Susma Platformu: Susma, sessiz kalma, karşı koy!

Susma Platformu: Susma, sessiz kalma, karşı koy!

Sansürle mücadele için Susma Platformu kuruldu. Platform, Diyarbakır, İzmir, Antalya, Adana, Trabzon, Eskişehir, Konya ve Van’da toplantılar yapacak.

Meltem AKYOL
İstanbul

Sanat ve medya alanlarında faaliyet gösteren topluluk ve bireylerin karşılaştığı sansür, otosansür, ifade özgürlüğü kısıtlamaları, yalnızlaştırma, karalamacılık, manevi linç vakalarına karşı P24 Bağımsız Gazetecilik Platformu çatısı altında 2016 kasımında bir platform kuruldu: Susma...  Sibel Oral’ın koordinatörlüğünü yaptığı Susma 24 ilk etkinliğini de  Diyarbakır’da gerçekleştirdi. Diyarbakır dışında İzmir, Antalya, Adana, Trabzon, Eskişehir, Konya ve Van’da benzer toplantılar düzenlemeyi planlayan platform, Türkiye’nin yedi bölgesinde varlığını sürdürmeyi planlıyor.

Gazetecilere ve sanatçılara dönük baskıların giderek arttığı şu günlerde sorularımızı yanıtlayan platformun koordinatörü Sibel Oral, Susma 24’ün en önemli amaçlarından birinin Türkiye’nin büyük şehirlerinden uzakta, yalnız ve sindirilmiş bir vaziyette hayatına devam eden yerel sanatçıları ve gazetecileri desteklemek olduğunu söyledi.

YEREL BASINA VE SANATÇILARA DESTEK

Kasım 2016’da kuruldu Susma 24. Neden yeni bir platform, neden Susma?
Susma Platformu özellikle sanat alanında ayrımcılığa, sansüre, engellemelere uğrayan kişi ve topluluklarla bir arada olmak ve onların örgütlenmelerine, seslerini duyurmalarına destek olmak için kuruldu. İstanbul merkezli bir platform aslında ama en önemli amaçları arasında Türkiye’nin büyük şehirlerinden uzakta olan yerel sanatçıları ve gazetecileri özellikle desteklemek var.

HUKUKİ DESTEK BİRİNCİL İŞİMİZ

Peki, zaten çeşitli platformlar, örgütlenmeler var. Siz ne yapacaksınız, neler yapmayı planlıyorsunuz?
Siyah Bant onlardan biri ve o da platformumuz üyeleri arasında. Biz özellikle hukuki anlamda destek vermek istiyoruz. Sansüre uğrayanların hukuki haklarının sonuna kadar kullanılmasını sağlamak birincil işlerimizin arasında. Ayrıca Platform, hukuken ve teknik açıdan mümkün olduğu kadar, engellenmiş köşe yazılarının yayımlanması, yasaklı oyunların sahnelenmesi için de çeşitli alternatif bulmaya çalışır. Biliyorsunuz Amed Film Festivali OHAL ve belediyeye kayyım atanması yüzünden mekansız ve desteksiz kaldı. Festival de “Sınırsız Sinema” sloganıyla şehirlere dağılma kararı aldı. İstanbul gösterimlerinden birini biz üstlendik ve geçtiğimiz günlerde Tütün Deposu’nda ‘Bağlar’ filminin gösterimini yaptık, çok da güzel ve kalabalık oldu.

İLK TOPLANTI DİYARBAKIR’DA

Hukuki destek sanırım bu konulardaki önemli eksiklerden. Siz ilk toplantınızı Diyarbakır’da yaptınız? Nasıldı ilk toplantı, neler çıktı öne? Bir de neden Diyarbakır?
Diyarbakır’ı özellikle istedik. Cesaretti. Ve son dönemlerde en çok orada yaşandı bu tür vakalar. OHAL zamanında, insan hakları gününde kapatılan ve bir şekilde sansüre uğrayan, ifade özgürlüğü kısıtlanan kurum ve kişilerle birlikte bir masaya oturduk. Başlarından geçenleri dinledik. Onlarla birebir görüşmek durumun vahametini daha iyi anlamamıza yardımcı oldu. Bunun da ötesinde onların çözüm önerileri bizim de yeni fikirler edinmemize yardımcı oldu. Bu arada toplantı sadece sansür mağdurlarının bir masa etrafına toplanıp hikayesini anlattığı bir ağlama duvarı olmadı, zaten olmazdı. Sansüre uğramamış kurum ve kişiler de vardı. Bir beyin fırtınası yapıldı, herkes konuştu, herkes dinledi. Platformumuzun hukuk biriminden Veysel Ok da hukuki süreçler hakkında bilgi verdi.

7 İLDE DAHA TOPLANTILAR YAPILACAK

Bundan sonra neler yapacak, Diyarbakır’daki toplantının benzerleri gerçekleşecek mi?
Evet, yedi il daha var takvimimizde. Öncesinde illerdeki sanatçı ve sanat kurumlarıyla, gazetecilerle iletişim kuruyoruz. İstanbul’dan, Diyarbakır’dan üyelerimizle gitmeyi planlıyoruz. Amacımız yedi ilden insanları bir araya getirip çözüm yollarını bir masada konuşmak. Ayrıca eğitimlerimiz de olacak.

SANAT İYİLEŞTİRİR

Biraz açalım mı toplantıda konuşulanları...
Toplantıda, Olağanüstü hal ilan edilmesi sonrasında yürürlüğe konan kanun hükmünde kararnameler ile kapatılan derneklerin bu süreçte yaşadığı fiziki ve hukuki sorunlar, özgür ifadenin karşısındaki engeller, yerel sanatçı ve gazetecilerin sıkıntıları üzerine konuşuldu. Bizim için en önemli şey Diyarbakır’da belediyelere bağlı kültür sanat birimlerinin kapatılması sonucunda bu birimlerdeki üretimlerin yeniden hayat bulabilmesi için fiziki mekanların oluşturulması için neler yapılabilir sorusuna yanıt, daha doğrusu çözüm bulabilmek oldu sanırım. Bu sorunu gündeme getirmemiz gerek. Geçen yılki sokağa çıkma yasakları ve şehir içlerindeki savaş ve bu yıl da OHAL, kentteki tüm kültür sanat hayatını bitirmiş. Hayatını kaybeden onca insanın yanında bu mu sorun diyenler olabilir ama biz biliyoruz ki sanat iyileştirir. Birçok çocuk ve genç için atölyeler yapılabilir, gösterimler olabilir ama mekan yok. Geçtiğimiz günlerde sanatçı bir arkadaşımla Susma’yı konuşuyorduk. “İnsanlar öldürülürken, gazeteciler haksız yere tutsak edilirken sansür için mücadele etmek, film gösterimi filan bana çok lüks geliyor” dedi. Ama aslında öyle değil. Asıl böyle zamanlarda örgütlenmek, çalışmak, yeni yollar açmak gerekiyor.

www.evrensel.net