‘Çizgileriniz bana sözlerinizden daha kıymetlidir’

‘Çizgileriniz bana sözlerinizden daha kıymetlidir’

Bir resim öğretmeninden öğrencilerine...

Güneş AYIRTIR

Aktif oluşumlar sonucunda öğrenme; insan hayatının en vazgeçilmez ve kesintisiz süregelen davranış değişikliğini, toplumla uyum sürecini, hayatını anlayarak veya hissederek yaşamasını daha anlamlı bir şekilde ortaya koymasını sağlayan bir evredir diyebilir miyiz?

Fiziksel olgunlaşmanın haricindeki gerekliliklerin dışında kalan öğrenme, insan ve diğer canlı türlerinin aldığı nefes kadar hayatidir.

Evrenin tek rasyonel varlığı, kendi kendini üretip idare edebilen, yaratan, yaşatan fakat ne yazık ki yok da edebilen, iyi veya kötüyü, doğru veya yanlışı da göreceli olarak tanımını zihinlere çiviyle çakabilen insan, bildiğimiz kadarıyla evrende, hiyerarşik düzenin en üst kademesinde yer almaktadır. Bu yüzden geçmişsiz veya geleceksiz düşünülemez. Çeşitli bilgi ve birikimiyle, içinde yaşamakta olduğumuz şu zaman diliminde de insan ve öğrenmek kelimelerinde, değişmeyen tek şeyin ise sözlükteki anlamı olduğunu söylemek istiyorum. Çünkü insan aldığı öğrenme biçimi sonucunda yeniden programlanmış durumdadır, ne yazık ki bu programda da sadece kendini değil, pek çok canlı türünün bu minvalde yaşam bulmasına izin vermektedir.

Tam da bu noktada, tüm bunları yazarken, içinde bir şekilde dahil olduğum bu piramidin görünen hangi açısında olduğumu bana hatırlatan özel bir sebebim var. Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinde anlamlı bir dayanışma örneğiyle varlık gösteren kadın arkadaşlarımıza resim dersi vermek üzere haftada bir kere aralarına girmiş bulunmaktayım.

Tam anlamıyla tanımadığım bu insanlarla geçirdiğim her ders, onları biraz daha tanımama vesile oldu. Ancak tanımak her zaman sözle ortaya çıkan bir durum değil, yaptığımız işin yolunda ve doğrultusunda gelişen bir iletişimdir aynı zamanda… Hayatlarının çeşitli mecburi meşgalelerinden sıyrılıp oraya gelen ve eline aldığı kalemle çizmeyi öğrenmek isteyen ifadeleriyle bana bakan birer çift göz... Bir süre sonra yoğunlaşan ve yanındakine de bulaşan o enerjinin dönüştüğü diyalog, sanırım her öğretmenin hissettiği özel bir duygudur. Ancak benim için, bu işin heyecana dönüşmesine olanak tanıyan en önemli durum, kadın ve daha sonra da aramıza katılan çocuk arkadaşlarımda gördüğüm, çeşitli bilgi ve birikimlerinin dışında, öğrenme duygusunun onlarda estetik bir yapıya da dönüşmelerini keşfetmeleridir. Sessizleşen ortamlarında duyulan tek ses, ellerindeki kalemlerle çıkardıkları çizginin sesi olmasıdır. Kimisi elindeki dereceli kalemin en koyu tonunu kullanırken, kimisi de en hafif tonunu tercih ederek belki hırsını, özlemini, bir hayalini, belki de saf insan olmakla ilgili fizyolojik donanımını kullanmaktadır. Tarif edemediğimiz bu durumun sonucunda söyleyebileceğimiz en net şey, şüphesiz ki orada varlık gösteren bu insanların her birinin öğrenmek için hazır olda bekleyen çocuksu duygularının olmasıdır. Bir not almayacaklar, bir diploma beklemiyor onları, hayır tahmininiz yanlış, bu hobi de değil. İnsan olarak çok kısa olan ömürlerimizde, hayır bu bir zaman geçirme aktivitesi hele hiç değildir.

Şunu çok net diyebilirim ki; SEN sadece dayanışma ruhu ile aramızda olarak bana gurur veriyorsun, SEN düzeni sadece birilerinin kurduğu sosyolojik bir mekanizmadır, lütfen aldığın kararın garipsenmesi kalbini korkutmasın, SEN o çok düşünüp az söyleyebildiklerinle var olmaktan huzur duy, steril bu yapında çok net renklerin olacağına inanmak güç değil, SEN çizgilerinde ve tonunda, hareketli ve kararlı tarzınla zor olandan başlayacak kadar cesursun, SEN öğretmenin ve öğrenmenin empatisini çok rahat kuracak kadar hayata odaklı olman seni o ulaşmak istediğin doğruya götüreceğini biliyor olmadan ileri gelmektedir.

Çizgileriniz bana sözlerinizden daha kıymetlidir bunu bilin, kim öğretmen kim öğrenci bilmecesine eklenen küçük dostlarım yani SİZ, yukarıda bahsettiğimiz piramidin hiçbir evresine dahil etmeye kıyamadığım sizlere, müfredatsız ve notsuz bir eğitim ortamı ne de güzel yakışırdı. Halkların ortak mirasıdır sanat dediğimiz şey, yani evrenseldir ve aldığımız nefes kadar insana dairdir. Tarihte, yani geçmişte, sosyolojik ve çeşitli mitolojik durumlarla ortaya çıkan her sanat nesnesi, kendi yüzyılının olanakları ile doğru orantılıdır. Fakat bunları ifade edebilecek kadar bir şeyler biliyor olmamız, bizleri diğer yüzyıllardan ayırmalı diye düşünmek akıllara zarar vermese gerek.

Sanat insan hayatı ve enerjisi için gereklidir. Her yaşta ve koşulda sunulası bir hizmet anlayışına dönüşmesi, başarı veya başarısızlığın bir rakamla ifade edilmemesi, el izinin özellikle orda kalmasını isteyen ve sırf bu yüzden bu eylemiyle kendisini hayvandan ayıran o mağara insanı ile aramızdaki zaman farkını ortadan kaldıran o duyguya ihtiyacımızın olduğunu bize hissettirecek sanatçı dostlarımıza ve öğretmenlerimize ihtiyacımız vardır.

Dokunmalı artık hayatımıza, bir nota ile, bir çizgi ile, tiyatral bir replik ile ve insan yaratıcılığına özgü bir tarif ile girmeli çokça hayatımıza...

Evrene bu yol ile iletilen bir mesaj düşünün... Düşünsenize bir şarkı söylerken kendinden geçen bir insan eline silah alabilir mi, bir gün doğumunu resmeden bir insan, yaşadığı hayatı kana bulayabilir mi, bir çocuğa kıyabilir mi... Bu örnekler çoğalabilir...

Ne oldu, okurken bu tezimi çürüten bildikleriniz mi var, mesela resim yapmayı bilip ve resim yapıp aynı zamanda bir emirle binlerce insanı kıyıma götüren örnekler... Attığımız tohumun yeşermesi için bahsettiğimiz piramidin içine bu duygunun başarı getirebileceğine dair örneklerin çoğalmasına emek vermemiz gerekmektedir değerli dostlar...

Bunun mümkün olabileceğine dair küçük bir örnek sundum naçizane ve bana bunu yazdıran öğretmenlerime yani kadın ve çocuk öğrencilerime teşekkür etmek istiyorum.

Sanat bir toplumun varacağı en aydınlık yoldur.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.