İşyerinde ağır iş yükü evde kredi ve borç var

İşyerinde ağır iş yükü evde kredi ve borç var

Saadet Gıda İşçileri asgari ücreti ve yaşam koşullarını anlattı.

Vedat YALVAÇ
İstanbul

“650 lira ev kredisi ödüyorum...
840 lira ev kredisi ödüyorum...
1090 lira ev kredisi ödüyorum...
1850 lira kredi ödüyorum...
Yettiremiyoruz....
Ev kredisini ödeyemediğim için borç alıyorum arkadaşlarımdan 
İşten çıkmaktan korkuyoruz....
Bankalar beklemiyor o yüzden buradan çıkıp başka bir işe de giremiyoruz...
1400 lira yetmez... 1400 neye yetecek... 1700 olsa anca ancak yeter. Ya doğrusunu söylemek gerekirse insan gibi geçinebilmek için 2 bin olsa ancak yeter ama 2 bin lirayı kimse vermeyeceği için hayalini bile kuramıyoruz...”

Bu ifadeler 10 yıllık işçinin dahi asgari ücretten yalnızca 50 lira fazla aldığı Saadet Gıda işçilerine ait. Çoğu kadın olan işyerinde işçiler bir yandan borçla öbür yandan iş yerindeki ağır çalışma koşullarıyla boğuşuyor. İşyerindeki ağır iş yükünün altında ezilen işçiler, eve gelince de borç yükünün altında eziliyor. Evlerine kırmızı etin girmediği işçiler, çocuklarına istediklerini de alamıyorlar. Çoğu çocuklarını istediklerini “Diğer ayda alacağım” diyerek avutsa da borç yükü her ay katlanarak devam ediyor ve o diğer ay işçilerin çocukları için bir türlü gelmiyor. Telefonun yere düşerek ekranının kırılması dahi bu işçilerin ekonomik dengelerini altüst etmeye yetiyor. Sonra da “Oradan al buraya koy  buradan al oraya koy” devri başlıyor işçiler için.

Saadet Gıda, AKP milletvekili ve yöneticilerinin uğrak yerlerinden.

YENİ İŞ ARAMAYA CESARET EDEMİYOR

Kiraların 1000 lirayı geçtiği İstanbul’da inşaat firmalarının “Kira öder gibi kredi ödeyin” sözlerine de kanarak ev alan işçiler, adeta patronun kölesi haline gelmiş durumda. Yeni iş aramaya cesaret edemeyen işçiler, bu durumu “Bıktık artık burada çalışmaktan. Ama ayrılamıyoruz işte. Ayrılıp birkaç gün sonra yeni işe gireriz. Nerede olsa bu parayı bize verirler. Ancak banka birkaç gün beklemiyor işte. O yüzden mahkumuz” sözleriyle açıklıyor.

ÜCRETTEN FAZLA KREDİ ÖDÜYOR

Diğer bir işçiyle görüşüyoruz. O da 10 yıllık. O da maaşından fazla ev kredisi ödüyor. Nasıl mı geçindiğini ondan dinleyelim: “10 senelik elemanım aldığım ücret asgari ücretle arasında 50 lira fark oynuyor. O da devletin verdiği ücret zaten. Az olduğunu, yetmediğini söylüyorsun. ‘Burada böyle. Beğenmiyorsan çıkarsın’ deniliyor. Zaten ihtiyacım olduğu için katlanıp o parayı alıyorum. Eşim de 2 bin lira bile almıyor. 1850 lira kredi ödüyorum. Doğal gaz geldi 230 lira. Elektrik 65 lira. Suyum geldi 35 lira. Pazara çıkamıyorum. Çıktığım zaman 20 lirayla pazara çıkıyorum. Onunla idare etmeye çalışıyorum. Ben de isterim her şeyin güzelini almayı.”

YAŞIM KÜÇÜK, KREDİ BENİ BÜYÜTTÜ

“Yaşım küçük kredi beni büyüttü” diyen bu işçi, şöyle devam ediyor: “Ben özgürdüm. Özgürce konuşan bir bayandım. Şu an özgürlüğüm gitti. Konuşamıyorum. 2 sene önce kredi yoktu. Allah’a şükürler olsun kiracıydım ama iyiydim yine de. Ev aldıktan sonra özgürce konuşmayı bıraktım. Kredi düşünmeye başladım. Geçenlerde annemler anlattı. Bir komşusu ev kredisini ödeyemediği için banka el koymuş, o da intihar etmiş. Ben de mi öyle olayım? Mücadele ediyor insan ama artık pes ettiriyorlar insanı. Diyorlar ki pes et. Banka da evini alsın sen de git intihar et. Şu an 1400 lira maaş alıyorum. 4 ay sonra belki onu da alamayacağız. Fabrikanın 6 ay içinde Silivri’ye taşınacağı söyleniyor. Hepimiz diken üzerindeyiz. Herkes kredi ödüyor. Çocuklarımız daha küçük oraya nasıl gideriz. Size tazminat veremeyiz diyorlar. Banka beklemez. Kredi ödemeyen insan krediyi ödeyen insanın halinden anlamaz.” 

ÇOCUĞUM EVDE YALNIZ AMA ARAYAMIYORUM

Bir başka işçi... 4-5 yıllık işçi. “Ben hiç geçinemiyorum zaten” diyerek başlayan işçi şöyle devam ediyor: “Eşimden ayrıldım ve kızımla birlikte kalıyorum. Kızımın okul masrafları var. Zor bela da olsa eşimin evini kendi üzerime aldım. Ama onun da borçları var halen. Kredisini de ben ödemeye başladım. 650 lira kredi ödüyorum. Çocuğum 4. sınıfa gidiyor. Her ay 60 lira kurs parası ödüyorum. Bu ay 88 lira elektrik faturası gelmiş. Sobalı evde kalıyorum. Kömürü belediyeden alıyorum. Geçenlerde 50 milyon verdim 9 torba odun ancak alabildim. O da en fazla bir hafta gidiyor. Su faturalarımı ödeyemedim. 103 lira. Bugün telefonum kapandı ödeyemedim. Kızım evde tek kalıyor. Şu an arama imkanım da kalmadı. Ne yapacağımızı bilmiyorum. 2 yıldır bu şekilde yaşıyorum. Yettiremediğim zaman arkadaşlarımdan borç alıyorum. Geçenlerde çocuk bir şeyler istedi onu tam hatırlamıyorum da. Anneciğim param yok. Bu ya telefonumun ekranı da bozuldu. Ona ayrıca masraf çıktı. Bu ay tamamen kaynadı. Okuldan aidat falan istiyorlar. Mesaisiz 1700-1800 ancak beni geçindirir. Bizi mesailer kurtarıyor.” 

DOĞAL GAZI FAZLA AÇMIYORUM

10 yılını fabrikaya vermiş bir işçiyle görüşüyoruz. O da ev kredisi ödüyor: “1090 lira ev kredisi ödüyorum. Bir sürü faturam var. Doğal gazımı fazla açmıyorum. 3 peteğim yanıyor ama 220 lira fatura gelmiş. Elektrik 70 lira, su 38 lira gelmiş. Doğal gazı kısıkta açıyorum ancak normal ısıtıyor. Fazla ısıtmıyor. Fazla açsam bu sefer de çok geliyor. Eşimle ikimiz çalışıyoruz. Eşim de asgari ücret alıyor. Kızım 2 yıllık okul okudu. Onu 4 yıllığa çevirmek istedi. Ancak imkanlarımız olmadığı için 1 yıldır evde. Allah nasip ederse bu yazın yeniden başlayacak. Kızıma kısıtlı miktar ücret gönderebiliyordum okuduğu zamanlar. Kızım orada 330 lira yurda veriyordu. Kızıma 430 lira kredi çektirdim. Ben de buradan en fazla 350-400 lira gönderebiliyordum. 700-750 lira ile ancak geçinebiliyordu çocuk. Orada her şeye ihtiyacı var. Oğlum ise çalışıyor. Ancak onun da ancak kendine yetiyor aldığı ücret. Bu ay bize 400 lira verebildi. Anne verdiğim parayı zaten geri alıyorum diyor. Çünkü çocuğun yol parası çok. Taa Merter’de çalışıyor. Sigara parası var. Sabah 06.20’de çıktığı için kahvaltı yapamıyor. Sabah kahvaltılık bir şeyler alıyor. Akşam 20.30’da geliyor eve. Çocuğun kazandığı paradan hiç bir şey kalmıyor. Sosyal hayatı da yok. Çünkü çocuğun zamanı yok. Cumartesi günleri çalışıyor. Zamanı olsa parası olmuyor. Parası olsa zamanı olmuyor. 1300 lira alıyor.”

EVE KIRMIZI ET GİRMİYOR

9 yıllık bir başka kadın işçi anlatıyor: “7 sene oldu evi alalı. 840 lira kredi ödüyorum. Bu ay 400 lira faturalara verdim. Pazara çıkıyorum 150 liradan aşağı gitmiyor. Bazen ev kredisini ödeyemiyorum. Gidiyorum arkadaşa ‘bu krediyi ödeyemiyorum’ deyip borç istiyorum. Alıyorum oradan oraya aktarma yapıyorum. Başka çarem kalmıyor. Çünkü ücretlerimizi çoğu zaman gününde alamıyoruz. 10’unda almamız gereken maaşları 16’sı, 17’si gibi alabiliyoruz. Yetmiyor.” Evine kırmızı et girmediğini anlatan işçi, “Alıyorum dersem yalan söylerim. Kırmızı et evime hiç girmez. Onu alsam bu sefer de ekmek alamıyorum, elektriği, suyu ödeyemiyorum. Yani bir şeylerden kısmam gerekiyor ki kırmızı et alabileyim. Oradan buradan kısıyorum zaten. Çocuk bir şey istiyor alamıyorum. Her istediğimizi alamıyoruz. Kıyafet alsan bakıyorsun önünü göremiyorsun. Elektrik geliyor acaba bu ay nasıl ödeyeceğim. Bunun hesabını yapıyorsun. Ödeyemiyorsun. Bütçen kaldırmıyor. Asgari ücretle çalışıyorsun. Aldığın para 1300 lira. Nasıl yetiştireyim ben bunu.”

Son Düzenlenme Tarihi: 29 Aralık 2016 05:50
www.evrensel.net