'2017 bütçesi halkların kendini göremediği bir bütçedir'

'2017 bütçesi halkların kendini göremediği bir bütçedir'

HDP adına konuşan Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, 2017 bütçesinin Türkiye halklarının kendini göremediği bir bütçe olduğuna dikkat çekti. 

Meclis'teki bütçe görüşmeleri, parti liderleri ve temsilcilerinin bütçe üzerine konuşmalarıyla devam etti. Meclis'te grubu bulunan AKP, CHP ve MHP'nin genel başkanları kapanış konuşmasını yaparken, HDP'nin iki eş genel başkanının da tutuklu olmasından dolayı HDP adına HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu ve Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder konuştu. 

'HALKLARIN KENDİNİ GÖRDÜĞÜ BİR BÜTÇE DEĞİL'

Kerestecioğlu, "Bu bütçeyi kapatmak zor; çok ölüm çok zulüm çok yoksulluk, az gelir, yok derecede özgürlük olan bir bütçeyi kapatmak zor… Peki, bu bütçenin özeti nedir diye sorulursa, vereceğimiz tek yanıt 2017 bütçesi; işçinin, kadının, öğrencinin, engellilerin, emeklilerin, farklı kimliklerin, inançların, yani Türkiye toplumunu oluşturan halkların, içinde kendini göremeyeceği bir bütçedir" dedi. 

'MECLİS GÜNDEMİ BİR KİŞİNİN HIRSINA GÖRE BELİRLENMEKTE'

Kerestecioğlu, Türkiye'de özellikle bütçe görüşmeleri sırasında yaşanılanlara bir kez daha kürsüden hatırlatarak, "Bu ülkede tüm bunlar yaşanırken, hiçbir şey olmamış gibi, yasama organını sarayın gündemine göre işletmeye devam etmektedir. Ülkenin içinde bulunduğu durum ve halkın acil ihtiyacı olan sorunları yok sayarak, Meclis gündemini bir kişinin başkanlık hırsına ve ihtirasına göre belirlemektedir" diye konuştu. 

'DARBENİN HEDEFİ YIKIMDI'

Hükümetin Kürt sorununda çözüm yolu olarak güvenlikçi politikaları ve savaşı tek yol olarak ele almasının 15 Temmuz darbe girişiminin de zeminini hazırladığına işaret eden Kerestecioğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Darbenin esas hedefi, iç savaş çıkarmak ve ülkede büyük bir yıkım gerçekleştirmekti. 15 Temmuz'da şunu gördük: Barış ve özgürlüklere, güçlü, sivil demokratik bir siyasete, bir ekmek, bir su kadar ihtiyacımız varmış. Bu girişimi, bir bütün olarak demokrasiye, barışa inanan farklı toplumsal kesimler olarak hep birlikte durdurduk, gerçekleşmesini önledik ve halkın iradesine darbe vuran bu anlayışa karşı aynı safta birlikte durduk. Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş ilk olarak liderler zirvesinin toplanması için acil çağrı yaptı. Darbelere karşı birlik olmak gerektiğini vurguladı.HDP olarak sadece askeri darbe değil; aynı zamanda, bürokratik veya sivil hiçbir darbenin tek bir meşru gerekçesinin olamayacağının altını çizdik."

'DARBE GİRİŞİMİ SONRASI İZLENİLEN YOL KRİZLERİ TETİKLEDİ'

15 Temmuz sonrası izlenilen yolun sonucunda siyasi krizin aynı zamanda Türkiye'nin geleceğin de tehdit eden ağır bir ekonomik ve diplomatik krizi de tetiklediğini belirten Kerestecioğlu, "Dolardaki durdurulamayan yükseliş, işsizliğin ve enflasyonun artması, ardı ardına gelen zamlar, esnek ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaştırılması, iflas ertelemelerinin artması ülkenin içine sokulduğu OHAL rejiminin ekonomik alana yansımalarından sadece bazılarıdır.Siyasi iktidar yaşanan ekonomik krizin siyasi sorumluluğunu hiçbir şekilde üzerine almadığı gibi, kendi marifeti olan ekonomideki çarpıklığı da gözlerden saklamaya çalışıyor" dedi. 

'ANAYASASIZLAŞTIRMA SÜRECİ...'

Kerestecioğlu, şöyle devam etti: "AKP hükümeti bu ülkeyi demokratik yol ve yöntemler ile yönetememektedir. Kaldı ki bu ülkenin Cumhurbaşkanı daha üç gün önce yaptığı açıklamada da "Özgürlük, demokrasi bunlar hikâye"diyerek ülkeyi demokrasi ve hukuk normları çerçevesinde yönetmek istemediğini açıkça itiraf etmiştir.Bugün geldiğimiz noktada AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı, yasaları ya uygulamamakta ya da bütünüyle kendi çıkarı doğrultusunda keyfi bir şekilde yorumlayarak uygulamaktadır. Bu yaklaşımın, devletin başını bir hukuksuzluk sarmalına ittiği apaçık ortada. Ancak bundan daha tehlikeli olanı; Anayasa'nın fiilen yok sayılmasıdır.Sizin de bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanı uzunca bir süredir Anayasa'yı çiğnemekte, fiilen ortadan kaldırmaktadır. Bunu uzunca bir süredir ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmasıyla deneyimledik, dokunulmazlıkların kaldırılmasında yaşadık, sokağa çıkma yasaklarıyla gördük. 'Anayasasızlaştırma' olarak tanımlayabileceğimiz bu süreç, bir ülkede en temel ilkeler ve haklar bağlamında toplumun bir arada yaşamasına dair olan sözleşmenin yok sayılmasıdır; bu ise büyük bir toplumsal çürümedir. Ancak şunu belirtmek gerekir ki AKP, bu süreci dünyadaki örneklerinden farklı bir şekilde gerçekleştirmektedir; ihtilal veya askeri darbe yoluyla değil, kendi kurduğu organlarca anayasasızlaştırma yoluyla gerçekleştirmektedir.Bugün AKP'nin 'yeni anayasa' adı altında getirdiği paket tam da bir süredir yürürlüğe soktuğu 'anayasasızlaştırma' pratiğinin metne dökülmüş halidir." (DİHABER)

www.evrensel.net