Metin de Ahmet de mazlumların derdini anlattı

Metin de Ahmet de mazlumların derdini anlattı

Fadime Göktepe, 21 yıl önce katledilen oğlu Evrensel Muhabiri Metin Göktepe'yi anlattı; Metin'in arkadaşı Ahmet Şık'ın tutuklanmasına tepki gösterdi.

Meltem AKYOL
İstanbul

Metin Göktepe... Gazeteciydi, Evrensel’in muhabiriydi... Gerçekleri anlatmak, duyurmak istiyordu... Takvim yaprakları Ocak’ın 8’indeydi... Yıllardan 1996’ydı… Metin o gün Ümraniye Cezaevi’nde öldürülen tutukluların cenazesini takip etmek için,‘mutlaka ben izlemeliyim’ diyerek Alibeyköy’e gitti. Sarı basın kartı yoktu bu nedenle ilçeye sokulmadı. Yüzlerce insanla birlikte gözaltına alındı ve Eyüp Kapalı Spor Salonu’na götürüldü. Burada polis tarafından dövülerek öldürüldü...

Ahmet Şık, gazetecidir... Metin’in arkadaşı... Metin katledildiğinde onun katillerinin peşini bırakmadı, zaman değişti, zalimler değişti ama Ahmet hiç vazgeçmedi gazetecilik yapmaktan, gerçekleri anlatmaktan... Şu anda cezaevinde...

Bugün Metin’in katledilişinin 21. yıl dönümü... Gazeteciler cezaevindeyken, gazeteler, televizyonlar, radyolar kapatılmışken, ‘Gazeteciliğin suç sayıldığı’ bu günlerde anıyoruz Metin’i... Onun kalemi elimizde, ‘mutlaka biz izleyeceğiz, mutlaka biz anlatacağız ve illaki gerçeği anlatacağız’ diyoruz...

Bu satırlarla başlamak istedim... Metin’in annesi Fadime Göktepe ile, Fadime Ana ile yaptığımız sohbete... Fadime Ana hem Metin’i hem Ahmet’i anlattı bize, eğer Ahmet okuyabiliyorsa bu satırları ona bir de mesaj gönderdi: “O Metin gibidir, Metin çok dürüsttü, iyi bir çocuktu, O da onun gibidir... Korkmasın bu günler geçecek, biliyorum korkmaz da...”

‘HEPSİ YALAN SÖYLÜYOR’

Fadime Ana Metin’in polisler tarafından öldürülmesinin ardından oğlunun acısını da yanına alıp düştü yollara... Metin’in katillerinin peşini hiç bırakmadı, “Duvardan düştü, sandalyeden düştü” dediler, davasını şehirden şehire sürdüler... Ama Fadime Ana hiç vazgeçmedi... Trafik kazası geçirdiğinde bile sarılı ayağıyla tekerlekli sandalyede gitti duruşmalara...

Metin’i konuşmak için sizin bu satırları okumanızdan birkaç gün önce Fadime Ana’ya gidiyoruz, biraz Metin’i biraz Ahmet’i (Şık) konuşalım istiyoruz... Fadime Ana bizi Esenler’deki evinde yüzündeki o her zamanki gülümsemeyle karşılıyor. Biraz beli ağrıyor, çok rahat dolaşamıyor ama iyi.. Oturuyoruz... Fadime Ana yemek hazırlamak için ısrar ediyor, durmadan ama... Sohbete başladığımız andan kapıdan çıktığımız ana kadar da devam ediyor ısrar.. ‘Ama geldiniz bir şey yemediniz, gidin Fadime Ana bizi aç bıraktı deyin’ diyor bizi uğurlarken, gülümsemeyle...

Çay koyuyoruz, sohbete koyuluyoruz. Politikayı yakından takip ediyor Fadime Ana, “Şu saate kadar hiç konuşmadı” diyor açık televizyonu göstererek… Bütün gün televizyon izlediği halde haber alamamaktan şikayet ediyor. “Yalan söylüyor bunlar” diyor, yalan... Kanalların kapatılmasına canı çok sıkılmış en çok da çok Hayatın Sesi’ne… Artık izleyemiyorum diyor kızarak, “kendi kanallarını kapatmıyorlar tabii, her gün yalan söylüyorlar.” Sonra da gülerek hem de bana teselli verir gibi “ama onları da ben kapatacağım” diyor…

ANNELERİN HİKAYESİ HEP AYNI MI OLUR?

“Metin’in yerine keşke ben ölseydim” demişti Ahmet... Ben kızdım, “Sen de benim için Metin’sin” dedim diyerek Metin’in katledildiği o gün yaşananları anlatıyor: “Geç geldiğinde telefon ederdi. O gün aramadı. Yemekleri hazırladım, Metin yok. Televizyonu açıyorum olmuyor, kapatıyorum olmuyor. Kalkıyorum bir lokma yemek yiyeyim olmuyor. Herkes geldi Metin yok, kimse yok. Aziz’e dedim “oğlum korkuyorum”, dedi “Anne bir şey olmaz, o gazetecidir.” Sabaha karşı birisi telefon etti, “Metin geldi mi” diye dedim “Yok.” Küçük oğlum Aziz bakkala gitti ekmek almaya... Ağlayarak geldi, “dedim ne oldu” dedi “anne abimi vurmuşlar, hastanede yatıyormuş” dedi. Ben onu duydum, kapıya gideceğim, kapıyı bulamıyorum, kapı yok, kapıları açamıyorum. Balkona çıktım balkondan kendimi aşağı atacağım, kadınlar beni tuttu, orda düşüp bayılmışım...” Fadime Ana’yı daha önce de dinlemiştim bunları anlatırken... Şimdi birçok şeyi parça parça hatırlıyor olmasına rağmen o günün-gecenin detaylarını hiç unutmadığı şaşarak dinliyorum... O konuşurken aklıma Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak geliyor... Emine Ocak da bir sürü şeyi hatırlamıyor olmasına rağmen Hasan’dan haber alamadığı akşamın bütün detaylarını aklına kazınmış gibi anlatmıştı... Fadime Ana anlatırken arada duralıyor, gülümsüyor.. Metin’in fotoğraflarına bakıyor... “Metin’i” diyor, “Metin’i öldürdüler ama şimdi bir sürü Metin var. Ahmet var... Evrensel’deki çocuklar var... Onları görünce mutlu oluyorum”.

AHMET BENİM İÇİN METİN’DİR

Sonra “Ahmet’i de (Şık) tutukladılar değil mi” diye soruyor bana, “evet” diyorum… ‘Çok ağladım ben Ahmet’e çok üzüldüm’ diyor iç çekerek… Sonra ekliyor: “O da benim için bir Metin’dir…” Ahmet Şık’ın Metin katledildiğinde nasıl ağladığını anlatıyor, “Ahmet ne yapmış, ne yapmış onlara, ne günahı varmış, ne suçu varmış” diye soruyor Fadime Ana. “Ben” diyor “çok üzüldüm o alınınca, Metin kadar üzüldüm ona. O da benim için bir Metin’dir.” Metin, öldürüldüğünde daha 28 yaşındaydı... Şimdi yaşasa belki o da cezaevinde olurdu...  Fadime Ana cezaevindeki diğer gazetecileri soruyor, durumları nasıl diye soruyor... Ama en çok Ahmet Şık’ı... Dönüp dönüp onu soruyor, gidemiyorum diye de hayıflanıyor... “Bir kere daha cezaevine girmişti, çıktı, yine çıkar, O benim Metin’im gibidir.. Yine çıkar biliyorum. Bir şey olmaz O’na, cesurdur O... Dürüsttür...” diye anlatıyor... Gazeteyi Ahmet Şık cezaevinde okur diyorum, var mı ona söyleyeceğin bir şey.. Biraz düşünüyor, “O Metin gibidir, Metin çok dürüsttü, iyi bir çocuktu, O da onun gibidir... Korkmasın bu günler geçecek, biliyorum korkmaz da...” Fadime Ana Metin için hukukçu olacaktı ya sonra gazeteci oldu demişti yıllar önce bir programda... Geçen günlerde Ahmet Şık’ın annesi Fatma Şık da oğlu için öyle demişti:

“Ya hukuk okuyup mazlumların haklarını savunacağım ya da gazeteci olup mazlumların, haklıların sesini duyuracağım” demişti.” Ahmet Şık ile Metin’i birbirine yaklaştıran, bu gerçekti sanırım... Mazlumların hakkını savunmak, sesini duyurmak...”

‘NEREYE KADAR BÖYLE GİDECEK, KİMSE SUSMASIN’

Televizyondaki habere bakıyor bir süre, sonra bana dönüp, “O çocukları öldürdüler (Ankara katliamından bahsediyor), gazetecileri cezaevine koydular, avukatları cezaevine koydular, ne olacak” diye soruyor... Ben de ona soruyorum, ne olacak diyorum Fadime Ana... Metin’in dava sürecini anımsatıyor,“Kaç yıl sürdü Metin’in davası, oradan oraya gönderdiler, bize neler ettiler... Ama ben her yere gittim, vazgeçmedim, peşini bırakmadım onların, kadınlar, gençler, Emek Partisi, Metin’in arkadaşları da beni hiç yalnız bırakmadı.’ Diyarbakır’a gittim, Cumartesi Anneleri’ne gittim, nerede ne olduysa gittim... Şimdi hastayım, yoksa yine her yere giderim...” Sonra yapılması gerekeni söyleyiveriyor bir çırpıda: “Evinde oturmasın kimse, dışarı çıksın, nereye kadar böyle olacak, susmasın kimse...”

METİN’İM HER YERE GİDERDİ

Fadime Ana Metin’i anlatıyor: “Metin’im her yere gidiyordu. Ben de bir gün kızdım ona, dedim “Sen çok ileri gidiyorsun, biraz dur.” “Anne o gidenler de ana kuzuları değil mi” dedi bana. Sen de gel diyordu, yaşlı teyzeler de eyleme gidiyor sen de gel. Bir kere gittim, herkes bağırıyordu ben de bağırdım... Güldü... Metin çok iyi bir çocuktu, kötülük bilmezdi... Her yere, herkese koşardı... Herkes severdi... Ondan öldürdüler Metin’imi... ama Metin’im burada, o çocukların hepsi benim Metin’imdir...”

Son Düzenlenme Tarihi: 08 Ocak 2017 10:27
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.