‘Devlet çocukları umursamadan haklarını ihlal ediyor’

‘Devlet çocukları umursamadan haklarını ihlal ediyor’

İnsan Hakları Haftası kapsamında Diyarbakır'da çatışmalı ortamlarda çocuklara yönelik tehditlerle ilgili panel düzenlendi.

İnsan Hakları Haftası kapsamında Diyarbakır'da insan hakları örgütleri ve hukukçular bir panel düzenledi.  " Çatışmalı Ortamlarda Çocuklara Yönelik Tehdit ve İhlaller"  başlıklı panelde,  "Kürt çocuklarının başta yaşam hakkı olmak üzere birçok temel hakkı ihlal ediliyor ve devlet güçleri bunu umursamadan yapıyor" denildi

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Barosu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Temsilciliği ile Diyarbakır Tabip Odası’nın, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında düzenlediği panel Diyarbakır Barosu salonunda gerçekleştirildi.

Panel de Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Gazal Bayram Koluman, İHD Diyarbakır Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu Muhterem Süren ve THİV Psikologu Basri Çelik sunumlar yaptı. 

’İNSANİ YAKLAŞIMLAR BİLE HİÇE SAYILIYOR’

İlk olarak konuşan Gazal Bayram Koluman, savaşın en  çok çocuk hakları açısından ihlal yarattığına vurgu yaptı. Koluman, “Savaşın sorumlusu çocuklar değildir. Ancak savaş çocukluğu heder etmekte. Çocuklar çatışmalarda en temel hakları olan yaşam haklarını ve yakınlarını kaybediyor. Çocuklar çatışmalı ortamlarda cinsel istismar ve sömürüye maruz kalıyor. Özellikle kız çocukları ciddi tehditler ile karşı karşıya..” dedi. Çocukların savaş süreçlerinde haklarının hepten ihlal edildiğine vurgu yapan Koluman, “Özellikle bölgede yürüyen çatışmalı ortamla birlikte gelişen süreçte tüm sözleşmeler ve insani yaklaşımlar hiçe sayılıyor” diye konuştu. 

‘BİR YILDA 87 ÇOCUK ÖLDÜRÜLDÜ!’

İHD Diyarbakır Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu Muhterem Süren, “Dünyanın yaşadığı 2 büyük savaş üzerine, savaşın engellenememesinden dolayı savaş hukuku oluşturuldu. Savaş şartlarında sivillerin korunmasını içeren Cenevre Sözleşmesi ve BM Sözleşmesi’nde çocukların korunmasını içeren maddeler var. Bunlar zaten uygulanmıyor. Ancak çocukların korunmadığını, devletin veya devlet adına savaşta bulunan kişilerin bunu dikkate almadığı görülüyor. Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) rağmen, 30 yılı aşan bir savaş ortamında Kürt çocuklarının başta yaşam hakkı olmak üzere birçok temel hakkı ihlal edildi. Sadece bir yılda 87 çocuk çatışmalı ortamlarda yaşamını yitirdi. Bu durum yaşanan durumun korkunçluğunu ortaya koymakta. AİHS’e rağmen, çatışmaların arttığı dönemlerde çocuklara yönelik işkenceler arttı. Devletin kolluk yetkilileri sokak ortasında çocuklara işkence ve kötü muamelede bulunuyor. Bununla birlikte kapalı ortamda tutulan çocuklar da korkunç bir şekilde işkenceye maruz kalıyor” şeklinde değerlendirdi. 

‘HUKUKSUZLUK İHLALLERİ ARTIRIYOR’

1 milyon 300 bin kişi bölgede yaşanan savaştan kaynaklı etkilendiğine vurgu yapan Süren, 
 “Sokağa çıkma yasakları süresi boyunca çocuklar eğitimden ve okullarından uzak kaldı. Birçok okulun karakola çevrilmesi birçok ihlali beraberinde getirdi. Şöyle bir örnek verecek olursak;  Nusaybin’de eğitim hakkıyla ilgili devlet yetkilileriyle görüşmüştük. ‘TEOG sınavına katılım yüzde doksan oranındaydı’ denilmişti. Kürdistan’da yargılanan çocukların çoğu tutuklandı. Yargının Kürt çocuklarına tutumu hiç değişmedi. Kürdistan’da işlenen hiçbir suç münferit ya da tesadüf değildi. Uğur Kaymaz’ın nasıl katledildiği ortada olmasına rağmen, dosyanın ne durumda olduğunu hepimiz biliyoruz. Ceylan Önkol’un nasıl parçalandığını gözlerimizle gördük. Ama mahkeme failleri bulmayarak dosyayı faili meçhullere bıraktı. Enes Ata dosyasında çok güçlü deliler vardı. Gaz kapsülü seri numarasına kadar... Ama bu gaz kapsülü emanette kayboldu. Ve son mahkemede yargılanan polis hakkında beraat istendi. Nihat Kazahan’ı öldüren polisin görüntüleri bulundu. Ancak dosya ceza alan polis ağır tahrik adı altında cezayı indirdi. Bu da yapılan suçluların aklanmasına dönük bir karardı. Bölgede böylesi bir hukuk işlendiğini görüyoruz” diye anlattı. 

‘SAVAŞTA EN DERİN YARALARI ÇOCUKLAR ALIYOR’

Bölgedeki çocukların bir savaşçı ruh haliyle yetiştiğine dikkat çeken TİHV Psikologu Basri Çelik de, çocukların politik marşlar ve sembollerle kendilerini ifade ettiğini söyledi. Çelik, “Çatışmalı ortamda çocukları tedavi etmek mümkün değildir. Çünkü açık bir yara var o yara kapanmadan çocuk iyileşmez. Sur’dan bir çocuğu Bağlar’a götürmek iyi olmaz. Çocuğa gelen iyi gelen şey iyi bir bölge, güzel bir ülke güvenli bir alandır. Savaş ortamı çocuklar için ağır travma hikayeleridir. Çocuklar bizzat bu savaşın yaralarını en derinden alanlardır. Evlerinde babalarının annelerinin ağlayışından, sokakta yaşadığı şiddete kadar onu bir ruh haline getiriyor. Ve bu çocukların bir savaşçı olabilmeleri onların yaşadığı, maruz kaldığı şiddetin doğurduğu nedenlerdir” dedi. (Diyarbakır/EVRENSEL)
 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.