaşta kendisini terk eden bir babaya, çocukları için dilencilik yapan, yoksulluk içinde kendisini büyüten bir anneye sahipti. Yırtık ayakkabısı ve pantolonuyla gittiği okuldan hep nefret etti ve okulu bıraktı. Kaportacının yanında çıraklık yaptığında henüz 13 yaşındaydı. Kağıt toplayıcılarına çok özendiği için bir depoda işe girdi ve kağıt toplamaya başladı. Uzun süre bu işi yaptıktan sonra yolu İstanbul’a düştü. Topladığı kağıtları ve çöplerden bulduğu değerli eşyaları satarak geçinmeye çalışıyordu. Çöpten çıkan en değerli eşyanın kitap olduğunu anladı, okudu ve topladığı kitapları önce tezgahta sonra da, Beyoğlu’da açtığı sahafta satmaya başladı. Sokak hayvanlarını ve sokakta zor şartlar altında yaşamaya çalışan insanları hiç unutmadı ve hep destek oldu. Tesadüflerle değil hayatı fark ederek yaşayan, zorluklara rağmen hayata tutunmayı başarmış Oktay Çetinkaya’nın kısa hikayesidir bu.

‘ÇÖPTEN DOSTOYEVSKİ BULDUM’

Oktay Çetinkaya’nın hikayesi, 2009 yılında “Çöpten Dostoyevski buldum” ismiyle belgesel olarak Yönetmen Enis Rıza tarafından çekildi. Belgeselde annesi, dostları ve işverenleri Çetinkaya’yı anlatıyor. Yalnızca bir kişinin öyküsü üzerinden çekilen belgeselde ülkedeki yoksulluk profili de gözler önüne seriliyor. Emek, fırsat eşitsizliği, çaresizlik içinde bir yaşam mücadelesi… Kıyafetinden, yaptığı işten dolayı bir şekilde toplumdan dışlanmış veya uzak durmuş insanların ağızlarından dökülen bilgece sözler ne bir romanda ne de bir dizi filmde karşınıza çıkabilir. Belgeselde kurduğu bir cümle ile kendisini ifade ediyor Çetinkaya; “Benim hayatımdaki en ilginç şey izleyici açısından, hani çöpten çıkıp, bulduğu kitaplarla işte, sahaflığa başlaması gibi görünüyor ama mesele bu değil ki.”

‘FAKİR MECZUP’ SOSYAL MEDYADA

Oktay Çetinkaya şimdi de “fakir meczup” adlı sosyal medya hesabından isimlerini ve hayatlarını bilmediğimiz; ancak her gün gördüğümüz insanların fotoğraflarını paylaşıyor:

“Nıhat Abi 75 yaşında bekar bir teknoloji mağduru. Eskiden Beyoğlu esnafının tabelalarını boyar, yazar, çizerdi. Arada boya badana işleri de yapardı ama asıl işi tabelacılık Nihat Abi’nin, teknolojiye ayak uyduramadığı ve biraz da huysuz olduğu için bu aralar durumu hiç iyi değil. Tophane’de yıkılmak üzere olan bir binada tek başına yaşıyor, zamanında benim de içinde yaşadığım bir binada. 50 yıldır Tophane’de yaşıyor Nihat Abi, ne hikayeler var Nihat Abi’de, ah bir yazabilse”

“Cem kırk yaşında, bir kırk boyunda bir sokak insanı. Bir de kardeşi tinerci Metin vardı, Beyoğlu’da terk edilmiş bir binada cesedi yanmış halde bulunmuştu, esnaf çok severdi Metin, abisi Cem gibi. Doksanlı yıllarda bir gazete kupon ile televizyon veriyordu, Cem sokakta yaşamasına rağmen her sabah bir adet gazete alıp kuponlarını kesip biriktiriyordu annesine televizyon hediye edebilmek için.”

www.evrensel.net
ETİKETLER OktayÇetinkaya

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.