Gençlik içerisinde, milliyetçilik de dayanışma da var!

Gençlik içerisinde, milliyetçilik de dayanışma da var!

Kayseri'de gerçekleştirilen bombalı saldırının ardından yaşanan linç, bina basma ve ırkçı saldırıları Erciyes Üniversitesi öğrencileri değerlendirdi.

Erciyes Üniversitesinden Bir Grup Öğrenci
Kayseri

Son bir buçuk yıldır ülkenin her yerinde, birçok kesimden insanın katledildiği bombalı saldırılar yaşanıyor. Gerçekleştirilen bombalı saldırının ardından şehrimiz Kayseri’de kanlı listeye dahil oldu. Kayseri gerek ‘muhafazakar toplumsal yapısı’ gerekse konumu nedeniyle bombalı saldırıların uğramayacağı bir nevi ‘güvenli bir şehir’ olarak kabul ediliyordu. Yaşanan bombalı saldırı ve siyasi partiler ve sendikalarla başlayan sonrasında üniversite kampüsü ve yurtlarda adeta öğrenci avına dönüşen saldırılar, “Artık güvenli tek bir yer yok” cümlesinde vücut bulan tedirginlik halini yarattı. 

Yapılan bombalı saldırı kampüs girişindeki otobüs durağında gerçekleşti. Burası hem kampüs girişi olması hem de öğrenci yurtlarına çok yakın bir yerde olması nedeniyle üniversite öğrencilerinin her gün geçmek zorunda olduğu bir nokta. Birçok öğrenci, “Her gün geçtiğimiz, otobüse bindiğimiz, arkadaşlarımızla yürüdüğümüz yerde bomba patladı. Bu ülke nasıl bir yer oldu!” tepkisiyle öfkesini, kaygısını ve üzüntüsünü dile getirdi. Öğrenciler bir yandan üzüntülerini paylaşmak için aileleri ve arkadaşları ile konuşuyor bir yandan da kan vermek için hastanelere koşuyorlardı. 

YURDA GELME BURASI GÜVENLİ DEĞİL

Ardından hızla saldırıyı protesto etmek için gösteriler başladı ve aynı hızla gösteriler bir provokasyona sahne oldu. HDP, DİSK ve EMEP binalarına saldırıldı, CHP gençlik kolları üyeleri darbedildi. Öğlen saatlerinde yaşanan saldırılar akşam öğrenci yurtlarına sıçradı. Yurtlarda Kürt öğrenciler gerçek olup olmadığı dahi bilinmeyen (Buna çok da gerek duyulmayan) iddialarla linç edildi ve gözaltına alındı. Yaşananlar üzerine birçok genç birbirlerini arayarak, “Yurda gelme, burası güvenli değil” diyerek saldırılardan kendilerini ve arkadaşlarını korumaya çalıştı. Bu durum ise bizlere saldırı ve provokasyonun gençliğin ana kitlesinde hakim olmadığını gösterdi.  

Tedirgin olan ve endişe eden sadece Kürt gençler değildi elbette. Birçok üniversite öğrencisi, “Çözüm HDP binası yakıp Kürtleri linç etmek mi?” tartışması sürdürdü. KYK yurdunda kalan bir arkadaşımız şahit olduğu anları bizimle paylaşarak, “ Bir öğrenciyi saldırıya sevindi diye linç ettiler. Kimin sevinip kimin üzüldüğünü nereden biliyorlar? Kendimi burada güvende hissetmiyorum” derken başka bir arkadaşımız, “OHAL neden var bu ülkede? Nasıl bu saldırıları önleyemezler!” diyerek hem bombalı saldırıya hem de yaşanan olaylara karşı öfkelerini dile getirdiler. Bazı ülkücü gençler ise “İnsanların HDP’li ya da Kürt olması benim için bir kıstas değil. Böyle şeylerin yaşanması asla kabul edilemez” diyerek saldırılara tepki gösterdi. 

BARIŞ VE HUZUR GELMEZ BÖYLE

Ertesi gün kendilerini ülkücü olarak tanımlayan bir grup öğrenci tarafından tehditler savrulmaya başlandı. 

“Erciyes’te artık taş üstünde taş, baş üstünde baş kalmayacak!” gibi sloganlarla öğrenciler açıkça tehdit edildi. Bir arkadaşımız, “Bunlar resmen insanları birbirine düşürmek istiyor. Ülkeye barış ve huzur gelmez böyle giderse. Asıl hesap vermesi gerekenler belliyken insanları birbirlerine kırdırmak istiyorlar!” diyerek bu sözlere karşı duyduğu öfkeyi anlattı. Başka bir arkadaşımız, “Bizim de Kürt arkadaşlarımız var. Onların da başına bir şey gelebilir, birlikte olalım en azından kendi arkadaşlarımızı koruyabiliriz belki” sözleriyle aslında birçok öğrencinin o an hissettiği şeyi, dayanışma ihtiyacını gözler önüne serdi. Dayanışma içinde olmak zorunda olduğumuzu artık hepimiz en somut haliyle görebiliyoruz. Çünkü birçok Kürt gencin, kan vermek için hastaneye giden bir genç de dahil, darbedildiğini ve okullarını bırakma kararı aldığını öğrendik. Birçok olumsuz şarta rağmen üniversite kazanabilmiş gençler sırf Kürt oldukları için bombalı saldırının sorumlusu olarak görüldü. Bu yaşananlar üniversite öğrencilerinin büyük bir kısmında tepki topladı.

Kürt gençlere saldıranlar, “Biz üniversitede terörist dövünce faşist oluyorduk. Ne kadar haklı olduğumuzu anlayın şimdi” diyerek gerek saldırıdan önce gerek saldırıdan sonra uyguladıkları şiddeti meşrulaştırmaya çalıştı. Bu sözleri duyan bir arkadaşımız, “Kürtlere saldırmak için fırsat geçti ellerine. Hiç geçmişte olanlardan ders almıyorlar. Maraş’ta ve Sivas’ta Alevileri öldürenler de 6-7 Eylül’de Rumlara saldıranlar da aynı zihniyettendi. Bari bunlardan ders alsınlar” diyerek saldırıları meşrulaştırma çabalarına da tepkisini gösterdi.

Evet, Kayseri’de gençlik milliyetçi, şoven duygulardan etkilendi. Saldırılar da bize bunu gösteriyor. Bombalı saldırıdan sonra gösterilen dayanışma duygusu ise görülmesi gereken bir diğer durum. Tüm bu saldırıların aksine gençliğin önemli bir kesimi asıl hesap sorulması gerekenin ülkede güvenliği sağlamayanlar olduğunu düşünüyor. Bombalı saldırıları önlemenin yolu, provokasyonu önlemek için gençlerin kendi aralarında gösterdiği türden bir dayanışma içerisinde olmaktan geçiyor.

www.evrensel.net