Büyük Madenci Yürüyüşü ve Yanartaş

Büyük Madenci Yürüyüşü ve Yanartaş

Büyük Madenci Yürüyüşü'nün yıldönümünde, eylemi anlatan Mehmet Seyda’nın Yanartaş I-II adlı romanı güncelliğini koruyor.

Mustafa ASLAN

Bugün Türkiye’nin gördüğü en büyük madenci yürüyüşlerinden biri olan 1991 Maden Yürüyüşü’nün yılönümü. Madenci mücadelesini izlek olarak seçen edebiyatımızdaki yapıtların sayısı bir elin parmakları kadar olmadığını söylemek abartı sayılmaz. İrfan Yalçın’ın Ölümün Ağzı, Metin Köse’nin Mükellefiyet ve Mehmet Seyda’nın iki kitaptan oluşan Yanartaş’ı saymak gerekiyor.

Büyük Madenci Yürüyüşü bundan 26 yıl önce başlıyor. İşveren sendikasıyla toplu sözleşme görüşmelerinin olumsuz sonuçlanmasıyla greve başlayan işçiler, hükümetin yıldırım hızıyla   lokavt kararı almasına karşı tek yürek olarak Ankara’ya yürümek için yol düşüyor. 1980 askeri darbesinin puslu günlerinin ardından (1986 Netaş ve 1989 Bahar eylemleri) işçi sınıfının silkelendiği, halkın gönülden desteklediği bir eylem olarak söyleyebiliriz. Ankara’ya gitmeye kararlı olan işçiler beklenen 1150 arabanın gelmesi engellenince dört gün boyunca yaya olarak dağları aşarak amaçlarını gerçekleştiriyor. Şemsi Denizer başkanlığındaki Türk-İş’e bağlı Genel Maden İş üyesi işçiler hükümetin kalbi olan kente giriyor. Mehmet Seyda’nın Yanartaş adlı romanında, bu büyük yürüyüşün altında yatan nedenleri ortaya koyuyor ve bu mücadeleyi daha iyi anlamamızı sağlıyor.

MÜKELLEFİYET YASASI: ZORLA ÇALIŞTIRMA

Mehmet Seyda, büyük mücadele öncesinde yaşanılanları ve mücadeleyi yürüten insanların dünden bugüne günlük yaşamlarını, sendikal gelişmeleri, maden ocaklarının yöneticilerini yakından gözlemleriyle romanında çiziyor.

Seyda, Yanartaş’ta madencilerin daha önce Mükellefiyet adıyla uygulanan ve 1940 yılında çıkartılan bir yasayla zorla çalıştırma karşısında işçilerin maden ocaklarından kaçtıklarını ve jandarmanın zorla çalışmaya getirdiğini yazıyor; “Olağanüstü durumu dikkate alarak, insanın özgürlük haklarını kısıtlayıcı, başıboş ticaret alanını düzenleyici bir takım hükümler getiren 18 Ocak 1940 günlü, 3780 sayılı “Milli Koruma Kanunu” Zonguldak kömür ocaklarında çalışanlara da bir yüküm getiriyor. ‘Gündeliğini ödeyerek seni zorla çalıştırırım’ diyordu.” (Yanartaş-I, s.241)

İlk kez kömür madenini bulan, ama zehirlenerek öldürülen Uzun Mehmet’ten başlayarak anlatıyor, anlatım zaman zaman romanın bir belgesel havası kazanması, dönemin gazete köşe yazarlarından alıntılar yapmanın yanında devlet ve hükümet adamlarının açıklamaları ve alınan kararları vermesinden kaynaklanıyor. Mehmet Seyda’nın Yanartaş I-II adlı romanı güncelliğini koruyan romanlar arasında sayabiliriz.

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Ocak 2017 05:07
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.