Avrupa'da tam gün çalışıyor ama yoksullaşıyorlar

Avrupa'da tam gün çalışıyor ama yoksullaşıyorlar

Avrupa'da tam gün çalışmalarına rağmen yoksullaşan insanların sayısı artıyor.

Ulrike BAUREITHEL
Freitag

Sosyal adalet 2016 endeksine göre Avrupa’da tam gün çalışmalarına rağmen yoksullaşan insanların sayısı giderek artıyor. Uzun vadede kaybeden ise hepimiz oluyoruz.

Margot Batz, 2015 yılında “17 yaşındaki oğlum eylül ayından beri benim geçimimi sağlıyor. Birlikte yaşıyoruz ve çıraklık eğitimine başladığı için az da olsa düzenli bir geliri var. Beş çocuğumun hepsiyle gurur duyuyorum” diye yazmıştı. Andreas Wüstenhagen, çok iyi meslek eğitimine ve sürekli iş aramasına rağmen ya gerekenden fazla vasıflı olduğu ya da gerektiği kadar deneyime sahip olmadığı için hâlâ işsiz olduğunu belirtiyor. Spor Öğretmeni Laui Albaj Ali de ilticasının kabul edilmesinin üzerinden bir yıl geçtiğini ve çalışmak istediğini söylüyor. 

AVRUPA’DA YOKSULLARIN ORANI ARTIYOR

Yardım örgütü AWO, yoksulluğu soyut olmaktan çıkarmak için yoksulların kendilerini ifade ettiği ilden ile dolaşan bir sergi açtı. Sergide tek tek kişilerin ‘kaderleri’ kendi sözleriyle ve yüzleriyle anlatılıyor. Pek çarpıcı olduğu söylenemez; çünkü Almanya’da açlıktan ölen kimse yok. Ancak yine de söylenenler acı verici, bu kişiler kendilerini dışlanmış hissediyorlar, toplumla bütünleşemiyorlar. 

Yoksulluk görelidir. AB’de orta gelirin yüzde 60-70’ine sahip olan insanların yoksulluk tehlikesiyle karşı karşıya olduğu söyleniyor. Aylık gelirlerinin az olması, bu kişilerin işsiz olup sosyal yardımla yaşamalarından kaynaklanmıyor. Bertelsman Vakfının Avrupa’yla ilgili olarak yaptırdığı 2016 sosyal adalet endeksine göre tam gün çalışmalarına rağmen yoksullaşan insanların sayısı giderek artıyor. AB vatandaşlarının yüzde 7.8’i bu tehlikeyle karşı karşıya. 2009’da bu oran yüzde 7 olarak belirlenmişti. 

Hele de Almanya’da çalışmalarına rağmen yoksulların oranındaki artış yüzde 2 olarak belirlendi. Bu durum bize,  ilerlemenin karanlık yüzünü, düşük ücretli işler sektöründeki hızlı artışı gösteriyor. 

AB’NİN DÖRTTE BİRİ GÜVENCESİZ

AB’de yoksulluk ve sosyal dışlanma riski taşıyan insanların oranı henüz iş sahibi olanlar arasında azınlığı oluşturuyor. Endeks, AB çapında yaklaşık 119 milyon kişinin sosyal ve ekonomik durumunun güvencesiz olduğunu ortaya koyuyor. 510 milyonluk nüfusuyla AB’nin dörtte biri kötü durumda... Ancak burada da belirgin bir kuzey-güney ayrımından söz edebiliriz: Yunanistan en altta hâlâ ama İspanya ve İtalya da son beş sırada yer almaktalar.  

Dramatik olan 2007-2015 yılları arasında ikiye katlanarak 11 milyona çıkan uzun süreli işsizlerin sayısı. Daha da kötüsü ise gelecekleri şimdiden karartılan gelecek kuşaklar.  İspanya’da çocuk ve gençlerin üçte biri , Romanya’da yarısı, İngiltere’de bile yüzde 30’u yoksulluk tehlikesiyle karşı karşıya.  Toplam olarak AB’de yaşayan çocukların dörtte birinden fazlasını çok kötü bir gelecek bekliyor.

YOKSULLUĞU NORMAL GÖRMEK APTALLIKTIR!

Halbuki yoksulluğu normal görmek, hatta birilerinin zenginleşmesi için üretmek aptallıktan başka birşey değil. Araştırmanın yazarları, eşitsizliğin uzun vadede ekonomik gelişme ve toplumsal refahı olumsuz etkileyeceğinin altını çiziyorlar. “Kuşaklar arasındaki bağı veya çocukların yaşamını tehlikeye sokan tüm toplumsal yapıyı tehlikeye atar” diyorlar.  Adalet duygusu ve empati bekleyen yok, ama durumları kötü olmayanlar egoistliği yoksulluğun sonuçlarını öngörebilecek kapasitededir mutlaka...  20. yüzyılın başındaki otoriter veya diktatörlük rejimlerinde halkın ihtiyacı savaş ganimetleri ve ekonominin dışa karşı kapanmasıyla giderilmeye çalışıldı. Ancak küreselleşmiş bir dünyada bu artık imkansız.  Bunun demagojisini yapan ve halkı kandıran (ABD’nin yeni seçilen başkanı Donald) Trump gibiler de bunu kabul etmek zorunda kalacaklar.

(Çeviren: Semra Çelik)

www.evrensel.net
ETİKETLER Avrupa yoksulluk