Barış umudunu diri tutmalıyız

Barış umudunu diri tutmalıyız

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi Başkanı Mehmet Kaya ‘Toplumsal Barış Ağı’ projesini Evrensel'e değerlendirdi.

Serpil BERK
Diyarbakır

Diyarbakır’da geçtiğimiz günlerde Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) öncülüğünde ‘Eşitlikçi ve Çoğulcu Demokrasi Ağı’ projesi kapsamında 52 kitle ve meslek örgütü bir araya geldi. ‘Toplumsal Barış Ağı’ projesini ortak deklarasyonla kamuoyuna duyuran örgütler son bir buçuk yıllık çatışmalı sürecin ciddi kayıplara yol açtığını, bir an önce barış ortamının sağlanması gerektiğini ve tarafların demokratik barışçıl bir şekilde yan yana gelmeleri çağrısı yaptı.

‘TOPLUM BARIŞA DAHİL EDİLMELİ’

‘Toplumsal Barış Ağı’ projesini gazetemize değerlendiren DİTAM Başkanı Mehmet Kaya Türkiye’de yaşanan olayların Kürt sorunundan bağımsız olmadığını kaydederek şunları söyledi: “Kürt sorunu yüzlerce yıllık bir sorun ve son otuz yılı yoğun çatışmalarla geçti. Tek başına bir çözüm formülü olmadığını biliyoruz. Biz bu projeyi birazda dünya örneklerini bilmemiz ve dünyada yaşanan bu tip süreçlerde barış görüşmelerinin kesintilere uğrayabileceğini bilerek hazırladık. Çatışmalı süreçten sonra ülke çözüm süreci adı verilen bir barış dönemi yaşadı. O dönemin birçok eksiği vardı ve bunlara ilişkin çok uyarılarda bulunduk. Bir siyasi çerçevenin oluşması, yol haritasının olması bakımından uyarılarımız oldu. Maalesef dikkate alınmadı ve çözüm sürecinin bozulmasıyla beraber daha da derinleşen bir çatışmalı süreç yaşandı. Toplumun tamamının etkilendiği, antidemokratik uygulamaların olduğu günler oldu. Üzerine bir de darbe sürecini yaşadık. Barış sürecinde ikili görüşmelerin tek başına çözümü getiremeyeceği ve suiistimale uğrayacağı net olarak ortaya çıktı. Bu tip görüşmelerde sürece sivil toplumu koymadığınız, desteğini ve kolaylaştırıcılığını almadığınız zaman görüşmeyi başarıya ulaştırma şansınız mümkün değil.”

‘MUHATAPLIK YARATMIYORUZ’

Dünyadaki barış süreçlerine bakıldığında kesintiye uğrayan süreçlerden geçildiğini anlatan Kaya, “Ancak bunu biz de yaşamak zorunda değiliz. Oluşturduğumuz projeyle 200’e yakın sivil toplum örgütünü bir araya getirerek, toplumda barış duyarlılığını arttırmayı ve yeniden barış sürecine dönme koşullarını zorlayarak bu süreçte aktif rol almayı hedefliyoruz. Temel bakışımız bu, ancak biz bu ağ ile bir muhataplık yaratmıyoruz. Dünyadaki örnekler de göstermiştir ki, hem çatışan kesimleri hem de siyasi kesimleri karşı karşıya getirip kolaylaştırıcı rol göstermezseniz suni yaratılan taraflarla bu sorun çözülmüyor” dedi.

Hükümetin bölgede başka muhataplar arama anlayışını eleştiren Kaya, “Kolaylaştırıcı araya bilirsiniz, çözüm anlamında destek verecek arayabilirsiniz. Ama bunları muhatap olarak gösterip gerçek anlamda sorunun muhataplarını dışlarsanız sorun daha da kangrenleşir” dedi. Projenin içinde il aşamada bölgedeki kitle örgütlerinin yer aldığını ifade eden Kaya, önümüzdeki günlerde Türkiye’nin batısındaki kurumlarında çalışmaya dahil olacağını söyledi. 

‘BİRARAYA GELMEK ZORLAŞTI’

Farklı kurumları bir araya getirmenin içinden geçilen süreçte çeşitli zorluklarının olduğunun altını çizen Kaya, “Kutuplaşma herkesi her kesimi etkiler nitelikte. Ağın hızlı gelişimini de etkiliyor yaşananlar. Bazı açıklamalar yapıp adımlar atması gereken bir ağ oluşturmaya çalışıyoruz. Bunları yaparken ağ içerisindeki sivil toplum kuruluşlarıyla bir oy birliği sağlamanız gerekiyor ve kutuplaşma ortamında bunu yapmanız zor oluyor. Öte yandan yoğun tutuklama ve gözaltılar sivil toplum kuruluşlarının bu ağın içerisinde yer almasını engelliyor, isteklerini kırıyor. Birçoğu endişeye sahip. Yapılacak bir açıklamada yer almak, ne gibi sorunlara neden olur, kaygısı yaşanıyor” dedi.

‘TÜRKİYE İÇİN BAŞKA YÖNTEMLER VAR’

Türkiye’de savaş dilinin ağırlıkta olduğu bir süreç yaşandığını anlatan Kaya şunları kaydetti: “Dönüp baktığımızda savaş dilinin ortak dil olduğu bir ortam hâkim. En zor iş bu dilin olduğu bir ortamda barış sürecine dönmeye çalışmaktır. Ama bunun için çalışmamak da en büyük yanlıştır. Hepimiz bu savaş diliyle devam edersek bu ülkeyi onaramayacağımız bir noktaya getiririz. Tam da böyle dönemlerde yani herkesin savaşı konuştuğu ve meşru görüldüğü bir ortamda sizin bazı sesler çıkarıp, ‘Hayır başka yöntem var’ demeniz gerekiyor. Toplumsal Barış Ağı tam da bunu söylüyor: Hayır Suriye için başka yöntem var, hayır Türkiye için başka yöntem var, diyoruz.”

‘TOPLUMDA BARIŞ UMUDU VAR’

HDP ve DBP’ye yapılan operasyonları değerlendiren Kaya, “Biz bunları 90’lı yıllarda zaten yaşadık. Ancak bugün yaşadıklarımızı ileride telafi edemeyebiliriz. Toplumsal kutuplaşma öyle bir noktaya gelebilir ki Kürtlerin yönü de değişebilir. Ülke daha ağır çatışmalar yaşayabilir. Bunun için savaş dilini reddeden, barış dilini kullanan bizim gibi yapılar çok önemli bir ihtiyaç. Korkumuz sorunun süreç içerisinde daha derin bir sarsıntı ile karşımıza gelmesidir. İşimiz zor, farkındayız. Ama yaptığımız açıklama bile toplumda bazı ümitleri yeşertti. Çünkü ilk defa bu toplum yüz yıl sonra barış sürecinde bir rahatlık bir umut gördü. Yani bu topraklarda insanlar ölmeden de bir çözüm olabiliyor, dedi. Yarın barışı kurmada bize en lazım olan şey, barış umududur. Bu umudu diri tutmalıyız. Küçük bir hamleyle bile bunu dile getirdik ve karşılık almak bizi sevindirdi. Toplumda barış umudu duruyor bunu harekete geçirecek bizim gibi sivil toplum kuruluşlarıdır. Savaş söylemiyle bir araya gelmek kolay ama bunun sonuçları toplumun geleceği anlamında çok ağır olur” dedi.

www.evrensel.net