Taktik analiz: Tottenham Chelsea’yi nasıl yendi?

Taktik analiz: Tottenham Chelsea’yi nasıl yendi?

Chelsea, 13 hafta sonra ilk yenilgisini Tottenham’dan aldı. Michael Cox, Mauricio Pochettino’nun galibiyeti getiren taktiksel hamlelerini yazdı.

Michael COX

Antonio Conte’nin 3-4-3 sistemi ilk kez alt edildi ve iyi bir taktisyen olarak anılan Mauricio Pochettino etkileyici bir performans sergiledi. Chelsea, eylül ayında Emirates Stadyumu’nda Arsenal’e karşı alınan 3-0’lık yenilgi sonrası 3-4-3’e döndüğünden bu yana oynadığı 13 maçı da kazandı. Chelsea bu maçlarda oyuna o kadar hakimdi ki rakip menajerler kendilerini normal düzenlerinden çıkmak zorunda hissetti. Sorun şu ki kimse işe yarayan bir alternatif üretemedi ve en dramatik değişikliği yaparak Everton’ı 3-4-3 oynatan Ronald Koeman, sahadan 5-0’lık yenilgiyle ayrıldı. Bu yüzden Pochettino’nun 3-4-3 kararı, -hafta sonu Watford’a karşı aynı düzende alınan 4-1’lik galibiyet çok yararlı bir hazırlık olsa da- cesur bir hamleydi.

İlk yarı boyunca Spurs’un Chelsea’nin sistemiyle denk durmaya çalıştığı aşikardı ve iki taraf da başarılı bir şekilde birbirlerini nötralize etti. Taraflar, orta sahada alan bulamadı. Mousa Dembele ve Victor Wanyama, N’Golo Kante ve Nemanja Matic’le önemli bir mücadele verirken, Danny Rose, Victor Moses, Kyle Walker da Marcos Alonso tarafından karşılandı.

CHELSEA FORVETLERİNİN PRES EKSİKLİĞİ

Tottenham topa hakim olan taraftı ancak takımların pres performansı farklıydı. Chelsea’nin 3 forveti nadiren pres yaptı. Pedro Rodriguez ve Eden Hazard sık sık geriye çekilerek Chelsea’yi kompakt tutmaya çalıştı. Bu, Spurs’un stoperlerine topla daha fazla vakit geçirme şansı verdi. Özellikle sol stoper Jan Vertonghen, savunmadan topla çıkarken Spurs’un ilk yarıdaki umut veren ataklarının çoğu sol kanattan geldi. Rose’un müthiş hızı ve dayanıklılığı Pedro ve Moses’i sakar top çalma girişimlerine mecbur bıraktı. Dembele ise sol tarafta alan bularak rakip savunma arasında tipik, karışık slalomlarını gerçekleştirdi.

WANYAMA VE DEMBELE’NİN SAVUNMA KATKISI

Pedro ve Hazard, şaşkınlık verecek sayıda az kontra atak tehdidi oluşturdu. Bunun bir nedeni Wanyama ve Dembele’nin savunmayı iyi korumasıydı. Chelsea’nin en akılda kalıcı kontra atağı Diego Costa tarafından sahanın merkezinden başlatıldı ve Pedro’nun etkisiz koşusuyla sonlandı. Chelsea’nin bu yılki hücum oyununun çoğu zaman en önemli katalizörü olan Hazard, kendi standartlarına göre sessizdi. Deplasman takımının en etkili atakları Costa’ya atılan ara toplarla gerçekleşti. Costa maç boyu yan hakemin ofsayt bayrağıyla didişti.

ERIKSEN VE ALLI FARK YARATTI

Tottenham daha yoğun bir pres uyguladı ve Chelsea stoperlerini uzun, başarısız paslara zorladı. İki hücuma dönük Orta Saha Oyuncusu Christian Eriksen ve Dele Alli, önemli roller üstlenerek kanatlardan merkez pozisyonlarına kaydı. Top kendilerinde değilken içeriyi zorlayarak Chelsea orta sahasına yönelik baskıya yardımcı oldular. Bu, Chelsea’nin sol bekini birçok kez boş bıraktı. Top kendilerindeyken ise akıllıca pozisyonlar aldılar ki Alli’nin ilk golüne bu yardımcı oldu. Eriksen her zaman kanatlardan içeri katederken, Alli de etkili golcü formuyla 2. bir santrfor gibi oynadı. Dolayısıyla Spurs’un gollerinin Eriksen’in bulduğu boş alanlarda yaptığı harika ortaların Alli’nin kafasıyla buluşması sonucu gelmesi şaşırtıcı değildi. İlk devrenin uzatma dakikalarındaki gol, maçta kaleyi bulan ilk şuttu ve bu, birbirini durdurmayı amaçlayan iki takımın oyununu özetliyordu.

CHELSEA İLK GOLDEN DERS ALMADI

Chelsea, ikinci yarıya etkili başladı. Uzun süre baskısını hissettirdi ancak bu da Tottenham’a daha çok kontra atak fırsatı sundu ve Tottenham’ın 2. golü bulması 10 dakikadan az sürdü. 2. gol ilk golün karbon kopyasıydı. Eriksen, Walker’la paslaştıktan sonra kusursuz bir orta kesti ve Alli de benzer bir koşuyla 2. kez kafayla ağları buldu.
Açık ki Chelsea dersini almamıştı ve savunmaları son birkaç ayda kusursuz formda olsa da Cesar Azpilicueta’nın kısa boyu onu uzak direği bulan ortalarda yetersiz kıldı.

ERİKSEN’E AYRI PARANTEZ

Maçın kahramanı Alli’ydi ama galibiyeti getiren asıl isim Eriksen’di. Danimarkalı, benzer sistemlerin karşı karşıya geldiği, fiziksel mücadele ve presin öne çıktığı yüksek tempolu bir mücadelede, sahadaki tek saf oyun kurucuydu. Ayrıca rakibine karşı akıllıca alan bulmaya çalışan, temkinli bir tempoyu tercih eden tek isimdi. Gary Cahill’in 38. dakikada sakar bir ragbi faulu ile sarı kart görmesi de hayati derecede önemdeydi. Cahill, bundan sonra savunmadan uzaklaşma konusunda daha tereddütlü oldu ve Eriksen boş alanlar bulabildi. Bu fırsatı 2 nefis asistle değerlendirdi.

* The Guardian’dan kısaltarak çeviren Mithat Fabian Sözmen. Başlık ve ara başlıklar Evrensel’e aittir.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.