Fethiye’de görülen dava ve avukatlık etiği…

Fethiye’de görülen dava ve avukatlık etiği…

Bundan dört yıl önce, Fethiye’de bulunan Gebeler Kaplıcası’nda, içlerinde Milli Eğitim müfettişi ve öğretmenlerin de bulunduğu sekiz kişilik tecavüz çetesi bir kadına tecavüz etti. Dört yıldır yargının, sanıkları koruma; dava açmama ısrarına rağmen kadınların dayanışması ve kadın örgütlerinin m

Nebat Bükrek

Sanıklardan birinin avukatı olarak Muğla Baro Başkanı Mustafa İlker Gürkan, bir diğerinin avukatı olarak da Muğla Barosu Sekreteri Leyla Bişen tecavüzcüleri aklamak için davaya katıldı. Böylece yargılama aşamasına bile bu kadar zor gelen davada sanıkların kimler tarafından yıllardır nasıl korunduğunu ve şimdi de savunulduğunu Fethiye’deki duruşmada bulunan bütün kadınlar,  bir kez daha gördü. Tıpkı, Siirt’teki toplu tecavüz davası gibi.

ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜN RESMİ

Her gün kadın cinayetleri haberleriyle geliyor. Evde, işte, sokakta, yolda, ormanda kadınlar öldürülüyor. Yaşamın her alanda kadınlar tacize, tecavüze, şiddete uğruyor. Yok sayılıyor. Sınıflı toplumlarda toplumsal iş bölümüyle ortaya çıkan ve kadınları ikinci sınıf insan olarak gören egemen anlayış, günümüzde de siyasi iktidarlar tarafından her gün yeniden üretiliyor. Görsel ve işitsel medya aracılığıyla topluma sistemli bir şekilde enjekte ediliyor. Başbakan “Kimse bana kadınlarla erkeklerin eşit olduğunu söyletemez” diyerek toplumsal algıyı etkiliyor. Kadına yönelik her türden şiddet, tecavüz, cinayet artıyor. Kadını yok sayan, aşağılayan (tahrik, dekolte, cezai indirim vb.) söylemlerle katiller, tecavüzcüler, saldırganlar cesaretlendiriliyor. Fethiye’de yıllar sonra yargı yolu açılan tecavüz davası bunun somut örneklerinden biridir. Muğla Baro Başkanı ve Sekreteri de toplu tecavüz davasında sanıkların avukatlığını yapıyor. Çürümüş sistemin, çürümüş savunma anlayışı. Bu durum “Her sanığın avukat bulundurma hakkı var” gibi genel bir doğru ile açıklanamaz. Burada söz konusu olan herhangi bir avukat değil bir kurumun başkanı ve sekreteri. Baro gibi tüm avukatların üye olduğu bir kurumun başkanı safını tecavüzcülerden yana belirliyor. Tecavüzcülerin safında yer alıyor, onların avukatlılığını üstleniyor.Bu durum yalnızca Fethiye’ de ki tecavüzcüleri değil; her yerde kadın katillerinin, tacizcilerin, tecavüzcülerin ellerini güçlendirecek bir durumdur.

MAĞDUR BİZİZ

Kadınlar günlerdir isyan ediyor, Muğla Barosu’na faks çekiyor.   Salt bu nedenden dolayı bile Fethiye’ de görülen dava sıradan bir dava olma özelliğini aşmıştır. Bu davanın mağduru sadece bir kadın değil; her gün öldürülen, tacize, tecavüze uğrayan, yüzyıllardır yok sayılan bütün kadınlardır. Bu davanın mağduru biziz. Muğla Baro Başkanı toplu tecavüzle yargılanan sanığın savunmasını yaparken tecavüz mağduru kadının aile kaydının getirilmesini talep ederek boşanmayı ahlaksal çöküntü olarak göstermeye çalışıyor. Baro sekreteri de, kadın arkadaşımızın politik duruşunu ve kadın bilincini sorgulamaya çalışıyor. Sosyalist olduğu ve hangi kadın örgütlerine üye olduğunun araştırılmasını istiyor. Kadın arkadaşın sosyalist olmasının ve kadın örgütlerine üye olmasının sorgulanması istemi ardında, kadın kurtuluş hareketine ve örgütlü mücadeleye açıktan saldırı vardır. İşte bu nedenle bu dava örgütlü örgütsüz bütün kadınların davası olmuştur.

BU NASIL SAVUNMA

Gelelim “parçalanmış aile” çocuğu olma durumuna: Toplumun ebeveynler üzerinden çocukları (yetişkin olsa bile)  ötekileştirdiği, yargıladığı; adil olmayan, insan haklarıyla bağdaşmayan bir belirleme. Tecavüz davasında sanığı savunan Muğla Baro Başkanı,  mağdur kadının akli dengesinin sorgulanmasını istiyor. Bu nasıl bir mantık, nasıl bir algı ki, kaç yıl önce boşanmış olduklarını bile hatırlayamayacak olan anne-babanın günahı 20 yıl sonra tecavüze uğrayan kızlarından çıkarılmak isteniyor. Asıl patolojik durum, insanlık suçu işlemiş tecavüzcüleri aklamak için insanlıktan çıkmada sorun görmeyenlerde değil midir? Sanıkların ilçede, herkes tarafından tanınan “saygın” insanlar olması; ressam, öğretmen olmaları, çoğunun “iyi aile babası” olması onların tecavüzcü olmalarını engellemiş midir? Bu konumları tecavüz sanıklarının arkasında olmak, onları savunmak için bir neden olamaz.

BARO BAŞKANI DAVADAN ÇEKİLMELİ

Muğla Baro Başkanı ve Sekreteri derhal davadan çekilmeli ya da görevlerinden istifa etmelidirler. Muğla Baro Başkanı duruşmada ve duruşma sonrası kadın örgütlerine ve tüm kadınlara meydan okuyan cümleler sarf etmiştir. Davada “Kadın örgütlerinin müdahilliğini kabul ettiğini”  söyledi, dava sonrası ise kendisini protesto eden kadınlara, dışarıda “Ya siz yanılıyorsanız, ya biz kazanırsak” diyecek kadar duygusuzlaşmıştır. Muğla Baro Başkanının bu kadın düşmanlığının nereden geldiğinin  araştırılmasının belki de davaya katkısı olur.

Dava 27 Mayısa ertelendi. Biz kadınlar, daha kitlesel olarak 27 Mayısta yine Fethiye’de olacağız. Davayı izlemeye devam edeceğiz. Tecavüz çetesinin ceza almasını ve Muğla Baro Başkanının ve sekreterinin davadan çekilmesi talebimizi yineleyeceğiz. Ta ki adalet yerini buluncaya kadar!

*Eğitim Sen 3 No’lu Şube Yöneticisi

www.evrensel.net