Hiçbir zaman asgari ücretliden yana olmadılar

Hiçbir zaman asgari ücretliden yana olmadılar

Bilkent Entegre Sağlık Kampüsü işçileri asgari ücrete ilişkin tartışmaları değerlendirdi.

Tamer Arda ERŞİN
Ankara

Bilkent Entegre Sağlık Kampüsü inşaatında çalışan işçiler asgari ücret ve yapılacak artışa ilişkin tartışmaları değerlendirdi. “Eskiden aldığımız asgari ücretle 12-13 altın alabilirken şimdi sadece 6 tane altın alabiliyoruz, alım gücümüz düştü” diyen işçiler, geçinebilmek için çocuklarını çalıştırıyor, fazla mesaiye kalıyor. Asgari ücretle ilgili hükümetten yapılan açıklamalara tepki gösteren işçiler “Hiçbir zaman asgari ücretliden yana olmadılar” dedi. 

Ankara’daki Bilkent Entegre Sağlık Kampüsü inşaatında çalışan işçilerden Önder Demirel, 35 yıldır şantiyelerde çalıştığını ve 2 çocuk sahibi olduğunu söyledi. Son 10 yıldır şantiyelerin işi bilmeyen firmaların eline düştüğünü anlatan Demirel, “Bu firmalar işçiyi çalıştırıp parasını gasbediyor. Paramızı alamadığımız oluyor. Bunu halen de yaşıyoruz. Sana bir tarih söyleniyor ama maaşını 2- 3 ay sonra veriyorlar. Mazeretleri de elimizde çek var, onu kırdıramadık oluyor. Benim düşündüğüm bize zamanında vermedikleri parayı faizde değerlendiriyorlar. Firma parayı bir hafta bankada tutsa işçinin maaşını öder” diyerek inşaat iş kolunda çalışanların en çok yakındığı konuyu anlattı. 

İnşaat sektöründe çalışanların örgütlü olmadığını belirten Demirel, asgari ücretle geçinebilmek için işçilerin neler yaptığını şöyle dile getirdi: “Sen birlik olup patrona karşı direnemiyorsun. Asgari ücrette de böyle oluyor. Bu ücretle geçinemeyince işçi de çözümü yanına oğlunu da alarak evi geçindirmekle buluyor. Eve 2 asgari ücret girince kıt kanaat geçinebiliyor. Çocuğu olmayan da mesainin dışında iş almaya çalışarak gelirini yükseltiyor. Düşün kışın sıfırın altında soğuklarda biz daha fazla çalışıyoruz. Bu soğuklarda işverenin çalıştığın sahayı ısıtması gerekiyor ama ısıtmıyor.   Isıtmak dediğimiz ısıtıcılar var ama cihaz pahalı ve mazot yaktığı için ısıtmıyor.”

ALIM GÜCÜMÜZ DÜŞTÜ

35 yıldır asgari ücretin işçinin geçimini sağlayabilecek oranda belirlenmediğine dikkat çeken Demirel, “Asgari ücret konusunda bir kez bizden yana olunduğunu göremedim. Ancak şimdiki sürecin farklı bir yanı var ben eskiden aldığım asgari ücretle 12- 13 altın alabilirken şimdi sadece 6 tane altın alabiliyorum. Alım gücümüz düştü” dedi. Eve yeterli para götüremediği için eşinin de yıprandığını belirten Demirel, eşinin çocukların ihtiyacı vb. konularla uğraşmak bir yana bir de evin ekonomisini idare etmek zorunda kaldığı aktardı. Emekli olmasına rağmen çalışmaya devam etmek zorunda olduğunu ifade eden Demirel, “Emekli oldum ama bir yandan da çocuklara yardım ediyorum. Çocuk ne yapsın çalıştığıyla geçinemiyor ki.” 

ÖĞRETİLMİŞ ÇARESİZLİK GİBİ...

Adana’da taşeron firmadan 4 aylık ücretini alamadığı için Ankara’ya çalışmaya gelen Mustafa Taşkın, devam etti: “Bu şartlarda çalışırken mesai ücretlerinden ne kadar aldığımızı bile hesaplayamıyoruz. Bazen ise mesaiye bile kalamıyoruz çünkü akşam mesailerde aydınlatma denilen bir şey yok. İşveren ekipmanları sağlamıyor. Başka  ülke başkanları asgari ücrete 2 kat artış vaadi yaparken bizimkiler yüzdelerde artış öngörüyor. Bu şartlarda çocuğu bile okutmayı düşünmüyorum. Niye üniversiteyi okusun ki! İşsiz binlerce üniversite mezunumuz var. Asgari ücret en az 2 bin 500 lira olmalı. Asgari ücret bize öğretilmiş çaresizlik gibi, sömürülmeyi kabul ediyoruz. Asgari ücrete mecbursun diyor patron. Başka bir firma yüksek maaş veriyorum diyor. 3- 4 ay paranı vermiyor sonra kendini iflas gösterip şirketin ismini değiştiriyor. Paranı alamıyorsun. Koskoca firmada 5-10 bin liran kalıyor bir şey yapamıyorsun. Aslında işçiler eskiden güçlüydü, patron güçsüzdü. Ama şimdi işçiler güçsüz. Örgütlenme yok.”   

İŞÇİNİN SESİ OLAN CEZAEVİNE

Taşkın, işçilerin sesi olmaya çalışanlara izin verilmediğini belirterek, “Kim halkı, emekçiyi savunmak istiyorsa cezaevine giriyor. Bir demeç veriyor, bir bakıyorsunuz gece ailesinin yanında evinden alınmış. Bizi kim savunacak ki. Gazete, televizyon savunsa onu kapatıyorlar. Halkın izleyeceği kanal kalmadı. Açıyorsun hep kendi kanalları. Türkiye çok güllük gülistanlık gözüküyor” diye konuştu.

BANA NE AÇILAN KÖPRÜDEN, BEN KULLANMIYORUM Kİ!

Mustafa Taşkın’ın yeğeni 20 yaşındaki İsmail Şiş ise “Asgari ücrete, asgari geçim indirimini de yatırıp veriyorlar. Ben ne anladım bu işten. 1300 liranın içine katıyorlar. Bizi fark etmiyor mu sanıyorlar. Biz zararlı çıkıyoruz paramız da maaşımız da düşüyor” derken, bir başka inşaat işçisi Soner Karaca da yaşadığı bir anısını anlattı: “Bu iktidar her şekilde kendi yandaşlarına veriyor. Ben çalıştığım yerde yaşadım adamın sadece bir ceketi var ama taşeron firma işletiyor. Çalıştırıyor işçiyi sonra 2 kuruş para yok. Kaza geçirdim ilaç alacağım ‘Abi bekle alayım’ dedi almadı. Olan ne oldu yine bize oldu.” Medyada yazılanlara güvenmediklerini ifade eden Önder Demirel, “Televizyonu açtığımızda ‘Cumhurbaşkanı şunu yaptı, köprü açtı’ deniyor. Bana ne bundan. Ben hiçbirini kullanmıyorum. Hatta bir de üstüne cebimden para ödüyorum. Projeleriyle övünüyor, ben övünmüyorum ki. O projeler benim işime yaramıyor ki. Çoluğumun çocuğumun geleceği değil bu. Çünkü biz parayı yabancı firmalara vermişiz. Şu kadar araç geçecek, Geçmeyeni de benim cebimden verecek. Bunun neresi benim işime yarar. Köprülerden parası olan geçer parası olmayan değil” diye tepki gösterdi.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.