Sykes-Picot’u hatırlatan bir yıl

Sykes-Picot’u hatırlatan bir yıl

'2016 Yılı Sykes-Picot anlaşmasının imzalanmasının 100. yılıydı. Ortadoğu yüz yıl önce olduğu gibi bugün de ‘krizler ve savaşlar’ coğrafyası.'

Ali KARATAŞ

2016 Yılı Sykes-Picot anlaşmasının imzalanmasının 100. yılıydı. Bütün Ortadoğu’nun kan gölüne dönmesinde; bitmez tükenmez çatışmalarda, iç savaşların ortaya çıkmasında tartışmasız olarak bu anlaşmanın etkisi büyük. Ortadoğu yüz yıl önce olduğu gibi bugün de ‘krizler ve savaşlar’ coğrafyası. 

2016, önümüzdeki süreçte hem Ortadoğu’yu hem de bütün dünyayı etkileyecek bir yıl da oldu. 

Birincisi; Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın bölgede etkisinin azaldığı hatta politikalarının sonuna gelindiği bir yıl oldu. Rusya ile aynı safta yer alan İran, Lübnan Hizbullah’ın ın ise etkisi arttı. 

İkincisi; Rus uçağının düşürülmesiyle kopma noktasına gelen Türkiye-Rusya ilişkileri bu yıl yerini yakınlaşmaya bıraktı. Türkiye, Rusya’nın Suriye politikası platformunu kabul etmek zorunda kaldı. Tabii buna karşılık Türkiye, Suriye’deki Kürt varlığının birleşmesini engellemek için “Fırat Kalkanı” operasyonunu başlatma imkanı buldu. Ancak bölgede yayılmayı hedefleyen yeni Osmanlıcı dış politikanın sonuna gelinmiş oldu. 

Üçüncüsü; 2016, IŞİD’in gerileme yılı oldu. Libya’nın Sirte kenti General Halife Hafter güçleri tarafından IŞİD’ten alındı. Musul’da, ABD önderliğindeki koalisyon güçleri tarafından operasyon başlatıldı. Irak ordusu, Haşdi Şabi Şii milis güçleri ve peşmergelerin katıldığı harekatta IŞİD, Irak’ta alan kaybetmeye başladı. Bu operasyonda Haşdi Şabi’nin Telafer’i alması önemli bir dönüm noktası oldu. 

Dördüncüsü; nüfusuyla, ordusuyla ve sosyo-ekonomik birikimiyle coğrafyanın en önemli ülkesi Mısır, önemli adımlar attı. Suudi Arabistan’ın Sisi’nin darbesini desteklemesine ve milyarlarca dolar destek sağlamasına rağmen Mısır, Suriye rejimini fiilen destekleme kararı aldı. 

Beşincisi; Akdeniz’de 5 binden fazla göçmen boğuldu. 2016 yılında Akdeniz’i geçmeye çalışırken boğulan göçmen ve mültecilerin sayısı 5 bini geçti. 2016’da günde ortalama 14 kişi Akdeniz’de boğularak öldü. 

YEMEN: ÖLÜ ÇOCUKLARIN ÜLKESİ

Arap coğrafyasının en yoksul ülkesi Yemen’de, 26 Mart 2015 tarihinde Suudi Arabistan liderliğinde oluşturulan ve ağırlıklı olarak Körfez ülkelerinin yer aldığı koalisyon güçlerinin “Kararlılık Fırtınası” adı altında başlattığı hava saldırıları, 2016 yılı boyunca da sayısız ateşkese rağmen hız kesmedi.

Saldırılarda 1000’den fazla sivil öldü çok sayıda kişi yaralandı ve ülkenin altyapısı tamamen harabeye çevrildi. Savaşın en büyük mağduru ise çocuklar oldu. UNICEF, harabeye dönen bu ülkede savaşta ölenlerin yanı sıra “İshal, kötü beslenme, solunum yolu iltihabı gibi önlenebilir hastalıklar yüzünden” her on dakikada bir çocuğun öldüğüne dikkat çekti. UNICEF tarafından yapılan araştırmada “26 milyonluk ülke nüfusunun üçte ikisinin gerekli tıbbi bakımdan mahrum” olduğu açıklandı.

SURİYE: KRİZDE KÖKLÜ BİR DEĞİŞİM

Geçen beş yılda olduğu gibi bu yıl da Suriye krizi, Ortadoğu’daki gelişmelerin merkezindeydi. Lakin geçen yıllardan farklı olarak Halep’in Suriye rejim güçlerinin eline geçmesiyle, savaşın kaderi değişti. 

Savaşta güç dengesi geri dönülmez bir şekilde rejimin lehine evrildi.  

Geçen yılın eylül ayında Suriye savaşında direk sahaya inen Rusya, Suriye’de dengeleri değiştiren en önemli unsur oldu. Halep’in geri alınmasıyla beraber daha önce gerçekleşen Cenevre ve Viyana görüşmeleri tarih oldu. Moskova’da Rusya, İran ve Türkiye arasında gerçekleşen üçlü zirve artık krizdeki her gelişmenin Moskova’nın minderinde gerçekleşeceğinin ilanıydı. Böylesi köklü değişimlerin yaşandığı bir süreçte Rusya’nın Türkiye büyükelçisinin Ankara’nın göbeğinde suikastla öldürülmesi, 2016’dan geleceğe bırakılan en önemli olaylardan biri oldu.

MISIR: ETKİNLEŞEN AKTÖR

2011’den bu yana iç meseleleri ile uğraşan Mısır, 2016’da yüzünü bölgeye döndü. Mısır bugüne kadar Suriye, Irak, Yemen ve Libya krizlerinde doğrudan rol üstlenmemeyi tercih etmişti. Ancak son dönemde başta Libya olmak üzere Suriye ve Irak krizlerinde daha doğrudan müdahil olma yönünde adımlar attı. 

Mısır, 2013’te Abdulfettah Sisi’nin bir numaralı destekçisi Suudi Arabistan’la Suriye’de karşı karşıya geldi. 2016’da Suriye savaşına Suriye rejiminden yana taraf oldu; asker ve askeri teçhizat gönderdi. Mısır, Suriye’de ve bölgede izleyici pozisyonundan müdahil pozisyonuna geçti. Nüfusu, ordusu ve sosyoekonomik gelişimi nedeniyle Arap dünyasının en önemli ülkesinin bu adımı bölgedeki dengelerde köklü değişikliklere yol açacak bir adım oldu. 

FAS: HALK SEÇİME İLGİSİZ

Fas, 2016’nın ekim ayında parlamento seçimlerine gitti. Bu seçimlerde en dikkat çeken nokta seçimlere yüzde 43 oranda gerçekleşen düşük katılım oldu. Kaldı ki bunun dışında oy verme yeterliliğine sahip 5 milyon kişi seçmen kütüklerine kendilerini yazdırmadı. Parlamenter monarşi ile yönetilen ülkede, sistemin demokratikleştirilmesini talep eden ve seçim sistemini adil bulmayan, ağırlıklı olarak sosyalist bir hareket olan Demokratik Yol ve İslami bir topluluk olan Adalet ve Bağış grubu boykot çağrısı yapmıştı.

IRAK: TÜRKİYE OPERASYONDA YER ALMASIN

Irak'ta 2016 bakımından en önemli gelişme IŞİD’e karşı başlatılan operasyon oldu. Bu operasyonlarda IŞİD, coğrafi ve beşeri olarak önemli kayıplar yaşadı. Ama IŞİD’de karşı başlatılan operasyon kadar Türkiye’nin operasyona katılıp katılmaması da gündem oldu. Türkiye ısrarla operasyonda yer almak isterken, Irak yönetimi ısrarla bunu reddetti ve iç işlerine bir müdahale olarak gördü. 

LÜBNAN: HİZBULLAH’IN ADAYI CUMHURBAŞKANI

Mayıs 2013’ten bu yana cumhurbaşkanı seçemeyen Lübnan nihayet bu sene cumhurbaşkanını seçti. Suikastla öldürülen Refik Hariri’nin oğlu Eski Başbakan Sait Hariri’nin, “Değişim ve Reform” Blokunun Adayı Milletvekili Mişel Aun’u desteklemesiyle üç yıl devam eden kriz çözülmüş oldu. Mişel Aun, Hizbullah ve Suriye rejimine yakınlığı ile biliniyor, onun seçilmesi, Hizbullah ve Suriye rejiminin hanesine yazıldı. Suudi Arabistan’ın ve Fransa’nın desteklediği Sait Hariri’nin bloku ise bu seçimin kaybedeni olarak değerlendirildi.

SUUDİ ARABİSTAN DIŞ POLİTİKADA KAYBETTİ

Suudi Arabistan bakımından 2016, Suriye’den Irak’a dış politikada kaybettiği bir yıl oldu. Suriye krizi, İran ile Suudi Arabistan arasındaki “mücadelenin doruğu”. Lakin bu mücadeleden İran güçlenerek çıktı. Suudiler, Moskova’da gerçekleşen Suriye gündemli üçlü zirveye davet edilmedi. Buna karşılık İran, sayıları yüz binlerle ifade edilen ve kendisine yakınlığı ile bilinen Haşdi Şabi milislerinin başbakanlığa bağlanmasıyla Irak’ta da önemli bir güç konumuna geldi.

BAHREYN: GERİLİM DEVAM ETTİ

Nüfusunun yaklaşık yüzde 70’i Şii olan ancak Sünni krallık tarafından yönetilen küçük Körfez ülkesi Bahreyn, 2016’da yine gerilimler yaşadı, Şii Ruhani Lider Şeyh İsa Ahmed Kasım’ın vatandaşlıktan çıkarılması, bölgede mezhepsel gerilimi tırmandıran bir gelişme oldu. 

Bahreyn yönetimi tarafından alınan bu karar, bütün bölgede “Mezhep çatışmalarının fitilini ateşleyebilecek bir adım” olarak değerlendirildi. Muhaliflere uygulanan baskılar hiç gündemden düşmedi. 

FİLİSTİN: İSRAİL’E İLK KEZ KINAMA

BM Güvenlik Konseyi, tarihinde ilk sefer İsrail’i kınadı ve Filistin topraklarında yerleşim yeri inşaatını derhal durdurmasını talep eden bir karar aldı. Karar, “Yerleşimlere karşı Güvenlik Konseyinden tarihi karar” olarak değerlendirildi. ABD de ilk kez, veto hakkını kullanmadı. BM’nin bu kararına rağmen 2016 Filistinliler için “Makus talihin devam ettiği bir yıl” oldu.

TUNUS: SOKAKLAR HÂLÂ HAREKETLİ

Tunus halkı, 2016 yılı boyunca yarım kalan devrimini tamamlama amacıyla sokaktaydı. Özellikle işsiz gençlerin sokak protestoları esas damgayı vurdu. Mecliste 15 sandalye ile temsil edilen ve sözcülüğünü Hamma Hamami’nin yaptığı Halk Cephesi hem sokakta hem parlamentoda sürdürdüğü mücadele ile 2016’da daha da güçlendi. 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.