Arap basını: İstanbul patlamaları; ekilen biçiliyor

Arap basını: İstanbul patlamaları; ekilen biçiliyor

Arap basını, Beşiktaş patlamasının ardından Türkiye'nin hızlı bir şekilde kaybettiğini yazdı.

Abdulbari ATWAN
Rai al Youm

Ardı ardına patlamalar bölgeyi vuruyor. Ancak neden İstanbul patlamalarının daha riskli olduğunu düşünüyoruz? Cumhurbaşkanı Erdoğan, Esad’ın altı yıl önce karşı karşıya kaldığı senaryo ile mi karşılaşacak? Halep’in düşmesinin burada yeri ne? 
Pazar günü Ortadoğu’da birden çok başkent ve ilde patlamalar vardı. Kahire’den başladı, Aden’e ulaştı ve İstanbul’da bitti. Patlamalarda hedef intikam, istikrarı sarsmak ve kanlı bir kaos ortamı yaratmaktı.   

İSTANBUL PATLAMASI FARKLI

Patlamaların hepsi ciddi. Büyük maddi ve insani kayıplar yarattı. Fakat İstanbul’da, çoğunluğu polis 44 kişinin öldüğü ve iki yüze yakın kişinin yaralandığı çifte intihar saldırısı diğer patlamalardan ayrılmaktadır. Büyük kayıplarından dolayı değil, Türkiye’de ve bütün bölgede, aralarında ekonominin de olduğu beklenmedik sonuçlar doğurabilme olasılığı nedeniyle.

SURİYE’DEKİ SENARYONUN AYNISI MI?

Türkiye, Suriye’nin altı yıl önce karşı karşıya kaldığı senaryonun başlangıcına tanıklık etmektedir. Aradaki fark, bu patlamanın Türkiye’nin desteklediği silahlı muhalefetin Doğu Halep’te daha önce hükmettikleri büyük bir alandan çekildiği Halep savaşının sonlarında gelmesidir. Müttefikleri Recep Tayip Erdoğan’ı kendilerine yardım için hiçbir harekette bulunmamakla suçlamaya başladılar. 

Türk Cumhurbaşkanı teröristlerden intikam almaya ve hangi alanda olurlarsa olsunlar kovalama ve ortadan kaldırmaya yemin etti. Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) sorumluluğu üstlendikten sonra büyük bir gözaltı kampanyası başlatılarak Halkların Demokratik Partisinden 235 kişi (400’e yaklaştı) içeri alındı.

Türkiye daha önce de terörist patlamalarla karşı karşıya kaldı. Bu patlamalarla ilgili olarak IŞİD ve PKK suçlandı. Lakin bu patlamada yeni olan, Türkiye’nin Suriye topraklarında başlattığı ve Cerablus’a hakim olduktan sonra el Bab şehrine kadar yaklaştığı “Fırat Kalkanı” operasyonundan sonra yapılan ilk saldırı olmasıdır. 

BUSH DOKTRİNİNİN AYNISI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Eski Başkanı George Bush’un uyguladığı doktrinin aynısını uygulamaya başladı. Teröristlerin Türkiye’ye ulaşmalarını engellemek için topraklarının dışındaki kalelerinde mücadele etmek. Bu doktrin, Türkiye’nin Musul’un yakınlarında bine yakın subay ve asker bulundurduğu Başika üssünü, Cerablus, Somali ve Katar üslerinin varlık sebebini açıklamaktadır.
Daha önceki patlamaların bir benzeri olan İstanbul patlaması bu doktrinin; İstanbul’un kalbine, Ankara’ya, turizm merkezlerine bombaların ulaşmasını engellemediğini doğrulamış oldu. Bu patlamalar yabancı yatırımları kaçırdı ve yenilerinin gelmesine engel oldu. 

ESAD’DAN MUHALİFLERİ DİNLEMESİNİ İSTEMİŞTİ

Erdoğan, Suriye krizinin başında Devlet Başkanı Beşar Esad’dan muhalefetin isteklerini duymasını talep etti. “Nasihatleri dinlemedi ve devrime güvenlikçi çözümle yaklaştı” diye kanlı çatışmalardan sorumlu tuttu. Bazı farklar bulunduğunu itiraf etmemize rağmen Erdoğan aynı hataları tekrarlamaktadır: Muhalefete karşı demir yumruk kullanmaktadır. Üsleri uçak ve füzelerle bombalamaya devam etmektedir. 

Partilerin liderlerini tutukladı. Özgürlükleri baskı altına aldı. On binlerce kişiyi cezaevine attı. 

Anayasa değişikliğiyle de demir yumruğunu güçlendirecek ve bütün yetkileri elinde toplayacak. Tek parti hakimiyetini ve tartışmasız liderliğini kutsayacak. 

BU SONUÇLARI BEKLEMESİ GEREKİRDİ

Türkiye Cumhurbaşkanı kuvvetlerini nüfuz için civar ülkelere gönderip güvenli bölgeler oluşturduğunda, silahlı muhalefeti desteklediğinde, Kürtleri bombaladığında, göçmenleri Avrupa’ya şantaj için bir kağıt olarak kullandığında bunlara karşılık bir direnç, intikam eylemleri, terörist patlamalar, ırksal ve mezhepsel virüsünün er ya da geç ülkenin derinliklerine kadar ulaşmasını beklemesi gerekirdi. 

Türkiye hızlı bir şekilde istikrarın en önemli ayaklarını, ekonomik refahını, toprak bütünlüğünü kaybediyor. 

Dostlarının ve müttefiklerinin çoğunu kaybettiği, ancak siyasi ve askeri olarak asla karşılaştırılamayacak ve kendisinin onlara muhtaç olduğundan çok onların kendisine  muhtaç olduğu kalan azını kazanabildiği gibi. Halep’te desteklediği grupların siyasi ve fiziki olarak tasfiyesi belki de kırılmasının mümkün olmadığının düşünüldüğü Türk devesinin beli kırıldığı içindir...

‘Sıfır sorun’ formülü ile ifade edilen “modeli” en çok beğenenlerdendik. Bu formülün takip edilmesini istedik. Lakin boğazımız acıyarak bu “modelin” hızlı bir şekilde çöktüğünün farkına vardık, varıyoruz.

*Ara başlıklar gazetemize aitir.
(Arapçadan çeviren Ali Karataş)

www.evrensel.net