Umudun erik, üzüm, elma reçeli vardır

Umudun erik, üzüm, elma reçeli vardır

Suriyeli kadınların, “Biz de bir şeyler yapmalıyız” dediği anda bir mutfak kurma fikri oluşuyor ve Kadın Kadına Mülteci Mutfağı ortaya çıkıyor...

Hilal TOK

Suriye’de süren savaştan kaçarak komşu ülkelere sığınan, çocuklarını kucaklayarak yola düşen insanların hikayelerini dinliyor, okuyor, hatta tanık oluyoruz yıllardır. Akdeniz’de boğulanlar, sınırlarda vurulanlar oldu. Hayatta kalanlar yaşama tutunma mücadelesi veriyor, vardığı ve mecburen yerleştiği yer her neresi ise.

Biz, savaşın başka başka yerlere savurduğu milyonlarca Suriyeli kadından, Okmeydanı’nda bir mahalle derneğinde yolu kesişen 15’inin hikayesini anlatacağız. Savaşın onlara biçtiği geleceksizliğe karşı umudu reçelleyen kadınların hikayesini...

Okmeydanı’nda yoksullukla boğuşan Suriyeli kadınlar, çocuklarının karnını doyurmak için biraz yardım alabilmek isteğiyle arşınladıkları belediye yollarından her seferinde eli boş dönmüşler. Her güne “Bugün ne yiyeceğiz” derdiyle başlarken bir söz çalınıyor kulaklarına, “Mahallede Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği var, göçmenlere yardım ediyorlarmış...”

Devletin fayda etmediği yerde çareyi mahalle dayanışmasında bulmuş kadınlar. Dernek gönüllüleri, mültecilerin temel ihtiyaçlarını bir nebze de olsa karşılamak için mahalleli ile  Suriyeli göçmenler arasında mekik dokumuş bir zaman.

Ancak sadece yardımla olmuyor, taşıma suyla değirmen dönmüyor... Suriyeli kadınların, “Biz de bir şeyler yapmalıyız” dediği anda bir mutfak kurma fikri oluşuyor. Kadınlar kendi çabalarıyla reçel ve turşu yapmaya başlıyor. Böylelikle ‘Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’ kuruluveriyor. Bir grup mülteci kadının emeği, direnci, var olma mücadelesinin bir ifadesi olan bu mutfağı “Kavanozda savaşa, sürgüne, sınırlara karşı kadın dayanışmasının, bir aradalığın ve umudun erik, üzüm, elma reçeli vardır” şiarıyla tanımlıyor kadınlar.

BİR MUTFAĞIN IŞIK TUTTUĞU UMUT

Derneğin Başkan Yardımcısı Songül Yarar Dede, mutfağın ortaya çıkış sürecini şöyle özetliyor: “Mahallede küçük bir dayanışma derneğimiz vardı. Dernekle dayanışma gösteren gönüllüler olarak mültecilere soba yardımıyla başladık. Aldığımız sobaları Suriyelilerin evlerine götürdüğümüzde yaşadıkları evleri gördük. Gerçekten kötü koşullarda yaşıyorlar ve kiraları çok yüksek. Elimizden geldiğince soba, bebek bezi, kömür gibi ihtiyaçları gidermeye çabaladık. Biz de herkes gibi Suriyelilere devlet yardım ediyor sanıyorduk ama gördük ki öyle değil... Kadınlar, Beyoğlu’ndan Okmeydanı’na bile yürüyerek geliyor. Buna karşın gönüllülerimiz ve komşuların yardımıyla, sosyal medyadan yaptığımız çağrılarla yardımlar sağlamaya çalıştık. Ev temizliği gibi işler aradık, ancak çocukları bırakacak yerleri yoktu. Daha sonra onlar reçel yapıp satmak istedi...”

EN ÖNEMLİ İHTİYAÇ BİR MEKAN

Elbette Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nda olanaklar sınırlı. En küçük desteğin bile çok önemli olduğunu söyleyerek, dayanışma çağrısında bulunuyorlar. Dernek gönüllüleri “Şimdi en önemli ihtiyacımız elbette reçelleri yapabileceğimiz bir mutfak. Ama reçellerin dağıtımından kavanozlara, etiketlere, reçel satın alınmasına ve daha çok insana ulaşmamızı sağlayacak aracılara kadar bir çok konuda desteğe ihtiyacımız var. Bu yüzden dayanışmayı artırmamız gerekiyor. Bir mutfağın ışık tuttuğu umut, sizin desteğinizle sürdürülebilir hale gelecek” diyor.

KENDİ EMEĞİMİZLE BİR ŞEYLER YAPMAK İSTEDİK

SAVAŞTAN önce Halep’te yaşayan Süheyla Hellavi, savaştan kaçarak sınırdan geçmiş. Şimdi Okmeydanı’nda yaşıyor. “Birçok tanıdığım, çocuklarını okula gönderemiyor, çocukları çalışmak zorunda kalıyor ancak emeğinin karşılığını alamıyor. Yetişkinler de Türk çalışanlarla aynı işi yapmasına rağmen oldukça az para alıyor. Çünkü biliyorlar, mecburuz...” diyen Süheyla, dernekle tanışmasını ve mutfağın kendileri için önemini şöyle anlatıyor:

“Arkadaşlar bize, bir dernek var, dediler. Biz de gidip bakalım dedik. Çünkü daha önce belediyelere gitmiştik, yardım yapmadılar. Önce bu dernek aracılığıyla bazı eksiklerimiz  mahalle dayanışmasıyla karşılanmaya başlandı, ancak daha sonra emeğimizle, üreterek bir şeyler yapalım istedik ve reçelleri yapmaya başladık. Ancak kazancımız sadece malzemelere yetiyor ve hiçbir ihtiyacımızı karşılayamıyoruz. Tek umudumuzsa bir mutfak... Dernekte alanımız çok küçük ve üretim yapmak için bir mekana ihtiyacımız var.”

KUSURA BAKMAYIN, MECBUREN GELDİK

MERYEM Alhamet, 10 çocuğu ve kocasıyla birlikte Suriye’nin Haseke bölgesinde yaşıyordu. Kendi anlatımıyla Suriye’deyken iyi bir hayatları vardı. Çalışıyordu ve kocası belediye memuruydu. Çocukları okuyor, Meryem her biri için iyi bir gelecek planlıyordu...

Savaş başlayınca çocuklarıyla Türkiye’ye göçmek zorunda kaldı. Suriye’de üniversite okuyan çocuklarının buraya gelince yaşamlarının nasıl alt üst olduğunu, psikolojilerinin bozulduğunu anlatıyor. Belli ki bu durum bir anne olarak canını en çok sıkan şey. Çocukları için “Bir gelecekleri yok” derken canı acıyor insanın.

İstanbul’da yaşamın çok zor olduğunu söylerken, “Kusura bakmayın” deyiveriyor. Bu “kusura bakmayın” hepimizin içine dert olacak cinsten. “Kusura bakmayın, biz savaştan dolayı geldik. Herkesin vatanı kendisine. Ancak biz mecburen geldik. Buraya geldik ve sıfıra düştük.”

Yine de gözlerindeki umudu görüyor insan, Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’ndan bahsederken... “Benim umudum bir mutfağımız olsun, daha çok kadın gelsin, daha çok üretim yapalım ve emeklerimizin karşılığını alalım” diyor. 

GÜLİSTAN’IN YAŞAM MÜCADELESİ

SURİYE’nin Qamişlo kentinden gelen Kürt kökenli Gülistan Hüseyin üç çocuk sahibi. Kaçak yollarla Türkiye’ye giriş yapabilmiş. Çok zor zamanlar geçirdiğini, üç yıldır Türkiye’de olduğunu ve devletten hiç yardım alamadığını söylüyor. “İlk başlarda bize ev verilmedi, ailemle yerlerde yattığımız zamanlar oldu. Daha sonrasında Okmeydanı’nda bir ev bulduk. Sonra bir gün dernekle kesişti yolumuz. Reçel yapmaya başladık. Suriye’den gelen kadın sayısı çok fazla ve hepsinin çocukları var. Bu mutfak umudumuz. Burası sayesinde en azından çocuklarımıza kırtasiye malzemelerini aldık, evimize soba aldık...” diyen Gülistan da dayanışma çağrısını yineliyor.

 

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Ocak 2017 21:50
www.evrensel.net

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.