Suriye’de yeni dönem

Suriye’de yeni dönem

Arap basınında, Halep’teki silahlı muhaliflerin tahliyesi yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirildi

Yusuf ERTAŞ / Ali KARATAŞ

Arap basınında, Suriye’de Halep’in yeniden Beşar Esad’ın güçlerinin eline geçmesi ve silahlı muhaliflerin tahliye edilmesi yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirildi. Mısır ise katedral saldırısı ve Libya’daki hamleleri ile öne çıktı. Yemen’de, Suudi Arabistan’ın öncülüğündeki koalisyon güçlerinin bombardımanı altında her on dakikada bir çocuk yaşamını yitiriyor.

YENİ BİR DÖNEM

Halep’in Suriye rejim güçlerinin eline geçmesi Suriye savaşının kaderini değiştirecek bir gelişme olarak değerlendirildi. Gulf News “Halep’in düşüşü Suriye’deki savaşta yeni bir safhanın başlangıcı oldu” diye yazarken, Hizbullah’a yakınlığı ile bilinen al Ahbar ise “Halep ‘devriminin’ sonu” diye yazdı. Lübnan gazetesi Daily Star, “Hizbullah, Halep’in rejim güçleri ve onların müttefiklerinin eline geçmesini kutlarken Müstakbel Hareketi Halep halkıyla dayanışma içerisinde olduklarını ifade etti” diyerek Lübnan’daki bölünmenin devam ettiğine dikkat çekti. Rai al Youm Yazarı Abdulbari Atwan, Moritanya gazetesi al Badil için kaleme aldığı yazıda “Halep savaşının bittiğinin farkındayız. Ancak Suriye’de savaş bitmedi. İlerleyen günlerde İdlib, Rakka ve el Bab gibi birçok yerde çatışma bekleniyor” yorumunu yaptı.

MISIR ROL ÜSTLENİYOR

Mısır bugüne kadar Suriye, Irak, Yemen ve Libya krizlerinde doğrudan rol üstlenmemeyi tercih ediyordu. Ancak son dönemde başta Libya olmak üzere Suriye ve Irak krizlerinde daha doğrudan müdahil olma yönünde adımlar atması ile dikkat çekiyor. Mısır’ın devlet sermayeli al Ahram gazetesi yazarı İsmail Cuma, geçen hafta salı günü Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri ve Mısır Genelkurmay Başkanı Mahmut Hicazi’nin de yer aldığı ve birçok Libyalı şahsiyetin katıldığı Kahire toplantısına dikkat çekti. Bu toplantıda alınan kararlar arasındaki “Mısır’ın tarihi olarak sorumlu olduğu bölgedeki rolünün değerlendirilmesi ve Libya’da barış ve istikrarın korunması” maddesi, Mısır’ın Libya’daki krizde daha aktif bir rol üstlendiğinin işareti olarak değerlendirildi.

YEMEN’DE ÇOCUKLAR ÖLÜYOR!

Arap coğrafyasının en yoksul ülkesi Yemen’de, 26 Mart 2015 tarihinde Suudi Arabistan liderliğinde oluşturulan ve ağırlıklı olarak Körfez ülkelerinin yer aldığı koalisyon güçlerinin “Kararlılık Fırtınası” adı altında başlattığı hava saldırıları sayısız ateşkese rağmen hız kesmiyor.
Saldırılarda bu güne kadar on binden fazla sivilin öldüğüne, çok sayıda kişinin yaralandığına ve ülkenin alt yapısının tamamen harabeye çevrildiğine vurgu yapılıyor. Savaşın en büyük mağduru ise çocuklar oluyor. UNICEF harabeye dönen bu ülkede savaşta ölenlerin yanı sıra “ishal, kötü beslenme, solunum yolu iltihabı gibi önlenebilir hastalıklar yüzünden” her on dakikada bir çocuğun öldüğüne dikkat çekti.
UNICEF tarafından yapılan araştırmada “26 milyonluk ülke nüfusunun üçte ikisinin gerekli tıbbi bakımdan mahrum” olduğunun altı çiziliyor.


SURİYE SAVAŞININ SORUMLULARI HESAP VERMELİ

Abdulbari ATWAN
El Badil

Bazı Suriyelilerin Beşar Esad’a ve hükümetine karşı öfkelenmek hakları. Ancak bize göre öfkenin daha büyüğü; fitneyi kışkırtan, gerçekleri tersyüz eden, Suriye halkını yanıltarak ayaklanmaya çağıran ve silahlandıran, iktidarın aylar içinde yıkılacağını vadeden ve Halep’te olan bitene seyirci kalan devletlere ve televizyon kanallarına olmalı.  
Bu ülkeler altı yıldan beri Suriye halkına karşı işledikleri suçlara karşı kendilerini avutma çabasındalar. Ülkelerine bir tek mülteci kabul etmeyenler; kurbanlar, yararlılar ve göç edenler için ikiyüzlü bir ağlama içindeler.

MEDYA GERÇEKLERİ DEĞİŞTİRMEZ

Biliyoruz ki onların medya imparatorlukları, sosyal medyada orduları mevcut. Lakin bu araçlar; Arap bölgesinin tarumar olmasında, mezhepsel çatışmanın tohumların ekilmesinde, binlerce kişinin katledilmesine ve milyonların aç kalmasına yol açan Yemen’e karşı yürütülen kanlı savaştaki rolleri ile ilgili gerçekleri gömmeye yetmiyor.
Suriye ordusu Halep’i aldı. Savaşanlar kentin dışına çıktı.
Onlar seyrediyor ve Halep halkıyla dayanışma için ağızlarından tek bir kelime bile çıkmıyor. Medya organları ağlamayı ve feryatları bıraktı. Kafalarını kuma gömdüler.

SUUDİ KRALINDAN TEK BİR KELİME YOK

Suudi Kralı Salman bin Abdülaziz, Şura Konseyi önündeki konuşmasında Halep’ten bahsetmedi ve Suriye ile ilgili tek bir kelime bile söylemedi. Ortaya çıkacak gelişmelerden korkan ve “Başkan Esad gitmelidir. Savaş yoluyla veya barış yoluyla” cümlesini gece ve gündüz boyunca her ortamda tekrarlayan Dışişleri Bakanı Adil el Cabir vasıtasıyla tek bir açıklama yayınlamadı.
Suriye halkı; ülkenin tahrip edilmesi ve kardeşlerin yüz binlercesinin katledilmesi için demokrasiden ve insan haklarından en son söz etmesi gerekenler tarafından komplo kurulduğunda, tarihin en büyük aldatmacasıyla karşı karşıya kaldı.
Başkan Beşar Esad ülkesinde olup bitenden dolayı sorumluluğu üstleniyor. Bazı aşırı olaylar, hatalar ve suçlar hakkında itiraflarda bulundu. Bu itiraf belgeli. Lakin kişisel kinler nedeniyle intikam için Suriye halkını kan denizine atanlar daha büyük sorumluluk taşımaktadırlar. Onlar Arap ülkelerinin iç işlerine karıştılar ve savaşın fitilini yaktılar. Ki bu ülkeler, herhangi bir ülkenin iç işerine karışmasını reddetmektedirler.

EN ZOR ZAMANDA YALNIZ BIRAKTILAR

Halep savaşının bittiğinin farkındayız. Lakin Suriye’de savaş bitmedi. İlerleyen günlerde İdlib, Rakka ve el Bab gibi bir çok çatışma bekliyor. Ama Suriye halkının en zor zamanında yalnız bıraktılar. Onların üzerine oynayanlar Halep’te kaderine terk ederek vicdanlarda kara bir leke oldular.  
Her gün Amerikalıların ve müttefiklerinin Müslümanlara ve Araplara nefretlerini, bütün askeri işgalleri bu ümmetin parçalanması için yaptıklarını, mezhep savaşı tohumları ektiklerini ve “kurbanı” Araplar ve Müslümanlar olan savaşlar başlattığını keşfediyoruz.

ESAS SORUMLULAR HESAP VERMELİ

Suriye’nin iç işlerine karışanlar, binlerce ton silah ve mühimmat ve milyarlarca dolar pompalayanlar, tüm faturayı ödemek ve şehitlerin kanının dökülmesinde, ölümlerde ve yarılılardaki sorumluluğun büyüğünü üstlenmek zorundadır.
Arap halkları ve Suriye halkı bunların suçlarını bilmektedir. Suriye halkının ve çocuklarının kanını dökenlerin ve dökülmesine yardımcı olanların hesap günü gelecektir. Bu büyük halkın Yemenli kardeşlerimizin kanını dökenleri unutmayacağı gibi. İnsanlığa karşı işledikleri suçları ödeyecekler.
Suriye küllerinden doğacaktır. Halkı kendi arasında barışacaktır. Bölgede yaşanan bütün savaşlarda olduğu gibi tüm sıkıntılar aşılacaktır.


MISIR’IN HIRİSTİYANLARI VE İSTİKRARI HEDEFTE

Rai al Youm
Başyazı

Kahire’de San Marco Kilisesini bombalamak, bölgedeki Hristiyanları tehcir etmek, Mısır’ı Suriye, Libya ve Yemen gibi kaosa sürükleme planın bir parçası.

Arkasında İslamcı militanların, Batının ve belki de İsrail’in durduğu, Hıristiyan kardeşlerimizi Ortadoğu bölgesinden göç etmeye zorlamaya yönelik bir plan var. Kahire’nin kalbinde, Kıpti Ortodoks Papalığının merkezindeki patlama bu planın en son bölümü. Tabii Mısır’ı istikrarsızlaştırma planıyla beraber. Ama sadece rejimini istikrarsızlaştırma değil, aynı zamanda 1500 yıldır iki dinin; İslam ve Hıristiyanlığın beraber yaşadığı toprakları ve ulusal bütünlüğü parçalama amacı da var.
Hıristiyan kardeşlerimizin göçertilmesi planı Irak’ta, ondan önce Lübnan’da başladı. Oradan Filistin ve Suriye’ye uzandı. Bu plan Mısır’da da peygamberin doğum günü kutlamalarına eş zamanlı olarak en kötü şekilde tecelli etmektedir.  
Bu saldırıdan kimin sorumlu olduğu veya arkasında durduğu konusunda önyargılarla acele içinde verilen hükümlerin içinde boğulmak istemiyoruz. Lakin özellikle Noel bayramının yaklaştığı bir süreçte, çok özel korunan bir kiliseye 12 kilogram dinamitin sokulması, ancak iki şekilde olur; ya güvenlik güçlerinin kesin bir ihmali var veya kiliseyi koruyan güvenlik timine kadar uzanan üst düzey suçlular bu patlamanın olmasını kolaylaştırdılar.
Biz 31 Aralık 2010 yılbaşı gününde İskenderiye’de Azizler Kilisesindeki patlamayı izleyenler olarak bunu söylüyoruz. Yılbaşı gecesinde gerçekleşen bu patlamada 21 Hıristiyan ölmüştü. Patlamayı başında Orgeneral Habib el Adali’nin bulunduğu içişleri bakanlığına bağlı güvenlik güçleri gerçekleştirmişti. Bu patlama, “Müslüman Kardeşleri” ve diğer siyasi İslami grupları vurmak için bir “bahane” olarak kullanılmıştı.
Kahire’nin kalbine ve diğer kentlere terörün dönmesi, şiddetli bir ekonomik kriz yaşayan Mısır hükümetinin en son isteyeceği şeydir. Çünkü turizm sektörüne yatırım yapılmasını sağlayacak istikrar ve güvenlik böyle bir krizden çıkmanın en önemli taşıdır.


KAHİRE DEKLARASYONU LİBYA’DA DIŞ MÜDAHALEYE KARŞI

İsmail CUMA
al Ahram

Kahire’de geçen Salı günü, Mısır’ın desteğiyle gerçekleşen ve birçok Libyalı şahsiyetin katıldığı toplantılar sonuçlandı. İki gün süren ve genel konuların ele alındığı toplantılara, Dışişleri Bakanı Semih Şükri ve Mısır Genelkurmay Başkanı Mahmut Hicazi katıldı. Toplantılar süresince Libya’da mevcut durum tartışıldı ve aşağıdaki kararlar alındı.
Birinci olarak; Mısır’ın tarihi olarak sorumlu olduğu bölgedeki rolünün değerlendirilmesi ve Libya’da barış ve istikrarın korunması.
İkincisi; Mısır’ın güvenliğini ve istikrarını hedef alan terör eylemlerinin kınaması.
İki gün süren yararlı tartışmalarda krizin bütün boyutları ve darboğazları tartışıldı. Bu tartışmalar sonucu siyasi bir anlaşmaya varıldı. Buna göre ülkenin yaşadığı ve 2014’ten beri devam eden bölünme sona erdirilmelidir.
Tartışılan milli değerler de onaylandı. Bu değerler; Libya’nın toprak bütünlüğü, Libya’nın bölünmeyi kabul etmeyen tek bir ülke olması, Libya ordusunun bütünlüğünün yanı sıra ülkeyi koruyan ulusal polis gücü ve Libya devletinin kurumlarının korunması ve hukukun üstünlüğünün tanınması.


YEMEN; HER 10 DAKİKADA BİR ÇOCUK ÖLÜYOR

as Safir

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Yemen’de kötü beslenme ve hastalıklar yüzünden her on dakikada en az bir çocuğun öldüğünü açıkladı. Örgüt,  2.2 milyon çocuğun ilerlemiş düzeyde beslenme yetersizliği çektiğine ve acil bakıma ihtiyaç duyduğuna dikkat çekti.

UNICEF pazartesi günü yaptığı açıklamada, 462 bin çocuğun acil bakıma ihtiyaç duyduğu vurgulandı. 2014 rakamlarına göre yüzde 200 artış olduğu kaydedildi. Süren çatışmalar insani durumun bozulmasına neden oldu. 26 milyonluk ülke nüfusunun üçte ikisi gerekli tıbbi bakımdan mahrum durumda. UNICEF, bu ülkede kötü beslenmenin geçmişe göre çok daha yüksek olduğunu, Ortadoğu’nun en fakir ülkesinin çocuklarının böylesi rakamlara daha önce şahit olmadığına dikkat çekti.

www.evrensel.net