İnsan Hakları Haftası'nda endişe verici tablo

İnsan Hakları Haftası'nda endişe verici tablo

İnsan Hakları Haftası’da 2016 yılında hemen hemen her alanda ağır insan hakları ihlalleri yaşandı. Bu ihlallerin başında yaşam hakkı ihlali geliyor.

Nuri AKMAN

Türkiye İnsan Hakları Haftası’na ağır hak hakları ihlalleri ile girdi. Türkiye’de 2016 yılında hemen hemen her alanda ağır insan hakları ihlalleri yaşanırken, bu ihlallerin başında ise yaşam hakkı ihlali geliyor. 24 Temmuz 2015 tarihinden bu yana yaklaşık 2 bin asker, polis, korucu ve örgüt üyesi çıkan çatışmalarda yaşamını yitirirken, bölge kentlerinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları ve sonradan ilan edilen OHAL ile birlikte devreye konulan uygulamalar sonucu 2016 yılında yaşanan sivil ölümleri korkunç boyutlara ulaştı.

SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI İHLAL GETİRDİ

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfının (TİHV) raporlarından derlenen verilere göre, 2016 yılında 451 kişi polis ve askerler kurşunuyla öldü, 34 sivil yurttaş ise çıkan çatışmaların arasında kalarak yaşamını yitirdi. 82 kişi yaşam hakkı ihlallerinin yoğun olarak yaşandığı yerlerden olan sınır hatlarında öldürüldü. Öte yandan şehir merkezleri ya da kırsal kesimlerde yurttaşların bulduğu patlayıcı maddelerin ellerinde patlaması sonucu 2’si çocuk, 7’si kadın en az 11 kişi yaşamını yitirdi.

Yaşam hakkı ihlallerinin büyük çoğunluğu ise sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği merkezlerde yaşandı. Şubat ayında sokağa çıkma yasağının devam ettiği Şırnak’ın Cizre ilçesinde yaşanan çatışmalar nedeniyle 3 ayrı bodruma sığınan aralarında çocuk, kadın ve yaralıların da bulunduğu siviller, bodrumların içerisinde öldürüldü. O dönem açıklama yapan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Prince Zeid Ra’ad Zeid al-Hussein, “Elimizde, Türk güvenlik güçlerinin Cizre’de etrafı sarıp 100’den fazla insanı canlı canlı yaktığına dair tanık ve akrabalarının raporları var” ifadelerini kullanmıştı.

VAN’DA 1 YILDA 39 KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ

Yaşam hakkı ihlalleri sadece sokağa çıkma yasaklarının bulunduğu merkezler de değil, farklı yerlerde gerçekleştirilen ev baskınlarında, şüpheli görülen araçlarda da yaşandı. Van’da 2016 yılında aralarında çocuk, kadın ve yaşlıların da olduğu 39 kişi ev baskınlarında ya da mahalle aralarında öldürüldü. Merkez İpekyolu ilçesi Hacıbekir Mahallesi’nde birçok genç farklı tarihlerde “Çatışma” denilerek ev baskınlarında öldürülürken, 19 Nisan günü mahallede bir eve özel hareket timleri tarafından yapılan baskın sonucu 7 aylık hamile 30 yaşındaki Remziye Bor boynuna isabet alan 3 kurşun sonucu tedavi gördüğü Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 28 gün sonra yaşamını yitirdi.

YÜKSEKOVA’DA SİVİLLER TARANDI

2016 yılında en çarpıcı olaylardan biri de Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yaşandı. Çarşı merkezinde iki grup arasında çıkan gerginlik sonrası gerginliği dağıtmak üzere Akrep tipi zırhlı bir araç ile olay yerine gelen polisler, zırhlı araçtan iki grubun üzerine ateş açtı. Açılan ateşte Aydın Tümen, Serhat Buldan, Rahmi Sefalı ve Nejdet İşyözü isimli 4 kişi yaşamını yitirdi. Şemsettin Çakmakçı ve Memet Ali Kaya adlı kişiler ise yaralandı.

 
HİÇBİR YARGILAMA OLMADI

 
Dikkat çeken bir diğer durum ise, gerçekleştirilen ölüm vakalarına ilişkin herhangi bir yargılamanın olmaması. Kamuoyu baskısı sonucu kimi merkezlerde soruşturmalar açılırken, bu soruşturmalar da ya takipsizlikle sonuçlandı ya da şu ana kadar arpa boyu yol alınmadı. Ölümler faili meçhul bırakıldı.

Türkiye’de 24 Temmuz 2015 tarihinde operasyonların tekrar başlamasıyla beraber yeni bir konsept geliştirildiğini vurgulayan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, “Sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği yerlerde çok sayıda infaz gerçekleştirildi. Gerekse sivil gerekse silahlı militanlar infaz edildi. Oradaki insanları daha farklı yol ve yöntemler kullanarak alınabilirdi, ama bu yol ve yöntem denenmedi. Yargısız infazlara girişildi” dedi.

‘TEHLİKELİ BİR MECRA’ 

İnfazların savaş ve çatışmalı ortamlarda dönem dönem uygulanan strateji olduğunu belirten Bilici, “Türkiye 1990’lı yıllardan sonra ilk defa bu dönemde böylesi bir ağır infazlara girişmiş oldu. İşte bizleri de kaygılandıran ve endişelendiren budur. Türkiye’de süreç giderek çok farklı bir mecraya kayıyor. Bu ciddi anlamda tehlikeli bir mecradır. Ciddi anlamda sorunları beraberinde getiren bir yöntemdir. Bizim bir an önce vazgeçilmesi ve demokratik yol ve yöntemlere dönmesi temelinde ısrarlı talebimiz ve mücadelemiz olacaktır” ifadelerini kullandı. (Diyarbakır/DİHABER)

www.evrensel.net