Kütahya Belediyesi’nden güzide hizmet!

Kütahya Belediyesi’nden güzide hizmet!

Sosyolog Birgül Avdan Kütahya Belediyesi tarafından yeni evli çiftlere dağıtılan 'Evlilik ve Aile Hayatı' kitabını değerlendirdi.

Birgül Avdan

Sosyolog/Aile danışmanı

Aile kavramı her toplum için aynı olsa da algı açısından farklılıklar gösterir. Toplumumuzda ailenin aile olabilmesi için, iç hizmetlerini gerçekleştiren bir bireyi, yani ücretsiz, gönüllü hizmetçisi kadını, annesi; bir de dış işlerini yürüten, ailenin temsilcisi konumunda ücretli çalışanı, erki, erkeği olması gerekir. Ailenin içerideki temsilcisi görevi iç alanın bakımı, düzenlenmesi, içeriye dahil olan bireylerin bakım ve mutluluğudur. Dışarıya çıktığında savunmasızdır, korunmalıdır. Dış temsilci ise, yanında diğer aile bireyleri varken erk olduğunu kanıtlamak, daha bir güçlü görünmek için kabararak yürür, yüksek sesle konuşur ve sürekli talimatlar verir. Uzaktan bakınca “bu kümesin horozu bu” diyesi gelir insanın. Tüm çaba da bu yüzdendir zaten, horozlar daha bir öne çıksın, onlar öttüğü için sabah olduğu sanılsın.

Bu amaçla, güzide belediyelerimizden biri, Kütahya Belediyesi, uzuuun araştırmalar sonucunda ‘Evlilik ve Aile Hayatı’ konulu eşsiz bir eser hazırlamış!

Bu güzide eserin bazı maddelerine bir göz atalım isterim;

  • Kadın ev işinde kocasının hizmetini görmede maharetli olmalıdır. Pek tabii ki öyle olmalıdır. Ne yapıyorsun ki evde? Sabah herkesten önce kalkıp kahvaltıyı hazırlıyor, çocukları okula, kocanı işe hazırlayıp, karınlarını doyurup, ardından evi toplayıp, varsa çamaşır, ütü, ev temizliği, öğlen-akşam yemekleri, evde hasta varsa bakımını yapıyorsun. Oysa kocan öyle mi? O, evden çıkıyor, işe gidiyor, çalışıyor, akşam da işten çıkıp eve geliyor. Böyle anlatınca basit geliyor. Basit olmayan yanı; daha önce de anlattığım “kendisi öttüğü için sabah olduğunu sanan horozlar dünyası.” Bir bakıyor ki, kendisinden daha iyi kabaran, öten horozlar var. Ego yerlerde doğal olarak. Bu egonun şişirilmesi gerek; bu iş de doğal olarak hizmette kusur etmemesi gereken kadına düşüyor.
  • Evin erkeği öfkelendiğinde, evin hanımı hemen susmalı, özür dilemeli, kocasını kızdırmamalıdır. Kocası için süslenmeyen, erkeğin reisliğine itaat etmeyen kadın dövülebilir, kadına evin hakimi hatırlatılır. Adam yine haklı. Düşünsenize, sabahtan akşama kadar dünya liderleriyle toplantılar yap, savaşları bitirip, yenilerini başlat, dünyayı felaketlerden kurtar, eve gel yemeğin tuzu fazla olsun.
  • Kadının çalışması faydasızdır, ailede krize neden olur. Kocasına karşı cinsel görevini olumsuz etkiler. İş yerinde kocasından daha yakışıklısını görüp, gönlü kayabilir. Yine haklılar. Kadın dışarı hayatını bilmiyorken, horozumuz yaptığı işi abartarak anlatıyordu. Kadın da “vay be, benim kocam olmasa dünyanın sonu gelir” diyordu. Çalışmaya başlayınca, ABD Eş Başkanı sandığı kocasının yaptığı her şeyi, hatta daha iyisini kendisinin de yapabildiğini görür. Kötüsü, bunu kocası da görür. Bir de, aman Allah’ım kendisinden daha iyi kabaran ve öten horozların varlığını görürse? Akşam horozumuza “Bugün canım istemiyor” derse? Yoksa öteki horozu daha mı çok beğendi? Olamaz, hani ben öttüğüm için sabah oluyordu? Egoyu şişirmek adına girdiği yataktan yerle yeksan olarak çıkan horozumuz için artık “sabahlar olmasa da olur.”

Sevgili dostlar, dikkat çekebilmek adına bazılarını ele aldığım, aslında daha fazlasının olduğu bu kitabı ciddi bir dille incelemeye ve sizlerle bu şekilde paylaşmaya çalışsam da beceremedim. Kadını aşağılayan, yok sayan, metalaştıran bu yaklaşımların asıl vurguladığı, güçlü görünen erkek dünyasının kendi içinde ne kadar güçsüz olduğu gerçeğidir.

www.evrensel.net

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.