‘Al Halep’i ver tampon bölgeyi’ mutabakatı

‘Al Halep’i ver tampon bölgeyi’ mutabakatı

Hürriyet Gazetesi Washington Temsilcisi Tolga Tanış, Şam ile Ankara'nın Halep karşılığında, tampon bölge mutabakatı olabileceğine dikkat çekti.

Şerif KARATAŞ
İstanbul

Hürriyet Gazetesi Washington Temsilcisi Tolga Tanış, Halep’in Esad rejiminin eline geçmesi ve ardından yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Türkiye destekli grupların da Halep’in 50 kilometre kuzeyindeki el Bab’ın kapısına kadar geldiğine dikkat çeken Tanış, “Ve bu konuda Şam-Moskova-Tahran cephesinden sonuçları olan güçlü bir itirazla karşılaşmadı. Ankara’nın Moskova üzerinden Şam’la “Al Halep’i ver tampon bölgeyi” gibi zımni bir mutabakata varmış olması mümkün. Bundan sonra bu denge bölgedeki Kürtleri nasıl etkileyecek bunu biraz daha bekleyip görmek gerekli” diye konuştu. 

Halep’te sivillerin tahliyesi için yapılan anlaşmanın ise “Halep’in rejime barış içinde teslimine yönelik bir çaba” olduğunu söyledi. 

Halep’in tamamen Esad hükümeti kontrolüne geçti önümüzdeki günlerde Suriye sahasında neler yaşanır? 
Bundan sonraki soru, Esad rejiminin Halep’i tamamen kontrol altına aldıktan sonra İran ve Rusya desteğinde ağırlığını nereye vereceği meselesi. Birkaç seçenek var. Kuzeyde el Bab, Batıda İdlib, doğuda Rakka yoluna doğru el Tavra Barajı ya da bunlardan tamamen bağımsız, IŞİD’e yeni kaybettikleri Palmira bölgesi. Bunun hangisi olacağını rejim, Rusya ve İran arasında sürecek görüşmeler belirleyecek. Ancak bu aşamada üçünün de üzerinde en kolay anlaşacakları istikametin İdlib olacağını varsaymak doğru olur. Taşra bölgelerini geriye atıp şehirlerin kurtarılmasına odaklı bir stratejiyi savunan Tahran, Suriye’nin batısındaki askeri üslerini sağlama almak isteyecek Moskova ve muhaliflerin kente 10 kilometre kadar yaklaştığı, Şam’a giden yolu tutan Hama’yı güvenceye almak isteyecek olan Esad rejimi, İdlib konusunda anlaşma sağlayacaktır. Çünkü el Bab, Türkiye-Rusya dengesini bozar. Rakka istikameti, Şam-Kürt dengesini rahatsız eder. Palmira ise coğrafi olarak Halep’ten uzaklığı nedeniyle daha fazla kaynak ayrılmasını gerektirir ve bu da Halep’in savunmasını zayıflatır.

Esad rejiminin ülkenin batısında, Türkiye sınırına kadar olan bölgeyi kontrol altına alacağını, kuzeyde de şimdi Türkiye destekli grupların kontrol ettiği, Azez-Mara koridorunu da içine alarak Cerablus’tan batıya uzanacak 20 kilometre derinliğinde bir kuşak oluşacağını tahmin etmek mümkün. Soru, Kürtler Afrin ve Kobanê kantonlarını birleştirebilecekler mi? İkincisi de Suriye’nin doğusunda, Irak’taki Sünni ağırlıklı Anbar vilayetine komşu Deyrizor’daki Sünnilere ne olacak? Bunlar, Trump döneminde yeni Amerikan Yönetimi’nin alacağı pozisyonla da belirlenecek meseleler. Ancak bu dengenin yerleşmesi ve tüm tarafların bunu kabul etmesi yıllar sürecek. İşin özü, bu dengenin oluşması için Suriye Savaşı kısa ve orta dönemde daha da şiddetli çatışmalara doğru gidiyor.

TÜRKİYE VE İRAN ÇIKARLARI BİRBİRİNE BENZİYOR 

Bölgeye müdahil olan ABD, Rusya, Türkiye, Suudi Arabistan, İran gibi güçler açısından Halep’teki durum ne anlama geliyor?
Bazılarının aralarında benzerlikler olsa da, hepsinin önceliği ve bu işe ayırdığı kaynak farklı. Türkiye ve İran’ınki birbirlerininkine benziyor. Kendilerine yakın bir arka bahçe yaratmak. Ama bu amaç doğrultusunda daha fazla kaynak ayıran, daha fazla para harcayan, kendi içinde bu politikaya daha fazla kamuoyu desteği bulan İran. 

Rusya ve ABD’nin amaçları da birbirlerininkine benziyor. Politik etki gücü yaratmak, işin içinde olmak. Burada da daha fazla kaynak ayıran, daha istekli olan Rusya. Suudi Arabistan’ın durumu kendine has. İran karşıtlığı temel motivasyon. Orada Şii etki alanı istemiyorlar. Kaynakları çok. Destekledikleri radikal Sünni gruplar var. Para, silah akıtma kabiliyetine sahipler. Ama Riyad o kadar problemli bir dönemden geçiyor ki, Yemen savaşı Suudileri öyle meşgul ediyor ki, Suriye’de diğer dört oyuncudan farklı biri durumdalar.

EL BAB, KÜRTLER İÇİN KRİTİK KAVŞAK 

Halep’teki bu son gelişme Türkiye’nin hem iç siyasetine hem de başta Suriye olmak üzere dış politikasına etkisi ne olur? Ayrıca bu politikanın Rojava’ya yönelik yansımasına dair neler diyeceksiniz?
Halep meselesi içeride, özellikle hükümete yakın basında çok öne çıkarılıyor anladığım kadarıyla ama Halep, herkesin uzun süredir kabullendiği bir konu aslında. İran ve Rusya’nın Halep’i yeniden rejime kazandıracağı, bu işi takip eden kimse için sürpriz olmayan bir gelişmeydi. Türkiye, desteklediği cihatçı grupların Halep direnişine katılması seçeneğini uzun süre bir kart olarak kullandı. Suriye’ye girişin ve orada fiili bir tampon bölge yaratmanın bir anahtarı olarak hep elinde tuttu. Şimdi Ankara da Halep’teki bu yeni durumu kabullenip yeni bir pozisyon belirleyecektir. Halep düştü ama Türkiye destekli gruplar da Halep’in 50 kilometre kuzeyindeki el Bab’ın kapısına kadar geldi. Ve bu konuda Şam-Moskova-Tahran cephesinden sonuçları olan güçlü bir itirazla karşılaşmadı. Ankara’nın Moskova üzerinden Şam’la “Al Halep’i ver tampon bölgeyi” gibi zımni bir mutabakata varmış olması mümkün. Bundan sonra bu denge bölgedeki Kürtleri nasıl etkileyecek bunu biraz daha bekleyip görmek gerekli. el Bab, bu konuda en kritik kavşak. Kürtlerin Kuzey Suriye’de kantonları birleştirip birleştiremeyeceği, kendi içinde kesintisiz bir Rojava kurup kuramayacağı el Bab’da düğümleniyor.

ANLAŞMA HALEP’İN REJİME BARIŞ İÇİNDE TESLİMİNE YÖNELİK BİR ÇABA

Sivillerin durumu hakkında çok sayıda iddia var, Halep’in sivillerinin tahliyesine yönelik bir anlaşma oldu. Bu anlaşmaya dair neler diyeceksiniz?
O anlaşma aslında Halep’in rejime barış içinde teslimine yönelik bir çaba. Dilerim Halep’te daha fazla acı yaşanmaz. Binlerce insan öldü. Şimdi cihatçı grupların kontrol ettiği 2.5 kilometrekarede sıkışan 100 bin kişi kaldı. Umarım, Suriye’de oyuna dahil olan güçler hiç değilse şimdi Halep’te sorumlu davranır ve bir çatışma ortamı körükleyerek kendi lehlerine bir durum yaratma düşüncesiyle orada sıkışan masum insanların hayatlarına kastetmezler.

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Aralık 2016 22:07
www.evrensel.net
ETİKETLER Tolga TanışHalep