‘OHAL’le cezaevindeki ihlaller ve keyfi baskılar da arttı’

‘OHAL’le cezaevindeki ihlaller ve keyfi baskılar da arttı’

Kırıkkale F Tipi Cezaevinden Evrensel'e mektup gönderen bir mahpus, OHAL'le birlikte hak ihlallerinin ve keyfi baskıların arttığını dile getirdi.

Eylem NAZLIER
İstanbul

OHAL süreciyle birlikte cezaevlerinden birbiri ardına hak ihlalleri iddiaları geliyor. Kırıkkale F Tipi Cezaevinden gazetemize mektup gönderen Mustafa Kocatürk isimli mahpus, açık görüş hakkı, eğitim hakkı ve tedavi haklarının engellendiğini, dergi ve gazetelerin kendilerine verilmediğini ifade etti. Kocatürk, hücrelerde kapasitenin üzerinde tutuklu bulunduğu için yerde yatmak zorunda kaldıklarını anlattı. Kocatürk, mektubunda, olağanüstü hal uygulamasıyla birlikte cezaevindeki koşulların giderek ağırlaştığını söyledi.

‘10 KİTAP SINIRLANDIRMASI’

22 Kasım’da çıkarılan KHK ile cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlülerin olağanüstü hal süresince eğitim hakkının engellendiğini belirten Kocatürk, cezaevinde avukat, ziyaretçi, PTT veya kargo yoluyla gelen kitap, dergi, broşürün tutuklu ve hükümlülere verilmediğini söyledi. Kocatürk, yine alınan bir kararla hücrede mahpuslara kişi başına en fazla 10 kitap sınırlaması getirildiği aktardı.

Kocatürk’ün anlatımlarına göre daha önce aylık olarak yapılan açık görüşler, OHAL ve güvenlik gerekçesiyle iki ayda bir yaptırılmaya başlandı. Açık görüş haklarının gasbedildiğini söyleyen Kocatürk, açık görüşlerde ailelerinin getirdiği eşyaların da kendilerine verilmediğini söyledi. Kocatürk, spor faaliyetleri, atölye ve kurs etkinliklerinin de yaptırılmadığını dile getirdi.

‘BAZI ARKADAŞLARIMIZ YERDE YATIYOR’

Cezaevinde bazı hücrelerde kapasitenin üzerine tutuklu bulunduğunu belirten Kocatürk, “Bu durum bazı arkadaşlarımızın yerde yatmasına ve diğer ihtiyaçlarını karşılayamamasına neden olmaktadır. Bu konuda sıkıntıların giderilebileceği söylenmesine rağmen pratik adım atılmamıştır” dedi.

Abonesi oldukları yayınevi tarafından düzenli olarak gönderilen dergi ve gazetelerin bir süredir verilmediğini de dile getiren Kocatürk,  “Aylık olarak yapılan genel aramaların dışında haftalık olarak düzenli periyotlarla yapılan baskın ve aramalar tutsaklar üzerinde baskı ve sindirme unsuru olarak kullanılmaktadır.  Ayrıca aramalarda keyfi nedenler öne sürülerek provakatif zemin yaratılmak istenmektedir” dedi.

KELEPÇELİ TEDAVİ DAYATMASI

Hastaneye yapılan sevklerin geciktirildiğine dikkat çeken Kocatürk, muayene sırasında kelepçenin açılmadığına ve askerlerin muayene sırasında odayı terketmediği söyledi. Bu durumunda tedaviyi engellediğini belirtti.

Kocatürk’ün anlatımlarına göre Sadık Sabancılar isimli mahpusun, sevkedildiği Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz (KBB) kliniğinde doktor, hastane başhekiminin talimatını gerekçe göstererek kelepçeli muayeneyi dayattı. Sabancılar bunu kabul etmeyince tedavisi yapılmadı. Yine Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevkedilen Sinan Akbayır isimli mahpus da, askerler muayene sırasında doktorun odasından çıkmayınca tedaviyi kabul etmedi ve hapishaneye geri getirildi. Mahpuslardan Kemal Tufan’ın ise 1 ay önce sevki yapılmasına rağmen hastaneye götürülmediği, Cihat Özdemir’in ise  kulağından kan ve akıntı gelmesine rağmen 1 ay boyunca hastaneye götürülmediği de mektuptaki örnekler arasında yer aldı. Zeynel Karabulut isimli mahpusun HDP ve BirGün gazetesine gönderdiği mektuplara el konulduğunu söyleyen Kocatürk, “Kemal Tufan isimli arkadaşımız da CHP cezaevi komisyonundan iki milletvekili ile 6  Aralık günü görüştükten sonra hücreye dönerken milletvekillerinin isim ve telefon numaralarını yazdıkları kağıda gardiyanlar tarafından el konuldu” dedi.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.