Watsons'ta istismarın ardından...

Watsons'ta istismarın ardından...

Gördük ki dertlerimizde ortaklaştığımız kadınlar çok, derdi çözmeye uzatılan eller olsun yeter ki...

Hülya AKTAĞ

Daha on altısında, lise öğrencisi. Kanı deli akan, ergenliğin getirdiklerini yaşayan bir genç kız, emekçilerin yaşadığı bir semte yapılan devasa büyüklükteki ucube AVM’de bir kozmetik mağazasına girme gafletinde bulunmuştu bir kere. Kendi rujuna benzeyen bir ruj bakacaktı. Belki alamayacaktı, ama bakmak da parayla değildi ya canım. Baktı, bulamadı. Belki buldu, alamadı ya da almak istemedi, çıktı mağazadan. X-Ray cihazından geçti. Hem kendisinin de kadın olduğunu hem de ücretle çalıştığını unutup, Kafdağı’nın tepelerinde gezen mağaza müdürü hanımefendinin içine bir şüphe düştü. Daha genç kız içeri girdiğinde anlamıştı hırsızlık yapacağını! Öyle söylemişti; ‘Etiler’de de çalıştım, böyle giyinenler gelmiyordu. Böyle şeyler olmuyordu.” İşçi, emekçi kesimi potansiyel hırsızdı onun için! O yüzden, genç kız daha mağazaya girdiğinde anlamış neler olacağını, yaftayı yapıştırmıştı.

AVM’nin güvenlik müdürü ve amirine (ikisi de erkek), bir de kadın güvenlik görevlisine haber vermişti. Genç kızı depoya götürüp, erkek güvenliklerin sırtlarını döndürüp -sanki arkalarını dönünce yaptıkları yanlış olmayacak- genç kızı soymuşlardı. Şaşkın, ne yapacağını bilemeden utançtan kulakları zonklamaya başlamıştı kızın. “Ben bir şey almadım” dese de inandıramadı kendine, zorla çıplak aranmıştı. Kadın güvenlikçi avını yakalamış avcı misali genç kızın en mahrem yerlerine kadar ararken mağaza müdürü, kızın kafasına vurup yumruklarıyla darp etmişti, “Dua et, iyi günümdeyim, yoksa buradan sağlam çıkmazdın” tehditleri savurdu. Kız, ne yapacağını şaşırmış durumdayken yapmadığı bir şey için suçlanmasını mı, kırılan gururunu mu, yoksa soyularak en mahrem yerlerine dokunulmasının yarattığı utancı mı düşünsündü.

KENDİ HALİNDE, EMEĞİ İLE GEÇİNEN İNSANLAR

Ailenin aranması gerektiği, bu saçmalıklardan sonra akla geliyor. Yaşananları duyduğu anı ise anne anlatıyor bize: “Ev misafirle doluydu, haberi aldığımda eşimle odadan çıkamadık, hemen çıksak insanlara ne cevap verecektik? Aklımdan bin bir senaryo geçti. İnanamadım, acaba kızım böyle bir şey yaptı mı, yaptıysa bile çocuğum ne haldedir? Sağ salim eve gelsin istiyordum.” Her türlü kötülükten korumaya çalışırken çocuğunu, öpmeye sevmeye kıyamazken, yaşatılan şiddeti anlatıyor bir çırpıda Meliha, utanıyor, sıkılıyor. Sanki kendi suç işlemiş gibi ezilip büzülüyor. Temizlik işçisi olduğunu, iki kızı olduğunu söylüyor. “Biz kendi halinde yaşayan insanlarız, emeğimizle geçinip gidiyoruz” diyor. “Kızımın bir ruj kadar değeri yokmuş. Ne yapmam gerekiyorsa yapacağım dedim ve kızımın arkadaşı aracılığıyla Evrensel gazetesine ulaştım.” İşte kadın dayanışması bundan sonra başlıyor.

KADINLAR ‘ARTIK YETER’ DEDİ

Haberin yayımlanmasından sonra çevredeki herkes kendi çocuklarına yapılmışçasına sahiplendi aileyi. Herkes birbirine haber verdi, destek mesajları yağdı. Protesto eylemleri yapıldı, birbirlerini hiç tanımayan insanlar birbirine haber veriyordu. Ne yapmaları gerektiği konusunda birbirlerini tamamlamaya çalışıyorlardı. Son yıllarda ortaya çıkan/çıkamayan taciz, tecavüz, cinayetlere, kadınların şort giydiği, spor yaptığı için şiddete uğramasına, erkeklere ödül verircesine ceza uygulanmamasına, yasalara öfke vardı ve artık yeterdi, bahanesi olamazdı.

Mağaza, ürünlerini korumak adına 16 yaşındaki genç bir kıza yaşatılan bu saldırının ve yol açtığı travmanın izi nasıl silinecekti? Gücü yetenin her türlü şiddeti uygulayabildiği eşitsiz ve acımasız bir düzende nasıl ayakta kalacaktık?

Biz kadınlar, iktidarın hayatlarımızı güç ve kâr hırsıyla tehdit etmesine karşı çıkıyoruz diyerek mağazanın önünde buluştuk. Hayatımıza, bedenimize, cinselliğimize kasteden ve bize türlü travmalar yaşatan bu eşitsiz ve acımasız düzeni temelinden sarsmak için bütün kadınları dayanışmaya çağırdık. Bu dayanışmayı gören mağaza üst üste özür diledi, olaya sebebiyet veren müdür ve güvenlik görevlisi işten uzaklaştırıldı. Gördük ki dertlerimizde ortaklaştığımız kadınlar çok, derdi çözmeye uzatılan eller olsun yeter ki.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.