'13 bin 170 araştırma görevlisi doktoralı işsiz adayı oldu'

'13 bin 170 araştırma görevlisi doktoralı işsiz adayı oldu'

CHP Mersin Milletvekili Dr. Hüseyin Çamak, araştırma görevlilerinin ‘geçici kadro’ statüsüne alınmasını meclise taşıdı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Dr. Hüseyin Çamak, OHAL kapsamında çıkarılan 674 sayılı kararnamede yer alan hükümler gereğince iş güvenceleri kaldırılan araştırma görevlilerinin durumunu meclis gündemine taşıdı. 

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Çamak, Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı kapsamında akademik çalışmalar yapan araştırma görevlilerinin 1 Eylül 2016 tarihine kadar ‘kalıcı’ kadro statüsünde çalışabildiklerini ancak söz konusu tarihte çıkarılan KHK ile araştırma görevlilerinin ‘geçici’ kadro statüsüne alındığını kaydetti.

Çamak, “Söz konusu KHK öncesinde, 33-a kadrosu ile doktora eğitimi bittikten sonra kriterler sağlandığı takdirde yardımcı doçent olunabiliyorken, iş güvencesi ve özlük hakları varken, KHK ile 50-d denen geçici kadroya geçirilen ÖYP’li araştırma görevlileriyle artık doktora eğitimi boyunca, yılda bir kez birer yıllık olmak üzere sözleşme yapılıyor. Doktora sonrasındaysa, iş güvencesi olmadan gelecekleri karartılmaktadır. Bu durum geleceğin bilim insanları olan 13 bin 170 ÖYP’li genç araştırma görevlisini suçlu suçsuz ayrımı yapmadan doktoralı işsiz adayı olarak cezalandırmış, güvencesiz hale getirerek fırsat eşitsizliği yaratmıştır. Böylece tüm ÖYP’lilerin iş güvenceleri ve özlük hakları ellerinden alınmıştır” dedi.

ÖYP sistemi içerisinde haksız şekilde yer alan kişilerin tespit edilip ayıklanması ve suçlarının hukuki olarak tespit edilmesi gerektiğini belirten Çamak, “Fakat bir grubun tamamını suçlamak ya da cezalandırmak hukuk devletinde hukuk dışı ve telafisi zor bir hamledir. Aksi takdirde suçsuz genç akademisyenleri hayata ve bilime küstürür, devlete güvenlerini zedeler, liyakat sistemi ile kazandıkları bir kadroda damgalar, onları güvencesiz ve korunmasız hedefler haline getirmiş olursunuz” ifadelerini kullandı. 

Öğretim Elemanı Yetiştirme Programı’nın torpil gibi iddialara mahal vermeyen, şeffaf bir merkezi atanma sistemi olduğunu belirten Çamak, ilgili KHK ile sistemin tamamen lağvedildiğini, araştırma görevlilerinin durumunun tek taraflı olarak üniversitelerin inisiyatifine bırakıldığını kaydetti. 

Çamak, Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’ye şu soruları yöneltti:

* ÖYP kadroları (Akademik personel ve lisansüstü eğitimi giriş sınavı, Lisans mezuniyetinin not ortalaması ve yabancı dil sınav sonucu olmak üzere) toplamda 3 puan ortalamasının alındığı bir kadrodur. Bu sistemde herhangi bir mülakat yoktur. Bu anlamda YÖK’ün en torpilsiz kadrosuyken pek çok kurumda ‘FETÖ üyeleri’  nasıl tespit edildiyse, ÖYP’liler arasından da ‘FETÖ üyeleri’ tespit edilemez miydi? 

* Liyakat sistemiyle yerleşen binlerce suçsuz ÖYP’li genç araştırma görevlisi yeniden özlük hakları iade edilerek 33-a kadrosuna neden geçirilmemiştir? Suçsuz ÖYP’liler neden ayıklanmadı da su bulandırılarak hem ‘FETÖCÜ’ damgası yiyip hem de kurban edildiler? 

* Bir nüfus grubunu ya da statüyü tamamen aynı kefeye koymak mümkün müdür? ÖYP’lilere uygulanan bu işlemin toplu bir cezalandırma biçimi olduğunu düşünüyor musunuz? 

*‘Suçlu’ ya da ‘FETÖCÜ’ olarak bütüncül şekilde damgalanmış binlerce ÖYP’linin tamamı hangi kriterlere ve durumlara göre analiz edilerek suçlanmış/cezalandırılmıştır? Suçlanmadan önce bu kişilerin sınavları incelenmiş midir? Bireysel araştırmaları yapılmış ve kanıtlanmış mıdır? Suçlama kriterlerinin somut kanıtları nelerdir?   13 bin 170 insanın tamamının suçlu olması mümkün müdür? Tüm ÖYP’lilerin değil sadece ‘FETÖCÜLERİN’ cezalandırılması için bir soruşturma ve çalışma söz konusu mudur? 

*13 bin 170 ÖYP’li genç, 1 Eylül 2016 öncesinde gelecekleriyle ilgili planlar yapabiliyor, makaleleriyle, araştırmalarıyla, tezleriyle, dersleriyle ilgilenebiliyor, insanca yaşayabilmek adına planlar yapabiliyorken şimdilerde ise koca bir belirsizlik, güvencesizlik ve geleceksizlik yaşıyorlar. Bu sürecin ülkemizin akademik, bilimsel gelişimi açısından gelecekte ciddi sorunlar yaratabileceğinden endişe duyuyor musunuz?

* ÖYP’lilere 200-300 bin TL arası yüklü senetler imzalanırken elde ettikleri özlük hakları ellerinden alınmış, hem de bu senetlerde garanti altına alınan mevcut pek çok şey YÖK ve Üniversiteler tarafından tek taraflı biçimlerde aleyhte değiştirilmiştir. Buna rağmen ÖYP’lilerin senetleri halen üniversitelerin ellerinde adeta bir tehdit unsuru olarak kullanılmaktadır. Yaşanan onca hak ve güvence kaybına rağmen ÖYP’lilerin senetleri neden halen iade edilmemiştir? (HABER MERKEZİ)
 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.