Yarın yine olsa!

Yarın yine olsa!

Roboski katliamının yıldönümünde Müge Tuzcuoğlu yazdı: Roboskî’de on bomba daha patlamaması önünde hangi yasal, siyasal engel var? 

Müge TUZCUOĞLU

Yarın Roboskî’ye on bomba daha atılamamasının önünde herhangi bir yasal engel, siyasi atmosfer, politik gidişat, halklar arası eşitlik, adalet gücü var mı?

***

Bir katliam anının hemen sonrasına, büyük ihtimalle bir bombanın patlamasının hemen sonrasına tanık olmuşsanız, bunun bir daha yaşanmaması için elinizden ne gelirse yaparsınız. Tabii önce anlamaya, algılamaya, doğru anlaşılmasına uğraşır, sonra da bundan hesap sorulmasını sağlamak istersiniz. Ve bir daha yaşanmasın diye çaba gösterirsiniz…

Roboskî’nin, öncesinde yaşanan katliamlarla, ayrımcılıklarla bir sürü benzerliği, dağların arasındaki kaçakçıların kaçak yaşamları ile ayrıştığı bir sürü noktası vardı. “İstenmeyen çocuklardı”, ondan öncekiler de, Roboskîliler de… 2014 yılında bu çalışmayı yaptığımızda, herkes (Dersim’den Madımak’a, Müslümanlardan faili meçhullere, medya-akademi dışlamasından farklı inançlara…) nasıl “istenmeyen çocuk” haline geldiğini anlatırken, benzer süreçler anlatıyordu. Roboskî, bu süreçlerin hepsinin toplamı olarak, iki bomba olarak bir beynimize bir yüreğimize yeniden düşmüştü. Her katliam, bir öncekini de hatırlatır ya!

Hukuki ve politik olarak o köyde hiçbir şey değişmedi! Yarın on bomba daha düşmesinin önüne, ne yasalar ne de siyasi söylemler geçebilir. Yarın on bomba daha düşse, türlü yasalar, türlü siyasi söylemler geliştirilir. Tam tersine daha da genişletildi bu köyün arazisi. Kocaman köyler, kentler, memleketler haline geldi istenmeyen her bir çocuk. 

Dersim’den bir alıntı yapmıştık, onlarca kent yerle bir edildi. Madımak’tan alıntı yapmıştık, onlarca insan daha yakıldı. Müslümanlığından, internette paylaştıklarından, okuduğu gazeteden, oy verdiği partiden, derste anlattıklarından (veya anlatmadıklarından), bir imza vermekten, ondan olmamaktan, karşı çıkmaktan, hayır demekten yana ne varsa yerlerde sürüklenmenin gerekçesi oldu.  Bütün bunların hepsinin başka bir çözümü var. “Sus” yerine, “otur konuşalım” gibi basit bir çözüm. Çünkü hepsinin hikayesinde “bir daha yaşanmasın” vurgusu en avaz avaz olandı. 

Bu basit çözümlere giden yol, her geçen gün daha da uzaklaşıyor, memleketin siyasi atmosferinde. Peki halkın gündeminde?

Roboskî’nin yaşadıkları 28 Aralık gecesiyle sınırlı olmadı hiçbir zaman. Kürtlerin, sınırların, yoksulluğun, eşitsizliğin, adaletsizliğin en acımasız simgelerinden oldu sadece. 27 Aralık’ta da eşit değildi Roboskîliler, 29 Aralık’ta da! Bir katliamın yüzyıllık tanığı, sanığı, yaşayanı, sözcüsü oldular ve olmaya da devam ediyorlar. 

O katliamdan kısa bir süre sonra, trafik kazasında yaralanan erleri, kucaklarına aldılar analar. Sonra vahşilerden kaçan Êzidîlerin kalacak yerleri, aşları, yoldaşları oldular. Şırnak ablukadayken sırdaşları oldular. 

***

Bir katliam sadece yaşandığı an ile sınırlı kalsa, yani o bomba sadece patladığıyla kalsa bambaşka olurdu tüm anlatılar, acılar. Ama işte değil! Sadece birer simge!

“İstenmeyen Çocuklar” kitabını, Roboskî’den sonra oluşturulabilecek, dayanışma ve birliktelik duygusuyla ve bunun artması amacıyla, tüm “istenmeyen çocuklar” olarak hazırlamıştık. Bugün ise başka bir yerde, başka bir isimle, başka onlarca daha katliam!

Beş yıl geçmiş aradan. 

Sahi yarın Roboskî’de on bomba daha patlamaması, on uçağın daha insanları bombalamamasının önünde hangi yasal, siyasal engel var? 

Biz “yapma” demedikçe!
 

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Aralık 2016 09:03
www.evrensel.net