Eğitim Sen: Eğitimde eleştiri ve sorgulama yok, ezber var

Eğitim Sen: Eğitimde eleştiri ve sorgulama yok, ezber var

Eğitim Sen'in hazırladığı PISA değerlendirme raporunda Türkiye'nin yaşadığı başarısızlıklar nedenleriyle ele alındı.

Derya KAYA
Ankara

Egitim Sen, OECD ülkeleri arasında yapılan ve en sonuncusu 2015 yılında gerçekleştirilen PISA sonuçlarında Türkiye’nin yaşadığı başarısızlığın nedenlerini değerlendirdigi bir rapor hazırladı. Egitim Sen Genel Merkezinde yapılan basın toplantısında raporu açıklayan Egitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, raporda Türkiye’nin eğitimde yaşadığı düşüşün nedenleriyle ele alındığını belirterek,  raporu eğitim sisteminin temel sorunlarını tespit etmek ve nitelikli eğitim için çözüm önerileri geliştirmek amacıyla hazırladıklarını söyledi. 

‘ÜST DÜZEYLERDE BAŞARI SIFIRA YAKIN’

35’i OECD ülkesi toplam 72 ülkenin katıldığı PISA’nın hangi becerileri, nasıl ölçtüğüne ilişkin bilgiler sunarak başlayan rapora göre Türkiye’nin PISA sonuçlarına bakıldığında, öğrencilerin yaratıcılık, akıl yürütme ve eleştirel analizin ölçüldüğü 5. ve 6. düzeyde başarı oranının çok düşük hatta sıfıra yakın olduğu görülüyor. Raporda bu sonucun eğitim sistemiyle düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen nesiller yetiştirmeyi hedeflemesinin belirleyici olduğu vurgulanıyor.

‘FEN OKURYAZARLIĞINDA EN ÜST DÜZEYDE YOKUZ’

Fen okuryazarlığı, okuma becerileri ve matematik okuryazarlığının sonuçlarının ayrı ayrı değerlendirildigi raporda, Fen Okuryazarlığında OECD ortalaması 493, tüm ülkeler ortalamasının 465 iken Türkiye ortalaması 425. Türkiye’de 1. düzey ve altında bulunan öğrenci oranları PISA 2012’de yüzde 26.9 iken, PISA 2015’te yüzde 44.4’e yükselmiş durumda. Bu sonuca göre Türkiye’nin alt düzeylerde bulunan öğrenci oranları artış sergilemiş görülüyor.  1. düzey ve altında bulunan ögrenci oranı OECD’de ise yüzde 23.3.  Ögrenci oranları en üst düzeyde bulunan 6. seviyeye baktıgımızda ise Türkiye’nin öğrenci oranı yüzde sıfır. Bir alt düzey 5. seviyede ise yüzde 0.3. Bu oran tüm ülkelerde yüzde 5.3 iken OECD ülkelerinde ise yüzde 7.8.

‘TÜRKİYE’NİN OKUMA BECERİLERİ GERİLİYOR’

Okuma becerilerine bakıldığında ise, OECD ortalaması 493, tüm ülkelerin ortalamasi 460 iken Türkiye ortalaması 428. Ortalama puanları yıllara göre incelendiğinde Türkiye’nin performansının belirgin bir şekilde azaldığı görülüyor. PISA 2015’te 1. düzey ve altında bulunan öğrenci oranları OECD’de yüzde 20.1, tüm ülkelerde yüzde 31.4 iken Türkiye’de yüzde 30. En yüksek iki düzeyde bulunan öğrenci oranları ise OECD’de yüzde 8.3 tüm ülkelerde yüzde 5.6 iken Türkiye’de bu oranın binde 6 gibi oldukça düşük bir performans sergilediği görülüyor. Matematik okuyazarlığında da Türkiye’nin durumu oldukça kötü. OECD ortalaması 490, tüm ülkelerin ortalaması 461 olan matematik okuryazarlığında Türkiye’nin ortalaması 420. 

‘YOĞUNLAŞMA EN ALT DÜZEYDE’

Raporda, sonuçlarda sıralamanın ve puanların düşmüş olmasının yanında en dikkat çekilen nokta, Türkiye’de “İleri düzeyde beceri sahibi olan” öğrenci sayısının OECD ve diğer ülkelere oranla oldukça az olması. PISA Türkiye sonuçlarında öğrencilerin büyük çoğunluğunun altı düzey üzerinden alt düzey ve orta düzeyde toplandıkları belirtiliyor. Raporda başarılı ülkelerin öğretmen niteliğine önem verdiği ve ögrencilere eşit ve nitelikli eğitim olanakları sunmanın imkanlarını yarattığı ifade ediliyor. 

‘SORUNLAR DOĞRU TAHLİL EDİLMİYOR’

Türkiye sonuçları üzerinden eğitim sisteminin sorunları incelenen raporda, Türkiye’nin sorunları doğru tahlil edemediği, benimsenen egitim politikalarının yanlışlığı, ögretim programları, ders kitapları ve içeriklerinin bilimsellikten uzak olduğu, eğitimde devamsızlık ve okul terkleri sorununun devam ettiği,  okul öncesi eğitimin zorunlu olmamasının temel sorunlar olduğu vurgulanıyor. Raporda öğretmen niteliği, yetiştirilmesi, hizmet içi mesleki gelişim süreçlerinin önemsenmediği, yöneticilerin belirlenmesi ve yetiştirilmesi sürecinin sorunlu olduğunun altı çiziliyor. 

‘SADECE SAYISAL VERİLERİ İYİLEŞTİRME ÇABASI VAR’

Eğitim sisteminin sınav ve sonuç odaklı olması eleştirilen raporda, Milli Egitim Bakanlığının niteliği artırmak yerine, sadece “Kaç okul ve derslik yapıldıgı, kaç tablet dağıtıldığı” gibi sayısal verileri iyileştirme çabası içinde olduğu belirtiliyor. Raporda sorunların eğitimin herkese eşit, parasız ve kamusal niteliğini artırmayı hedefleyen anlayışla, özel öğretimi özendiren değil, yoksul halktan yana değişikliklerle aşılabileceği vurgulanıyor.

'OKUL TERKİNDE CİNSİYET, ETNİK KÖKEN, ANADİL BELİRLEYİCİ'

Rapora göre, Türkiye’deki başarıyı en çok sosyoekonomik durum ve sınıf tekrarlarının etkilediği, bunun Türkiye’deki esitsizlik, yoksulluk ve niteliğini kaybeden okul gerçeğini öne çıkardığı vurgulanıyor. Türkiye’deki öğrenciler devamsızlıkta üst sıralarda yer alırken sınava katılan 72 ülke öğrencisi içinde 2 haftada en az bir kere okula gitmeyen öğrenci kategorisinde 6. sırada yer alıyor. Raporda okul terkinde; cinsiyet, etnik köken ve ana dilinde eğitime erişime önemli bir belirleyici olduğu vurgulanarak, Türkçe dışında farklı dilleri konuşan ailelerin kız çocuklarının, eğitime devam oranının düşük olduğu vurgulanıyor. Raporda bir başka dikkat çekilen alan okul öncesi eğitim. Türkiye’de PISA sınavına katılan öğrencilerin yüzde 46.3’ünün okul öncesi egitim almadığını belirtmiş ve 1-2 yıl arasında okul öncesi  eğitim alanlar, almayanlardan daha yüksek performans sergilemiş. Raporda okul öncesi eğitimin önemi vurgulanarak, okul öncesi egitime alternatif 

'YÖNETİCİ ATAMASINDA SİYASİ REFERANSLAR BELİRLEYİCİ'

Türkİye’de öğretmen yetiştiren eğitim fakültelerindeki programların da değerlendirildiği raporda, programlarda psikoloji, sosyoloji, felsefe, antropoloji yer alması gerekirken uygulamaya konulan son pedagojik formasyon programından çıkartılması eleştiriliyor. Ayrıca çıkartılan yönetmeliklerle liyakat, tecrübe ve birikimli eğitim yöneticilerinin görevlerinden uzaklaştırıldığı, yeni müdürlerin atamasının sınav yerine mülakat sistemi ile yapılarak sendikal, siyasal referansların belirleyici olduğu belirtiliyor. Bu noktada Türkiye’deki her 4 okul müdüründen 3’ünün hükümete yakın sendikaya üye olduklarına dikkat çekiliyor. 

'AİLELER EĞİTİMİN PARÇASI OLMALI'

Raporda  eğitim sistemine yönelik önerilere de yer verildi. Laik ve bilimsel eğitim vurgusu yapılan raporda eleştirel ve sorgulayıcı bir eğitim sistemi yapılandırılmasına işaret ediliyor. Sanat, spor, felsefe, mantık, düşünme alanlarında programların yeniden düzenlenmesi vurgulanırken, okuma, anlama, akıl yürütme, yaratıcı düşünme becerilerinin geliştirilmesi gerektiğinin de altı çiziliyor. Raporda ayrıca Türkiye'nin acilen nitelikli öğretmen politikası ihtiyacı vurgulanarak, ailelerin de eğitimin bir parçası olması gerektiği ifade ediliyor.
Raporda, öğrencilerin bilgiyi ezber düzeyinde öğrendikleri, sorgulamaya dayalı bir eğitim anlayışının olmadığı, üst düzey değerlendirme ve üretme basamağının çocuklara verilmediği vurgulanıyor. Raporda sınav merkezli eğitim anlayışının eşitsizliği daha da artırdığı ifade edilerek eleştiriliyor. Eğitim sisteminin çocukları sadece sınavlara hazırladığı belirtilerek, öğrencileri sınav cederesinden çıkarmanın öncelikle yapılması gereken şey olduğu belirtiliyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 20 Aralık 2016 17:12
www.evrensel.net