Cumartesi Anneleri'nin 615. buluşmasında gözaltı!

Cumartesi Anneleri'nin 615. buluşmasında basın metnini okuyan Maside Ocak gözaltına alındı. Ocak, ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Cumartesi Anneleri, kayıp yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması için 615'inci kez Galatasaray Lisesi önünde bir araya geldi. Üzerine kımızı karanfillerin bırakıldığı “ Failler belli kayıplar nerede” pankartı açılan eylemde, kayıpların fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşındı.

Bu haftaki eylemde Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde jandarmalar tarafından gözaltında alınan Abdullah İlhan, Ahmet Kaya, Ali Nas, Neytullah İlhan, Halit Kaya ve Ramazan Oruç anıldı.

Basın açıklaması okunduğu esnada polis tarafından eyleme müdahale edildi.  Eylem bittikten sonra basın açıklamasını okuyan Maside Ocak, savcılık talimatıyla gözaltına alındı. Ocak emniyet ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

'BARIŞ İSTİYORUZ'

12 Ocak 1996'da gerçekleşen Güçlükonak katliamında babası Ahmet Kaya ve amcası Halil Kaya'yı kaybeden Emine Kaya, katliamlara dur denmesi gerektiğini ifade ederek barış istediklerini söyledi. Kaya, bu talebi bütün Cumartesi Anneleri adına dile getirdiğini belirtti.

TANRIKULU: TÜRKİYE'NİN HER YERİ TAZİYE EVİNE DÖNÜŞTÜ

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, her gün büyük acılarla yeni annelerin bu meydanda toplandığını ifade etti. "Türkiye'nin her yeri taziye evine dönüştü" diyen Tanrıkulu, insanların ölüm ve  taciz korkusuyla yaşamak zorunda olduğunu belirterek "Ölüm korkusu yaşamayanlar sadece canlı bombalar" dedi. Dün yayımlanan KHK'lerden söz eden Tanrıkulu, bu kararların darbe hukuku olduğunu vurgulayarak, "Ne umudumuzu yitireceğiz ne de korkacağız" dedi.

OCAK, SAVCILIK TALİMATIYLA GÖZALTINA ALINDI

Daha sonra 1995 yılında gözaltına alınarak katledilen Hasan Ocak'ın kardeşi Maside Ocak ortak basın açıklamasını okudu. Ocak, basın açıklamasında örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla polis müdahalesine uğradı. Önce GBT kontrolü yapılan, kimliğine el konulan Ocak daha sonra savcılık talimatıyla gözaltına alındı. Ocak, Taksim Karakolu'na götürüldü. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Avukat Gülseren Yoleri'nin de Ocak'ın yanında olduğu belirtildi.

Ocak emniyet ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

MASİDE OCAK'IN OKUDUĞU BASIN AÇIKLAMASI

Maside Ocak'ın okuduğu basın açıklaması şöyleydi:
"2017’deki ilk buluşmamıza yine katliamların ve yeniden uzatılan OHAL’in gölgesinde giriyoruz.
Peş peşe gelen ve ağır kolektif travmalara yol açan katliamların yarattığı yıkım ortamındayız.. Bir katliamın yasını tutamadan bir başka katliama uyanıyoruz. Ölümleri sıradanlaştıran, nefret, kin ve linç kültürünü besleyen kanlı bir kaosun içindeyiz. Hükümetin yürüttüğü çatışmacı siyasetin yarattığı bu kaostan çıkmanın tek yolu Türkiye’nin demokratik değerler temelinde yeniden inşasıdır.
Yaşadığımız bu yıkım, denge ve denetim mekanizmalarından yoksun başkanlık sistemi ile, hukuksuzluğu olağanlaştıran OHAL uygulamaları ile, içeride ve bölgede savaş politikaları ile aşılamaz.
Bütün enerjisini, başkanlık sistemine, muhalifleri susturmaya yöneltmiş olan devlet, tüm enerjisini herkesin yaşam hakkını garanti altına alma yükümlülüğünü yerine getirmeye yöneltmelidir. Hükümet bu toprakları katliamlara açık hale getiren çatışmacı politikalara son vermelidir.
Bugün “21 yıl önce, geçmişin OHAL hukuksuzluğunda yaşanan Güçlükonak Katliamını unutmadık!” diyerek biradayız.
1996 yılının 10- 12 Ocak tarihleri arasında askerler, Şırnak’ın Güçlükonak ilçesine bağlı Çevrimli ve Yatağan köylerine baskın yaptı. Abdullah İlhan, Ahmet Kaya, Ali Nas, Neytullah İlhan, Halit Kaya ve Ramazan Oruç’u gözaltına aldı. Gözaltına alınan köylüler, Taşkonak Jandarma Taburu’na götürüldü. İşkenceyle sorgulanarak öldürüldü.
15 Ocak 1996 tarihinde Koçyurdu köy muhtarı ve aynı zamanda korucu olan Mehmet Öner’i arayan jandarma, gözaltındakileri serbest bırakacaklarını, onları almak için bir minibüs göndermelerini istedi. Durumdan şüphelenen Korucular Hamit Yılmaz, Abdülhalim Yılmaz, Mehmet Öner ve Lokman Özdemir, sürücü Ramazan Nas’ı yalnız göndermemek için 56 AH 320 plakalı minibüsle Taşkonak Jandarma Taburu’na gitti.
Taburdakiler yalnız minibüs sürücüsünün gelmesini bekliyordu. Sürücü ile birlikte gelen 4 korucu hesapta yoktu. Tanık bırakmamak için 4 korcu da öldürüldü ve daha önce öldürülen 6 köylü ile birlikte, 10 kişinin cansız bedenleri minibüsün koltuklarına bağlandı, başlarına da çuval geçirildi. Ramazan Nas’ın kullandığı minibüs jandarmanın kontrolünde askerler tarafından trafiğe kapatılan yola çıktı.
Minibüs bir noktaya gelince aracın içindeki jandarmalar inerek uzaklaştı. Yolu kesen özel tim, önce minibüsü silahla taradı. Attıkları roketler sonucu minibüs ve içindeki 10 ceset kömür haline geldi. Kaçmaya çalışan minibüs sürücüsü de taranarak öldürüldü. Adeta kül olmuş bedenler, ailelere teslim edilmedi. Üzerinde kimliklendirme çalışması yapılmadan, dini vecibeler yerine getirilmeden güvenlik güçlerince toplu halde gömüldü.
16 Ocak 1996’da Genelkurmay Başkanlığı, Ankara’dan Güçlükonak’a getirilen gazetecilere PKK’nin yolcu minibüsüne saldırdığını söyledi, gazeteler ve televizyonlar katliamı böyle haberleştirdi.
Genel Kurmayın açıklamasındaki çelişkiler nedeniyle, İstanbul’da “Barış İçin Bir Araya Çalışma Grubu”nun çağrısıyla, sivil toplum kuruluşlarının üyelerinden oluşan bağımsız bir heyet kuruldu. Güçlükonak’a giden heyet, hazırladığı raporda “Katliamın birkaç askerin yapamayacağı kadar büyük bir organizasyon gerektirdiği ve bölgede görev yapan bütün askerlerin komplonun parçası olarak emir komuta zinciri içinde hareket ettiğini” belirtilerek Genelkurmay Başkanlığı aleyhinde, “toplu cinayete azmettirme ve haber alma özgürlüğüne müdahale” iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.
Gerçekler bu kadar ortadayken yapılan tüm başvurular sonuçsuz kaldı. AİHM’e taşınan davada Türkiye etkin soruşturma yapmadığı için mahkûm oldu.
Katliamdan 13 yıl sonra dönemin bakanlarından Adnan Ekmen yaptığı itirafta: “Olayı araştırınca arkasından devlet çıktı. PKK’nın değil, JİTEM’in işiydi, söyleyemedik.” dedi.
Güçlükonak katliamının faili devlettir. Bu katliamı planlayanlar, uygulayanlar, örtbas edenler, gerçeği değiştirerek toplumu yanlış bilgilendirenler bilinmektedir.
Bugün bir kez daha “Güçlükonak’tan Ortaköy’e tüm katliamların sorumlulardan hesap sorma hakkımız var; bu toprakları katliamlara açık hale getirenler hesap versin!” diyoruz". (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Ocak 2017 16:19
www.evrensel.net