Baluken Meclis Başkanına tutuklamalarla ilgili tavrını sordu

Baluken Meclis Başkanına tutuklamalarla ilgili tavrını sordu

Tutuklu HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’a milletvekillerinin tutuklanmasıyla ilgili tavrunu 11 soru sordu. 

Kandıra F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili İdris Baluken, milletvekillerinin tutuklanmasını Meclis Başkanı İsmail Kahraman’a sordu. Kahraman’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi sunan Baluken, milletvekillerinin tutukluluğunu ve maruz kaldıkları tecrit koşulları ile Meclis Başkanlığı’nın bu konudaki tavrını sordu.

Baluken, önergesinin gerekçesinde “HDP’ye yönelen tüm baskı ve saldırılara rağmen, gerek 7 Haziran gerekse de 1 Kasım’da yapılan genel seçim sonuçlarına göre partimiz, Meclisin en büyük 3. Siyasi partisi olarak halklarımız tarafından görevlendirilmiş ve yetkilendirilmiştir. Bu görev ve yetkilerin, ancak kendisini seçen halk kitleleri tarafından geri alınabileceğine dair düzenlemeler bütün modern demokrasilerde, evrensel hukuk sözleşmelerinde ve Türkiye’nin mevcut yasa ve anayasa maddelerinde tanımlanmıştır. Buna rağmen, 4 Kasım 2016 tarihinde aralarında Eş Başkanlarımızın da bulunduğu 10 milletvekili, 12 Aralık 2016 tarihinde de 2 milletvekilimiz tutuklanarak, Tecrit koşullarında tutulacak şekilde cezaevlerine gönderilmiştir. Yani evrensel hukuk normlarına ve modern demokratik teamüllere göre, halkın demokratik seçimler yoluyla kullanabileceği denetim yetkisi gasp edilerek, darbeci bir mantıkla halkın iradesine ağır bir saldırı gerçekleştirilmiştir” ifadelerini kullandı. 

Baluken, Kahraman’ın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti: 

* 4 Kasım ve 12 Aralık gününde olduğu gibi, seçilmiş olarak yasama fonksiyonunu yerine getiren, görevi başındaki milletvekillerinin, gözaltına alınmaları, tutuklanmaları, Tecrit altında tutulmalarına benzer herhangi bir örnek Türkiye siyasi tarihinde var mıdır? Varsa bu vekiller kimlerdir, hangi tarihte, hangi muameleler ile benzer hukuksuzluklara maruz kalmışlardır?

* Meclisin en büyük 3. Parti grubunun 2 Eş Başkanının, 2 Grup Başkanvekilinin, 8 Milletvekilinin, yasama fonksiyonları devam ederken tutuklanmaları ile ilgili herhangi bir yazılı açıklamanız olmuş mudur? Olmamışsa bunun bizlere ve partimize yönelik ayrımcı bir yaklaşım olarak tarafınızca da sürdürüldüğü hususu ile ilgili düşünceniz nedir? Bu tavrınızın tarafsız ve bağımsız olması gereken Meclis Başkanlığı görevi ile uyuştuğu hususunda düşünceniz nedir?

* Meclis Başkanı olarak, hakkımızda tamamen siyasi saiklerle hazırlanmış iddianameleri Meclis Başkanlık Divanından kesinleşmiş hükümler gibi okuduğunuza dair haberleri basından takip ettik. Bu haberler doğru mudur? Doğruysa, bir hukukçu olarak masumiyet karinesi gibi en temel hukuk ilkesinden haberdar değil misiniz? Milletvekillerine ve Partimize yönelik yürütülen algı operasyonunda, herhangi bir göreviniz var mıdır?

* Meclis Başkanı olarak, Meclisin, milletvekillerinin ve siyaset kurumunun itibarını korumayla ilgili tanımlanmış görevinizden haberdar mısınız? Gözaltı-tutuklama ve tecrit ile ilgili operasyonel süreçlerden önceden haberdar edildiniz mi? Bu operasyonlara onay verdiniz mi?

* HDP Milletvekilleri olarak şu anda bulunmamız gereken yer Cezaevleri değil Parlamento çalışmalarıdır. Bu durumu sağlamanız gereken konumla ilgili aciliyetiniz ortadayken, milletvekili arkadaşlarımızın demokratik bir protesto yöntemi olarak Meclis sıralarına koyduğu fotoğraflarımızdan hangi had ve hakla rahatsızlık duymaktasınız? O fotoğrafların meclis sıralarında olması ile ilgili kendi sorumluluğunuzun ve ayıbınızın her gün görülmesinden mi rahatsızsınız?

* 15 Temmuz darbesi sonuç alsaydı milletvekilleri tutuklanıp, cezaevlerine gönderilecekti. Mevcut durumumuzun halkın iradesine yapılmış Sivil bir darbe olduğu hususunda, 15 Temmuz ile kıyaslayarak, verebileceğiniz bir cevabınız var mıdır?

* Meclisin en büyük 3. Siyasi partisinin Parlamento çalışmalarından sorumlu 2 Eş Başkanı, 2 Grup Başkanvekili, 8 Milletvekilinin tutuklu olmasının, HDP’nin Parlamento çalışmalarını engellemesi hatta akamete uğratması hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

* Hukukun evrensel ilkeleri ve temel insan hakları açısından tüm dünyada Tecrit bir işkence yöntemi ve insanlık suçu olarak tanımlanmıştır. Bu işkence yöntemi ve insanlık suçunun milletvekillerine uygulanmasına dair düşünceleriniz nelerdir?

* Halkın verdiği görev ve yetkiyle çalışan milletvekillerinin yasama fonksiyonunun engellenebileceğine dair herhangi bir düzenleme mevcut yasalarda ve anayasa var mıdır? Suçüstü hali dışında buna dair bir örnek var mıdır? Varsa bu yasa ve anayasa maddeleri hangileridir?

* Hakkımızda düzenlenen iddianamelerin tamamı düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında yaptığımız siyasi çalışmalardır. Meclis kürsüsünden yaptığımız konuşmaların dahi mutlak kürsü dokunulmazlığı hiçe sayılarak soruşturmalara tabii tutulması hakkında ne düşünüyorsunuz? İfade, örgütlenme ve düşünce özgürlüğünün yargı sorgusuna tabii tutulması hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Yargının Meclis iradesini sorgulamasının demokraside yeri var mıdır?

* En asil göreviniz olan Meclisin, milletvekillerinin ve siyaset kurumunun itibarını koruyamadığı açık ve nettir. En asli görevini bile yapamayan birisi olarak istifa etmeyi düşünüyor musunuz? (DİHABER)
 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.