Ahvalimiz Markopaşa

Ahvalimiz Markopaşa

1946 yılında kurulan haftalık mizah dergisi Markopaşa'nın sansür serüvenini Öyküm Sarıkaya yazdı.

Öyküm SARIKAYA
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi

1946 yılında aralarında Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Mustafa Mim Uykusuz gibi Türkiye’nin önemli edebiyatçılarının bulunduğu bir ekip Markopaşa adlı haftalık bir mizah dergisi kurdular. Toplumcu-gerçekçi halk mizahıyla güldürürken düşündürmeyi amaçlayan bir dergiydi Markopaşa. Fakat dönemin yöneticilerini güldürmeyi başaramadığı ortada. Çünkü Markopaşa, kısa yayın döneminde sözünü esirgemeyen, cesur bir tavır sergilemiş; keskin tavrıyla döneminde ana muhalefet görevini üstlenmiştir. Bundan dolayı Markopaşa’ya sürekli baskı uygulanmıştır. Derginin yazarlarına birçok dava açılmış ve yazarları içeriye atılmıştır. Derginin birçok sayıları toplatılmıştır. Hatta ismindeki “Paşa” kelimesinden dolayı “Milli Şef” İsmet Paşa ile alay ediliyor gerekçesiyle kapatılmıştır. Dergi bu şekilde defalarca kapatılmış fakat bu onlar için son olmamıştır. Her kapatıldığında “Merhumpaşa”, “Malumpaşa”, “Yedi-Sekiz Hasan Paşa”, “Hür Marko Paşa”, “Bizim Paşa”, “Ali Baba ve Kırk Haramiler” adları altında yeniden çıkarılmıştır.

NE YAZSAK MARKOPAŞA’YI TOPLATIYORLAR

Dergi 3 yıllık süre içinde 156 sayı çıkarması gerekirken sadece 77 sayı çıkarabilmişti. Bu tür olaylar yüzünden Markopaşa “Toplatılmadığı zamanlar çıkar”, “Yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar” gibi ibarelerle çıkardı. 1949’daki sayısında şöyle bir açıklama yer almıştır: “Bu gazete cuma günleri saat sekizde çıkar. Sekizle dokuz arasında fırsat bulunursa satılır. Dokuzda toplatılır. Saat onda muharrirleri sorguya çekilen, basın hürriyetinin kurbanı felaketzede bir gazetedir.”

Yazıları yüzünden bu kadar çok ceza alınca, yazarlar havadan sudan mevzular yazmaya karar vermişler: “Bu dahi efendileri tatmin etmezse, büsbütün havadan sudan mevzular yazılacak, mesela hıyar sayısı, şalgam sayısı gibi sayılar çıkararak, bu gazetelerde yalnız hıyarlara ve şalgamlara methiyeler tanzim edilecek; bamyanın fazileti, kendini nimetten sayan kuru fasulyenin şerefi, milli nohudun asaleti gibi çok değerli mevzular üzerinde ileri geri fikirler yürütülecektir.”

Planlanan şekilde “Markopaşa Özel Hıyar Sayısı” çıkartılmıştır. Gerekçesi de şöyle açıklanmıştır: “Ne yazsak Markopaşa’yı toplatıyorlar. On beş sayı çıkabilen gazetemizin yedi sayısını toplattılar. Biz de zülfiyare dokunmasın, güneşe karşı desturun su döküp de çarpılmayalım, evliyayı umuru incitip fincancı katırlarını ürkütmeyelim diye, suya sabuna dokunmadan, havadan sudan yazılar yazmaya karar verdik. Gazetemizin bu sayısı hıyar sayısıdır. Baştan aşağıya kadar hıyarın ve hıyarların methiyesini bulacaksınız. Hatta memleketimizin hıyarlarını rencide etmemek için, onların aleyhinde bile bulunmayacağız. Gelecek sayımız da muşmula sayısı olacaktır.”

GÜNÜMÜZDE DE BENZER SORUNLAR YAŞIYORUZ

Markopaşa bu açık sözlü muhalefetiyle inanılmaz satış başarılarına ulaşmıştır. Kimi zaman yazarlar dergiyi elden dağıtmaya çalışmışlar. Yaşadıkları zorluklara rağmen dergi birçok kişiye ulaşmıştır ki döneminde en çok satanların tirajı 50 bini geçmezken Markopaşa’nın tirajı 60-70 binlere ulaşmıştır.

Günümüzde de Markopaşa’nın bu trajik öyküsüne benzer sorunlar yaşıyoruz. Kuşkusuz ki hâlâ basın özgürlüğü sorunumuz var. Kitaplar, dergiler toplatılıyor; tiyatro oyunları engelleniyor. Yıllar sonra Markopaşacıların söyledikleri yine geçerli, yine gerçek. Markopaşa, Sabahattin Alilerin, Aziz Nesinlerin emperyalizme karşı açtıkları bir bayraktır. Ustaları Markopaşa’daki seslerine kulak vererek bir kez daha anıyoruz.

“Biz istiyoruz ki bu topraklar üzerindeki insanlar, kafalarında taşıdıkları fikirlerden dolayı değil; bu yurdun ve bu halkın yararına yahut zararına yaptıkları işlerden hesap versinler. Bu iş incelenirken koltuğuna ısınmış beş on hazır yiyicinin menfaati, keyfi değil, milletin hayrı düşünülsün. Ve insanları sahiden insan eden o en büyük nimet: hürriyet, riyakâr ağızlarda ‘adam avlama yemi’ olarak kullanılmasın.” 
(Markopaşa, 10 Şubat 1947)

www.evrensel.net
ETİKETLER Marko Paşa