Başbakan Yıldırım: Halep'ten 40 bin kişi tahliye edildi

Başbakan Yıldırım: Halep'ten 40 bin kişi tahliye edildi

Başbakan Yıldırım Halep'ten 40 bin kişinin tahliye edildiğini ve tahliye işleminin henüz bitmediğini ifade ederek tahliyelerin süreceğini söyledi.

Başbakan, Suriye ordusunun kontrolüne geçen Halep'ten 40 bin sivilin tahliye edildiğini söyledi. Yıldırım tahliye işleminin henüz bitmediğini ifade ederek tahliyelerin süreceğini söyledi.

T24’ün haberine göre AKP Genel Merkezi'ndeki İl Başkanları toplantısında konuşan Yıldırım'ın açıklamaları şöyle:

“Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz, ailelerine ve milletimize baş sağlığı diliyoruz, gazilerimize acil şifalar mevlamdan niyaz ediyoruz. Üzerine basarak ifade etmek isterim ki, dünyanın baş belası terör, insanlığa karşı işlenen bir suçtur. Terörle mücadele Türkiye'nin beka mücadelesidir.

Türkiye'nin birliğinin, beraberliğinin, kardeşliğinin daim olması adına verilen büyük bir savaştır. Birlik ve bütünlüğümüzü her zaman muhafaza edeceğiz, Türkiye'yi vesayet altına almasına izin vermeyeceğiz. Terör ve şiddet Türkiye'yi, demokrasimizi ve hukuk yolundaki kararlılığımızdan asla vazgeçiremeyecek.

2016'nın son genişletilmiş il başkanları toplantısını gerçekleştiriyoruz, bugün 81 il teşkilatımızın bütün yönetim kademeleriyle, il başkanları, il kadın kolu başkanları, il gençlik kolu başkanları, il belediye başkanları olmak üzere 114. kez bir araya gelmiş olmamız bize, AK Parti'de istikrarın, hizmetin, sürekliliğin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Sizlerle birlikte olmak, aslında 80 milyon vatandaşımızla beraber olmak anlamına geliyor. Bütün belediyelerimizle, köylerimizle birlikte olmak anlamına geliyor. AK Parti siyasetinin ülkemize, vatandaşlarımıza kazandırdıklarını sizler iyi biliyorsunuz.

Biz AK Parti olarak bu millete olan borcunu hizmet üreterek ödemek durumunda olan bir kadroyuz. AK Parti'nin siyasi ilkelerini yerine getiren bu muhteşem kadro, Türkiye'nin yüzünü ağartan bir kadrodur. AK Parti hareketi birlik ve beraberliğimizin güvencesidir. AK Parti 79 milyon Türkiyemizin partisidir. Her şehrin, her vatandaşın partisi olduk, derdiyle dertlendik. Hiçbir AK Partili kardeşim, hiçbir şekilde ayrımcılık yapmadı, yapmayacaktır.

Her türlü ayrımcılığı reddettik, daima millet dedik. Ülkemiz baştan başa bayındır oldu, vatandaşlarımızın beklediği hizmetler birer birer gerçeğe döndü. Bu heyecanı koruduğumuz için bugün milletin duası ve desteğiyle bu emaneti yine bizler taşıyoruz. Bu emanete sadakat göstermek bizim en şerefli görevidir. 

Değerli kardeşlerim, özellikle son dönemde terör örgütleri canları yandıkça, asimetrik eylemlere başladılar. İstanbul ve Kayseri'de yaşanan saldırıların arkasından son olarak Rus Büyükelçi'ye yapılan alçakça suikast, tüm dünya olarak terörü doğru bir zeminde değerlendirme ihtiyacını ortaya koyuyor. Teröre karşı hiçbir ülke biz güvendeyiz diyemez. Türkiye'nin maruz kaldığı terör saldırılarını, sadece Türkiye'nin meselesi olarak görmek fahiş bir hatadır. Irak ve Suriye'ye yerleşmiş olan terör örgütlerinin sadece Türkiye'yi tehdit ettiğine inananlar yanılırlar.

Terör dünyanın ortak sorunudur, uluslararası toplum terör karşısında ikircikli söylemi bir kenara bırakmadı, tamamen aynı tavırı almalıdır. Başarının önemli şartlarından bir tanesi budur. Sizin teröristiniz kötü, benimki iyi anlayışı maalesef terörü bitirmeye değil, terörün daha da azmasına neden olmaktadır. Terörle mücadele hassasiyetini gözeten herkesle işbirliği yapmaya hazırız. Demokrasi, hukuk ve insanlık mücadelemizi hiçbir terör örgütü, hiçbir cinayet şebekesi durduramayacak. Unutmayalım ki, teröre karşı en büyük gücümüz ve sermayemiz birliğimiz, beraberliğimiz ve kardeşliğimizdir. Birlik ve kardeşlik ruhuyla bu mücadelede mutlaka ve mutlaka zaferle sonuçlanacaktır. Güney sınırlarımızda maalesef ciddi bir kaos var. Ciddi bir otorite boşluğu var.

HALEP'TEN 40 BİN KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ

Adeta hükümet yok, yanıbaşımızda Halep'te yaşanan insanlık dramı bütün dünyanın gözünde cereyan ediyor, dünya yine sessiz, yine sağır yine dilsiz. Ancak Türkiye şartta, her zorluğa rağmen her zaman olduğu gibi bu insanlık dramına, bu vahşete sessiz kalmadı, kayıtsız kalmadı. Türk milletinin gönlünü, kalbini, vicdanını harekete geçiren sivil toplum örgütlerimiz, AFAD yetkililerimiz hemen gecikmeden oradaki mazlum, masum insanlara yardım ellerini ulaştırdılar.

Yine parti teşkilatlarımız, sizler seferber oldunuz. Hükümet olarak, başta sayın cumhurbaşkanımız olmak üzere biz de muhataplarımızla, Rusya ile İran ile çok yoğun bir diplomasi görüşmeleri yaptık ve ateşkesin gerçekleşmesini sağladık. Ve sivillerin Halep'ten tahliyesini başlattık. Bugüne kadar 40 bin civarında sivil, ateşin içinden alınarak emniyetli bölgelere gönderilmiştir.

Barışa kurşun sıkmak için gereken her türlü çabayı gösterdiler, buna rağmen muhataplarımız üzerindeki yoğun diplomatik baskımızla bu insanların imdadına yetişmeyi başardık. Tahliyelerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için çalışmalar bitmiş değil.

Masumların yarasını sarmak, onların can güvenliğini sağlamak için Türkiye olarak başından beri her türlü fedakarlığı yapıyoruz. Bize "Aferin" diyenlerin methiyesine ihtiyacımız yok, biz inancımızın, insanlığın gereğini yapıyoruz. Değerli kardeşlerim, AK Parti siyaseti, evrensel değerlerin siyasetidir.

Türkiye'nin 61 il ve bütün renkleri bizim siyasetimizde kendini bulur, kendini görür. AK Parti ayrıştıran değil, kaynaştıran bir partidir. 14 yılda büyük eserler kazandırdık, daha evvelsi gün dünyanın en önemli, mühendislik açısından en zor projesini yaptık.

İki kıtayı denizin altından bir tünelle birbirine birleştirdik. Bu proje daha bitmeden kendi alanında beş tane uluslararası ödül kazandı. Dünyada yaprak kımıldamazken, krizden yatırımlar durmuşken, Türkiye bir yıl içerisine ardı ardına, Osmangazi Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Avrasya Tüneli'ni hizmete aldık. 

‘MOSMOR ATTILAR’

Ekonomide, siyasette, hukukta, alt yapıda, sağlıkta, velhasıl hayatın bütün alanlarında vatandaşımızın yaşamını kolaylaştırmak, hayat kalitesini yükseltmek bizim şiarımız oldu, bu alanlarda birçok hizmeti devreye aldık. Bu başarıda şüphesiz gönül gönüle yürüttüğümüz her bir arkadaşımızın büyük bir emeği var. Sizler, Türk siyasi hayatında benzeri olmayan başarılara imzasını atan kadronun elemanlarısınız. Bugüne kadar her bir vatandaşın derdini, kendi derdimiz olarak gördük. Amacımız birlik ruhunu temsil etmek, ülkemize ilk günkü gibi aynı şevkle hizmet etmektir. Bu muhabbeti kimse bozamaz, birliğimize zarar veremez. Türkiye artık karanlık tezgahlar kurularak teslim alınacak bir ülke değildir.

Türkiye artık şer odaklarının bölebilecekleri bir ülke de değildir. Bir ve beraber oldukça Türkiye için kalbimiz heyecanla çarptıkça, bizim hızımızı hiç kimse kesemez evvel allah. Biz kendimiz için değil, ülkemiz için bu yollara çıktık. Ülkemiz sizlerle, bu kadroyla bu günlere geldi ve bu karoyla da 2023'e, 2053'e taşınacak. AK Parti kadroları olarak siyaseti baştan da ifade ettim, ülkeye, millete hizmet aracı olarak gördük, buna inandık. Her zaman milletin ihtiyaçları bizim önceliğimiz oldu. Bir anayasa meselesi var. Bu anayasa konusu son 50 yıldır, Türkiye'nin siyasetini meşgul eden bir konudur. 1980 darbesinden kalma bir vesayet anayasasıyla Türkiye'nin bugünkü ihtiyaçlarını, vatandaşlarımızın gelecek beklentilerini karşılamak mümkün olmuyor. Bu anayasanın değişmesi gerektiği konusunda hiçbir görüş ayrılığı yok. Bütün partiler, bütün seçimler öncesi yeni bir anayasa vaadinde bulundular. Ve öncelikli olarak iktidara geldiklerinde, darbe anayasasını değiştirecek ve Türkiye'nin ihtiyacı olan bir anayasa yapacaklarını ifade ettiler. Biz de söyledik.

Ama bugüne kadar derli toplu, anlamlı bir değişikliği maalesef gerçekleştiremedik, zaman zaman krizler olduğunda krizleri aşmak için sınırlı değişiklikler yaptığımız oldu. 2007'de 367 icadı ve bunun üzerine cumhurbaşkanını meclisin seçememesi ve partimizin çözüm millettedir diye anayasada değişiklik yaparak cumhurbaşkanını milletin seçmesini sağlayacak değişiklik yaptık. Daha sonra yargı darbesi, yargı vesayeti oluşturmaya çalışanların bu hamlesine karşı, özellikle üst yargıda önemli düzenlemeler ön gören değişiklikleri de yine AK Parti iktidarında yaptık. Son yılların en fazla tartışılan konusu, Türkiye 'de hükümet yönetim sisteminin kalıcı istikrar sağlamadığı, bu nedenle yönetimde, yönetim sistemini de içeren esaslı bir değişikliğin acil bir ihtiyaca dönüştüğü toplumun bütün kesimlerince tartışılıyor. Bu konunun artık gündemden kalkmasını bekliyoruz. Siyaset, sorun üretme değil, sorun çözme işidir.

15 Temmuz alçak darbe girişiminden sonra, parti genel başkanları olarak cumhurbaşkanımızın daveti üzerine geldik. Anayasa meselesi üzerinde konuştuk. Aldığımız karar AK Parti, CHP, MHP olarak anayasa değişikliği konusunda çalışma yapmak ve mutabık kaldığımız maddeler üzerinden çalışmalarımızı yürütmek. Tam bu görüşmeler sonuna varmışken, ekim ayının başlarında MHP Genel Başkanı Bahçeli bir çıkış yaptı, dedi ki; bu mevcut sistem böyle devam etmemeli, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle birlikte meydana çıkan mevcut durum anayasa ile uyumlu hale getirilmelidir.

Her ne kadar biz parlamenter sistemi tercih ediyor isek de bu sorunu çözmek için partiler üstü bir anlayışla AK Parti ile bu konuyu müzakere etmeye hazırız. Bunun üzerine üçlü devam eden müzakereleri iki parti olarak sürdürdük. Sayın Bahçeli ile bu konudaki ilk görüşmemiz 10 Kasım'dır. 10 Kasım'da işin çerçevesini çizdik, 10 Aralık'ta da teklifimizi Meclis'e verdik. Şimdi artık iş Meclis'te. AK Parti grubu olarak biz 316 imzayla teklifimizi verdik. AK Parti'de filan imzalayacak, filan imzalamayacak diye söylentiler çıkardılar, tuş oldular. AK Parti üzerinden hesap yapanlar mosmor attılar. (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.