Halep, Suriye ve Türkiye’yi nasıl etkileyecek?

Halep, Suriye ve Türkiye’yi nasıl etkileyecek?

Halep’te yaşanan gelişmeleri gazeteci Hediye Levent Evrensel'e değerlendirdi. Levent: Halep bir dönüm noktası ama vekalet savaşını bitirmez.

Hediye LEVENT

Halep, sembolik açıdan da askeri açıdan da çok önemli. Genel bir ifade ile Suriye’de “Halep’i alan savaşı alır” derler. Halep, tek başına Suriye’de yıllardır devam eden vekalet savaşını bitirmez ancak oldukça önemli bir dönüm noktası olduğunu söyleyebiliriz. Kenti kontrol eden, Şam-Lazkiye ve Rakka’ya kadar açılan büyük bir alanı da baskı altında tutabilir, lojistiğini rahat sağlar. Muhtemelen önümüzdeki günlerde Suriye ordusu ve Rusya, Halep’i Lazkiye-Şam benzeri büyük askeri merkezlerden birine dönüştürerek avantajını güçlendirecek. Diğer taraftan Halep’in kuzeyindeki silahlı gruplarla ülkenin iç kesimindeki uzantıları arasındaki bağ da zayıflayacak.

Halep’teki son gelişmeler, sahaya, Suriye’deki mevcut durum sabit kalırsa Suriye ordusunun ve müttefiklerinin elini güçlendirecek şekilde yansıyacak gibi görünüyor.

IŞİD’den sonra en güçlü örgüt olan Nusra Cephesi ve bileşenlerinin Halep kuzey kırsalı, güneyde Dera-Ürdün sınırına itilmesi, ülke içinde dağınık olan bu örgütlerin belli yerlere toplanmasını sağlıyor.

Geriye IŞİD kalıyor ki, IŞİD’e karşı Irak’ta da büyük bir operasyon sürüyor. Suriye’de de Rakka ve Deyrezzor bölgelerinde etkili olan örgüte karşı operasyon ihtimali gündemde.

TRUMP GELMEDEN HALEP’İ SONUÇLANDIRMA HEDEFİ

“Halep’ten sonra sırada neresi var” sorusuna kesin cevap mümkün değil. Çünkü sahadaki savaş bir vekalet savaşı, dolayısıyla siyasi süreçler ve savaşa taraf olan ülkelerin çıkarları veya hamleleri de askeri hareketliliğin yönünü etkiliyor. Bu konuya dair spekülasyonlar ve tahminler var. Kimileri Suriye ordusu ve Rusya’nın Halep’in kuzeyindeki el Bab’a yöneleceğini söylüyor, kimisi Rakka’ya veya İdlip’e...

Ancak Suriye içindeki duruma bakıldığında Halep’teki hızlı gelişmelerin ABD’deki başkanlık seçimleri ile ilişkili olduğunu ve özellikle Rusya’nın Trump göreve başlayana kadar Halep’i sonuçlandırmaya çalıştığı söylenebilir.

Bundan sonraki süreçte Sam, Humus, Dera kırsalları gibi bölgelere yönelmeleri muhtemel. Yani ülke içindeki silahlı grupları kuzeyde Türkiye, doğuda Irak, güneyde Ürdün sınırına itmeye çalışmak gibi bir strateji ile hareket edilebileceği de konuşulanlar arasında.

El Bab ve İdlip gibi yerler, Türkiye ve buralardaki grupları destekleyen ülkelerin de asgari düzeyde uzlaşma gerektiriyor. Rakka’nın kurtarılması ise Irak’ta devam eden IŞİD karşıtı operasyon ve bu operasyonu yürüten ülkelerin yaklaşımları ile bağlantılı.

TÜRKİYE’Yİ CİHATÇI AKINI SORUNU BEKLİYOR

Türkiye açısından genel olarak Suriye politikası ve ülkedeki savaş, özel olarak Halep’teki son gelişmeler uzun vadeli birçok sorun doğurdu. Öncelikle Türkiye-Suriye sınırındaki İdlip kenti el Nusra gibi cihatçı grupların kontrolü altında ancak bu grupların ısrarla ılımlı muhalif sayılması başlı başına sorun. Buna ek olarak Halep dahil Suriye içinde yapılan bütün uzlaşmalarda cihatçı gruplar İdlip’e tahliye ediliyor. Ciddi bir yığılma var İdlip’te. Suriye ordusu ve Rusya İdlip’e yöneldiğinde Türkiye’ye büyük sayılarda geçişler olması muhtemel.

Türkiye’yi mülteci sorununa ek olarak cihatçı akını sorunu da bekliyor. Hükümetin Suriye politikası çerçevesinde halkın bu grupları muhalif, ılımlı muhalif olarak tanıyor, kabul etmiş olmaları sorunu daha da büyütüyor.

Diğer taraftan nihai hedefi, sahada ne kadar ilerleyeceği, çekilip çekilmeyeceği dahil birçok önemli noktanın hâlâ belirsiz olduğu Fırat Kalkanı operasyonu var. TSK, Suriye içinde ilerledikçe saldırıya daha açık hale geldiği gibi operasyonun devam ettiği yer kuzeye itilen cihatçılar dahil silahlı grupların yığıldığı bir bölge.

Yine TSK’nin Suriye içindeki askeri hareketliliğinin devamı Rusya ile siyasi ilişkilere bağlı. Bu da Suriye içinde TSK’nin konumunu daha kırılgan hale getiriyor. Rusya’nın kendi lehine olmayacak süreçlere yeşil ışık yakması pek olası değil, dolayısıyla yarın ne getirir gerçekten bilinmez ve bu da Türkiye açısından bir sorun.

SİVİLLERLE İLGİLİ İDDİALARA DİKKAT ETMEK GEREKİYOR

Sivillerin durumu. Genel olarak ülkede durumları kötü. Savaşlar bu yüzden kötü zaten. Çatışmalarda siviller ölüyor.  Halep’te son gelişmelerle birlikte on binlerce insan okullarda, öğrenci yurtlarında kalıyor. Ekonomik durum çok zor. Suriye Kızılay’ı ve uluslararası kuruluşların destekleri ile yaşıyorlar. Yeniden inşa edilmesi, tamir edilmesi gereken yüz binlerce konut var.

‘Halep’te katliam var’ kampanyası ise, bunun savaşın vekalet savaşı olduğu gerçeği ile birlikte düşünmek gerekiyor. Bu kampanyada mezhepçi söylemler öne çıkıyor. Sünni kimliği olan Halep kentinde, Sünni genelkurmay başkanının emrinde olan ve Sünni askerlerin çoğunlukta olduğu Suriye ordusunun katliam yapması mantık sınırlarını zorluyor.

Halep’in 2011 başından itibaren ayaklandığı varsayımı üzerine kurulan yorumlar hâlâ devam ediyor ancak Halep ayaklanmadı. Bugün Halep’e giderseniz sanayi odasında Halep’in köklü Sünni ailelerinden iş adamlarının hikayelerini, kentin neden ayaklanmadığını, küçük bir alanda 2 milyona yakın insanın neden Suriye ordusunun bölgesinde yaşadığını dinleyebilirsiniz.

Halep kırsalından Türkiye ve diğer ülkelere göçler oldu ancak aynı zamanda Halep içine ve Lazkiye, Şam gibi kentlere de büyük göç var. Halep ile ilgili iddiaları vekalet savaşını göz önüne alarak okumak gerek. Bu savaşa ABD, Türkiye, Suudi Arabistan, İran, Körfez ülkeleri başta olmak üzere onlarca ülke taraf. Her ülkenin kendi hesabı ve beklentisi vardı. Halep, vekalet savaşında bir faslı kapatması açısından büyük önem taşıyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 15 Aralık 2016 03:48
www.evrensel.net
ETİKETLER HalepHediye Levent