'Gazeteciliklerine tanığız'

Cezaevindeki tutuklu gazetecilere, meslektaşları, avukatları, aileleri ve arkadaşları tanıklık ediyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Gazetecilere Özgürlük Platformu(GÖP) cezaevinde bulunan 102 gazeteci için tanıklık günleri başlattı. Bugün Çağlayan Adliyesi önünde bir araya gelen gazeteciler, tutuklu meslektaşlar

Ruken Tuncel

Eylemde konuşan  GÖP  Dönem Sözcüsü ve TGS Başkanı Ercan İpekçi, şu anda cezaevinde 15’i hükümlü 87’si tutuklu 102 gazetecinin olduğunu söyledi. İpekçi, bu sayıya  gazete dağıtımcısı ve matbaa çalışanlarının dahil olmadığını onların da dahil edilmesiyle, cezaevindeki basın emekçilerinin sayısının 200’ü geçtiğini aktardı.

‘300 GAZETECİ DAHA TEHDİT ALTINDA’

Tutuklu gazetecilerin sayısının 2009 yılında 29, 2012 itibariyle de 102’ye çıktığına vurgu yapan İpekçi şöyle dedi: “Tahliyeler olmasına rağmen hapisteki gazeteci sayısı gün  geçtikçe artmaktadır. Öte yandan bu sayıların dışında yargılandıkları davalarda, haklarında para ya da hapis cezası verilmiş olmakla birlikte mahkeme kararı temyiz edildiği için kesinleşmeyen veya cezanın infazı 5 yıl süreyle ertelenmiş olan 100’e yakın gazeteci daha vardır. Bu, 300’e yakın gazeteci daha cezaevine girme tehditi altında demek oluyor.”

10 BİN DAVA VAR

“Ulusal ve yerel düzeyde faaliyet gösteren medya mensupları  hakkında açılmış 10 bin dolayında dava var” diyen İpekçi şöyle devam etti: “Durum böyle olmakla  birlikte, parlamentoda kanun yapma çoğunluğunu elinde bulunduran siyasi iktidar, ülkemizdeki tutuklu gazeteciler sorununu görmezden gelmektedir. Hükümet, hapisteki meslektaşlarımızla ilgili olumlu bir adım atmak bir yana onları “terörist” “katil” “tecavüzcü”  olmakla suçlamaya devam etmektedir.Parlamentonun bir an önce harekete geçip bu durum için acilen çözüm üretmesi gerekiyor.”

HABERLERİNDEN DOLAYI CEZAEVİNDE

İpekçi’nin ardından konuşan Dicle Haber Ajansı(DİHA) Ankara Büro sorumlusu  Kenan Kırkaya’nın eşi Newroz Kırkaya “Eşim 2002 yılından beri gazetecilik yapıyor. Bugün yaptığı haberlerden kaynaklı cezevinde bulunuyor. Cezaevi koşulları, tutuklu bulunan herkes gibi bizleri de etkiliyor. İki buçuk yaşındaki kızım bu tecriti en ağır şekilde yaşıyor. Aylardır hasta ve hâlâ düzelmedi. AKP kendine muhalif olan herkese nefretle yaklaşıyor, yıldırmaya çalışıyor. Ama bizler yılmayacağız, demokrasi talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

BİZLER TASMA TAKMADIK TAKMAYACAĞIZ

Kırkaya’nın çalışma arkadaşı DİHA editörüİbrahim Aslan da şunları söyledi: “Biz sekiz yıl beraber çalıştık. İddianemede yer alan BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ile yapılan habere de beraber imza attık. İddianamede normal gazetecilik diye bir tanım var. Bu tanımın içeriği şu demek oluyor: Yaptığın haberleri polise aktarmak. Biz bunu bugüne kadar yapmadık, yapmayacağız.. Bizlar tasma takan gazeteci değiliz Kenan da öyle olmadı. Kenan da böyle olmadığı için hedef seçildi.”

DELİL YOK MÜEBBETLE YARGILANIYOR

Atılım Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü  Sedat Şenoğlu için tanıklı yapan avukatı Gülizar Tuncer “Onu 15 yıldır tanıyorum. 15 yıldır Atılım’da çalışıyor. Sırf Atılım’da çalıştığı için defalarca gözaltına alındı, tutuklandı. Şu an Genel Yayın Koordinatörlüğünden sebep örgüt yöneticiliği ile suçlanıyor. Ama bu suçlamaya dair tek delil yok. Müebbet hapis cezası ile yargılandığı davada ortaya delil olarak atılansa Atılım Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek’in yardımcısı olması ve bir bilgisayar çıktısı.”

ARKADAŞLARIMIZIN SUÇUNU İŞLEYECEĞİZ

Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turhan Özlü’ye tanıklık yapan  Yalçın Büyükdağlı Özlü’nün davasının bugün görülmeye başlandığını belirterek “ Arkadaşımızla ilgili iddianamede yer alan şuçlamalar Erdoğan’ın telefon görüşmelerini yayınlamış olmak. Arkadaşımız gazetecilik yapmıştır. O kendisine gelen bilgiyi teyit edip haber yapmıştır. Arkadaşımızın yaptığı tekşey iktidar yetkililerinin yaptığı suçları yayınlamak, bu sebeple yargılanıyorlar. Ama biz görevi arkadaşlarımızdan devre aldık. Bu suçu işlemeye devam edeceğiz” dedi.

ZEYNO’NUN YANINDAYIM

Birgün Gazetesi ve Fırat Haber Ajansı(ANF) Muhabiri Zeynep Ceren Kuray’ı çocukluğundan bir hikaye ile anlatan annesi Ayşe Emel Mesci de  şunları söyledi: “ Biz sürgün yıllarındayken Zeyno daha kucağımda bir buçuk yaşında ben ona hep Ahmed Arif’in Adiloş bebem şiirini okurdum. O da bir gün odadan paytak paytak yürüyerek yanıma gelip benim adım “Atiç” dedi. Şunu söylemek istiyorum başbakan kızına ne kadar düşkünse biz de o kadar düşkünüz. Ve kızım Zeyno’nun yanındayım”

‘SABAHLARA KADAR HABER YAZARDI’

İddianamenin Kuray’la ilgili kısmında yer alan çevirmen Ali Berktay “Zeynep sabahtan çıkardı evden ve Tuzla, Pendik dört bir yanı  haber için gezerdi. Gün geçtiği haberlerin dışında eve geldiğinde de sabahlara kadar haber yazardı.

Zaten suçlamalarda haber dışında hiçbir şey yok. Haber yapmak, haber için telefon etmek, haber için biriyle görüşmek. İddianame habercilikten oluşuyor. Zeynep gazeteciydi. Ama asıl önemli olan bu arkadaşlar kendilerini Özgür Basın olarak tanımlıyorsa diğerleri bir düşünsün.” (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net