'Geçinmek için yol bulamayan çocuklarını çalıştırıyor'

'Geçinmek için yol bulamayan çocuklarını çalıştırıyor'

Vedat Yalvaç, Trakya'daki işçilerle konuştu. Geçinmek için bir yol bulamayan işçiler çocuklarını da çalıştırdıklarını belirtti.

Vedat YALVAÇ

Tekirdağ

Trakya’da işçilerin ana gündemi asgari ücret. Türk-İş’in 1600 lira teklifinin ardından başlayan tartışmalar aşağı yukarı herkesin dilinde. “1300’ü verdiyse 1600’ü neden veremesin” diyen işçiler, diğer yandan ise DİSK’in “2 bin lira” önerisine dikkat çekerek “Bu olsa bile yetmez” diyor. Kimisinin ise hükümetten beklentisi oldukça düşmüş durumda. “Bunlar bu sefer iyi bir zam yapmaz” diyen işçiler, memleketin içinde bulunduğu kriz bahane edilerek bu yılın düşük zamla geçiştirileceğini düşünüyor. Geçim sıkıntısı çeken işçiler, çözüm olarak fazla mesaiye kalıyor, ek iş arıyor... Bunlarla çıkış yolu bulamayan ise çocuğunu çalıştırmayı düşünüyor.

“2 bin lira olsa bile yetmez” diyen işçilere Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin asgari ücretle ilgili söylediği “İstemenin sonu yok” sözlerini hatırlatarak “Neden yetmiyor?” diye sorduğumuzda istisnasız her işçi aynı yanıtı veriyor: Borç çok. Yetmiyor.”

Bir yerden borç alıp, başka bir borcu kapatmak hemen her işçinin yaşamak için kullandığı yönteme dönüşmüş. Ancak o da yetmiyor. Bu yüzden de kısıtlama üstüne kısıtlamalara gidiyor işçiler. Süper Tekstil’den bir işçi bu durumu şöyle anlatıyor: “Mesela dün çocuğuna 10 lira harçlık veren bugün 8 liraya düşürdü. Böyle giderse yarın 5 lira verecek.”

GELECEK KAYGISI BÜYÜK

Kahvehanede görüştüğümüz 4 genç işçi de aldıkları ücretin düşüklüğünden yakınıyor. Sosyal faaliyet olarak yapabildikleri tek şey kahveye gitmek ya da halı saha maçı yapmak olan genç işçiler, gelecekten de endişeli. “Evlenmekten korkuyoruz” diyen Farel işçisi, “Sıfırdan başlıyorsun her şeye. Kimsenin birikmişi yok. Eskiden de ücretler düşüktü ama alım gücü vardı biraz. Bu durumda 2 bin lira yapsa yetmez. Yettiremiyoruz” diyor. 2 kardeş birlikte çalıştıkları halde yetmediğini anlatan Feral işçisi, emekli olduğu halde babasının da çalışmaya devam ettiğini söylüyor.

HERKESİN ÖDEDİĞİ BİR KREDİ VAR

Hemen herkesin ödediği bir kredi borcu var. Kimisi ihtiyaç kredisi çekmiş, kimisi de ev almış. Çalıştığı Best Door’da 5 yıllık işçinin dahi 1450 lira aldığını söyleyen genç bir işçi, “Bu neye yetsin? Biz 2 kardeşiz. Bir kardeşim İzmir’de çalışıyor. Babam emekli olduğu için aldığı zam çok az. Aldığımız evi krediyle aldık. 950 lirası ona gidiyor zaten” diyor.

Coko-Werk işçisi de çektiği ihtiyaç kredisinin ancak asgari tutarı olan 360 lirasını ödeyebildiğini dile getiriyor. “Asgari ücret 1600 lira olsa hiç yoktan iyidir” diyen işçi, evin ihtiyaçları olduğunu ve onlara destek olduğunu söylüyor. Geçtiğimiz aylarda evlenen Ünteks işçisi de “Yetmiyor” diye söze giriyor ve devam ediyor: “Zamlar arttı. Vergilendirme sistemi aldığımız ücretin büyük bir kısmını götürüyor zaten. Kesintiler çok oluyor. Bir pazarım var o da kesintilerle gidiyor.”

İNSAN NEDEN MUTLU OLSUN Kİ?

Hayat pahalılığından yakınan Farel işçisi de, tüketim mallarına gelen artışla, ücretlerine yapılan zammın bir olmadığını söylüyor. Bu yüzden hayatının büyük bir kısmını Çerkezköy’de geçirmek zorunda kaldığını belirten işçi, yapılacak zammın elektrik, doğal gaz gibi temel ihtiyaçlara yapılacak zamlarla geri alınacağına dikkat çekiyor. Yaşadıkları hayatın kendilerine mutluluk vermediğini dile getiren Coko-Werk işçisi de şunları söylüyor: “İnsan neden mutlu olsun ki, her şeye zam yapılıyor. Oradan alıyoruz oradan koyuyoruz. Pazarları ancak arkadaşlarla kahvehanelere gidebiliyoruz. Ayda bir halı sahada maçına gidersek iyi oluyor bizim için. Bir şey yapıyorsak parayı birleştirerek yapıyoruz.”

‘15 YAŞINDA BİR KIZIM VAR GETİRSEM BURAYA ALIRLAR MI?’

Pek çok işçi düşük ücrete ve geçim sıkıntısına kendince çözüm üretmeye çalışıyor. Kimi emekli olduğu halde başka bir işte çalışıyor, kimisi çocuğunu çalıştırarak, kimisi de fazla mesaiye kalarak açığı kapatmaya çalışıyor. Emekli olduğu halde Termo Teknik’te yeniden işe başlayan bir işçi, neden ikinci bir işe başladığını şu sözlerle anlatıyor: “Herkesin borcu var. Millet mesailerle açığı kapatmaya çalışıyor. Her ay 700-800 lira üniversitedeki çocuğa gönderiyorum. Küçük çocuğum ana sınıfında. 90 lira servis parası veriyorum. 80 lira aidat ödüyorum. 1200 lira emekli maaşım var. Eşim çalışmıyor. Çocuk sana bana benzemez. İhtiyaç olduğunda oradan buradan borç alıyorum bir şekilde gönderiyorum. Ay başı geliyor sen sağ ben selamet cepte bir şey kalmıyor.”

Süper Tekstil’de çalışan işçi de “Bir arkadaşıma asgari ücretten bir beklentisinin olup olmadığını sordum. O da bana bir beklentim yok ama 15 yaşında bir kızım var getirsem buraya alırlar mı diye sordu” diyor. Kreşte çalışan bir kadın işçi de “Bir arkadaşım var yanımda çalışıyor. 40 yaşında. Yetmiyor diyor. Mecbur işe başlamış yine” diyerek söze dahil oluyor.

'HERKES ÇAREYİ ŞANS OYUNLARINDA BULUYOR'

Doların yükselmesine değinen Farel işçisi, “Ülkemiz dışa bağımlı olduğu için her şeye etki ediyor. Dolar yükselince bizim maaş eriyor. Geçen yıl 450 dolar olan maaşım bu yıl 370 dolara düştü. 80 dolar kaybımız var. Herkesi kendi gibi biliyorlar. Dolar mı var bozduralım”  diyerek hükümete tepki gösteriyor. İnsanların artık çareyi şans oyunlarını oynamakta bulduğunu anlatan işçi şunları söylüyor: “İnsanların umudu kalmamış durumda. Tutarda yırtar mıyım bu kötü hayattan diye bakıyor.”

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Aralık 2016 21:38
www.evrensel.net