2017’ye girerken dünyanın hali

2017’ye girerken dünyanın hali

Yeni yıla girerken Avrupa ve Ortadoğu'nun son durumu.

Yücel ÖZDEMİR
Köln

Bir yılı bitirip yeni bir yıla girildiğinde çoğunlukla, girilecek yılın geride bırakılan yıldan daha iyi olması istenir. Bu dilek geride bırakmaya hazırlandığımız 2016 için de geçerli. Ortadoğu merkezli savaş kazanının daha fazla kaynadığı, açlık ve sefaletin büyüdüğü koşullarda savaş dinmek yerine daha da alevlendi. Yılın son ayında Halep’ten, Musul’dan gelen haberler ve görüntüler, adeta İkinci Dünya Savaşı sırasında yakılıp yıkılan kentleri anımsatıyor. Savaşı başlatanlar, körükleyenler hedeflerinden vazgeçmiş değil. Tersine bunun için daha fazla silah satıyorlar, kan dökülmesine yol açıyorlar.

TERÖRÜN YAYGINLAŞTIĞI BİR YIL

Ortadoğu’daki savaşların neden olduğu terör saldırıları ise tüm dünyaya yayılmış durumda. Fransa’dan Belçika’ya, Türkiye’den Ürdün’e pek çok ülkede yüzlerce insan radikal dinci terörün kurbanı oldu.

Bu terör en son Almanya’ya kadar uzandı. Yıl içinde yapılan bir kaç ‘küçük’ saldırının ardından 19 Aralık gecesi Berlin’de 12 kişinin katledilmesi doğal olarak pek çok insanı tedirgin etti. Berlin’de Noel pazarına, Paris’te cafeye, Brüksel’de havaalanına giden insanların cesetlerinin yerlerden toplanması kabul edilebilecek bir durum değil. Masum insanların yaşamına kasteden terörün kol gezdiği bir dünya hiç kimse için güvenli değildir.

Ama, artık önemli olan terörü yaratan koşulların ortadan kaldırılmasıdır. Zira, teröre yol açan nedenlerle mücadele edilmeden terörden kurtulmak mümkün değildir.  

MÜLTECİ DÜŞMANLIĞI TERÖRÜ ENGELLEMEYECEK

Bugün artan terör saldırılarının ve milyonlarca insanın sığınmacı duruma itilmesinin arkasında, emperyalist devletlerin dünya üzerinde egemenlik kurmak için körüklediği savaşlar bulunuyor. Bu nedenle Berlin’de yapılan terörün kaynağını uzakta aramaya gerek yok. Almanya’nın militarist dış politikasında, Alman tekellerinin daha fazla silah satış planlarında aramak gerekiyor.

Dolayısıyla Avrupa’nın ortasında yeni terör saldırılarının olmamasının yolu, sığınmacıları ve göçmenleri hedefe koyarak kriminalize etmek veya daha fazla polisiye önlemler almaktan geçmiyor.

IRKÇILIK VE YOKSULLUK ARTIYOR

Bugün dünyanın gündemindeki savaş, terör, ırkçılık, yoksulluk adeta bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı. Paylaşım hesapları, savaşlar ve silah satışları, daha çok insanın yerini yurdunu terk ederek sığınmacı durumuna düşmesine yol açarken, Avrupa ve ABD’de ise gelen sığınmacıları gerekçe gösteren ırkçı parti ve akımlar hızla güç kazanıyor. “Sığınmacı korkusu” bugün pek çok ülkede “sağ popülist” hareketleri büyütmüş, ABD’de ise başkanlık koltuğuna oturtmuştur.

Artan sınıflar arası çelişkiler genel olarak dünyada zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumu önceki döneme göre daha büyütmüş ve artan gelecek korkusu, sığınmacı ve terör olaylarının da etkisiyle sağ popülist politikaların güç kazanmasına imkan yaratmıştır.

Gelişmeler, daha iyi bir dünya için mücadelenin önceki dönemlere göre çok daha büyük bir önem kazandığını göstermektedir. Savaşa, silahlanmaya, ırkçılığa, yoksulluğa, halklar ve emekçiler arasındaki bölünmeye karşı mücadele gelişip büyümediği sürece gireceğimiz her yıl geride bıraktığımız yıldan daha iyi olmayacaktır. 

Bu nedenle dünyanın içine girdiği sarmalın tersine çevrilmesi için daha güçlü mücadeleye ve örgütlere ihtiyaç bulunuyor.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.