Erdal Eren geçmiş değil gelecektir, gençlik Erdal'ın yolunda

Erdal Eren geçmiş değil gelecektir, gençlik Erdal'ın yolunda

Erdal Eren için Çanakkale'de anma etkinliği düzenlendi. Etkinliğe Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan da katıldı.

12 Eylül 1980 darbesinin ardından 13 Aralık 1980’de yaşı büyütülerek idam edilen devrimci Erdal Eren için, Çanakkale Belediyesi Çalışanlar Sosyal Tesisi’nde anma etkinliği düzenlendi. Etkinliğe Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan da katıldı.

Anma etkinliği 10 Ekim katliamında yaşamını yitiren Emek Partisi eski Çanakkale İl Başkanı Ercan Adsız’ın adının verildiği salonda gerçekleşti.

Emek Partisi ve Emek Gençliği organizasyonunda gerçekleşen anma etkinliğine EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan da katıldı.

Yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından konuşan EMEP Genel Başkanı Gürkan, İstanbul Beşiktaş'ta yaşanan bombalı katliamı kınadı.

Basın özgürlüğü ve ortak mücadelenin önemine değinen Gürkan, hayatını kaybeden devrimcileri andığı konuşmasında; “Biz her 13 Aralık'ta 36 yıldır üç yoldaşımızın şahsında kaybettiklerimizi anıyoruz. Erdal'ı, Ercan'ı ve Sinan'ı birlikte anıyoruz. Çünkü üç yoldaşımızın da öldürülmesi, katledilmesi aslında bir taraftan düzenin bütün kirliliğini açığa çıkarırken diğer taraftan mücadele güçlerinin de mücadelesini ve dayanışmasını açığa çıkaran gelişmeler. Sevgili arkadaşlar ben bu nedenle Ercan ve Sinan şahsında bütün kaybettiğimiz yoldaşlarımızı saygıyla anmak istiyorum. Arkadaşlarımızı anarken tabii ki bizlere bıraktıkları mirasla birlikte anıyoruz ve bugün tarihsel olarak güncel görevlerimizle birlikte anıyoruz. Nedir bu yoldaşlarımızın bize bıraktıkları miras ? Her şeyden önemlisi bir mücadeleye inanç. İşçi sınıfının kazanacağına inanç. Ezilen halkların kazanacağına inanç. Bu mücadele yolunda yoldaşların birbirine güvenmesi, birbirine inanması ve biri diğeri için yaşamı göze alabilecek bir bedeli ödemesi. Faşizme ölüm halka hürriyet şiarıyla halkı faşizme karşı direnmeye çağırırken Sinan Süner kardeşimizi katlettiler. Sinan Süner'in öldürülmesini protesto ederken yakalanan Erdal Eren 12 Eylül rejimi tarafından katledildi. Erdal'ın idamını protesto etmek üzere pankart asan Ercan işkence ile katledildi. Bu arkadaşlarımızın bize bırakmış olduğu miras mücadelede kararlılık, halkına bağlılık, mücadeleye inanç" dedi.  

Gürkan, “Bu arkadaşlarımızı katleden sistem nasıl o zamanki sömürü ve soygun düzeninin devamı için bu katliamları gerçekleştirdilerse, bugün de aynı düzenin devamı için katliamlardan geri duymayan bir siyasi iktidarla karşı karşıyayız. Bugün işçi sınıfının mücadelesinden bahsedeceksek, gençliğin işçi sınıfına bağlanmış mücadelesinden bahsedeceksek aynı zamanda bunu enternasyonalist yanıyla, enternasyonalist bağ ile ele almamız gerekir. Bu mirasa bu yanıyla sahip çıkmamız gerekiyor” diyen Gürkan, güncel görev ve sorumluluklarının arttığına dikkat çekti.

‘BOMBALI SALDIRILAR İÇ VE DIŞ POLİTİKANIN ÜRÜNÜ’

Gürkan, dün gece saatlerinde maç çıkışında gerçekleştirilen bombalı saldırıya ilişkin, “Bu bombalı saldırıyı şiddetle kınıyor ve lanetliyorum. Bu bombalı saldırılara geçit veren politikaların sahipleriyle birlikte kınıyor ve lanetliyorum. Bunu neden söylüyoruz? Karşımızda şiddetten, kaostan ve kandan beslenen bir siyasi iktidar söz konusu” dedi. 7 Haziran seçimlerinden bu yana bombalı saldırıların arttığına dikkat çeken Gürkan, “10 Ekim katliamından sonra Davutoğlu açıklama yapmıştı. Demişti ki ‘Bombalı saldırılardan sonra oy oranımız artıyor.’ Aslında bu saldıranları beslediği ve bu saldırılardan beslendiği siyasetinin şifresi gibiydi. Yine Cumhurbaşkanı demişti ki ‘400 milletvekili verin bu iş huzur çözülsün.’ İşte şifreler bunlar. İktidarın arsızlıklarına bir örnek daha, dün saldırının üzerinden dakikalar geçmişken, ölü ve yaralı sayıları resmi olarak açıklanmamışken Burhan Kuzu, hükümet yetkilisi sıfatıyla, ‘Başkanlık rejimi için anayasa değişikliğinin Meclis’ten geçirildiğini ilan ederek hayırlı olsun kutlamasında bulunmuştu” dedi.

‘MUHALİF GÜÇ İSTEMİYORLAR’

Gürkan, OHAL ve KHK ile yürütülen siyasi atmosferin içerisinde tek adam tek parti diktatörlüğüne dayanan bir başkanlık rejimi olduğunu ifade ederek, “OHAL uygulamaları darbeyle mücadele adı altında yürütülen KHK’lerle açığa almalar, ihraçlar boşuna değildir. Kapatılan gazeteler, televizyonlar susturulan radyolar boşuna değildir. El konulan yargı sistemi boşuna değildir. İktidar istiyor ki karşısında hiçbir muhalif güç olmasın.  Bu nedenle darbeyle mücadele adı altında büyük bir çoğunluğu KESK üyesi olan kamu emekçileri ihraç edilmiş, açığa alınmış durumda. Biliyorlar ki bir mücadele gücü olarak çıkacak kamu emekçileri, o ülkenin muhalefetini de güçlendirecektir. Biliyorlar ki politikaları gerçek değil yalan üzerinedir. Bu politikaların üstünün örtülmesi, açığa çıkmaması için basın ifade özgürlüğünün engellenmesi gerekmektedir” dedi.

‘GENÇLİK ERDAL’IN YOLUNDA’

Konuşmasının devamında EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, "Kaybettiğimiz yoldaşları anarken ben birleşik mücadelenin, ortaklaşmış mücadelenin kazanacağına olan inancımla hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum” dedi. Genel Başkan Gürkan'ın ardından Emek Gençliği adına Selim Cizdan da bir konuşma gerçekleştirdi. Emek Gençliği adına konuşan Cizdan şunları söyledi; "Bugün tam 36 yıl oldu ve geçen bunca zamana karşı artan bir heyecan ve mücadeleyle Erdal Eren'i anmaya devam ediyoruz, devam edeceğiz. Çünkü Erdal gelecektir. Erdal hiçbir zaman geçmiş olmamıştır. Ondan öğrenecek o kadar çok şeyimiz var ki... Erdal’ın geleceğe duyduğu güvenin, o berrak bilincin ortaya koyduğu güvenin boş olmadığını yaşayarak öğrendik. 12 Eylül darbesinin bütün maskelerini, vahşetini ve tüm alçaklığını ortaya çıkaran bir simgedir Erdal. Dün gençliğin hayatını ve geleceğini çalanlar, bugün aynı yöntemlerle buna devam etmektedir. Emperyalizm, faşizm ve kapitalizm sisteminin düzen bekçileri 15 Temmuz darbe girişiminden sonra gerçekleştirdiği OHAL ile tüm Türkiye halklarına bir darbe gerçekleştirmiştir. Ağzından demokrasiyi düşürmeyenler, kanun hükmünde kararnameler ile televizyon kanallarını, dergileri, radyoları susturmaya çalışmış, üniversitelerde bilimsel eğitimin olmadığı, farklı düşüncelere karşı baskıcı, antidemokratik bir hale getirmiş, binlerce kamu emekçisini işten atmış, içerde ve dışarıda sürdürdüğü savaş politikalarıyla, kan hırsıyla gençliği geleceksizliğe mahkum etmiş, işçi güvenliğini ve sağlığını sağlamak yerine iş cinayetlerini arttırarak devam ettirmiş, grevleri yasaklamıştır. İnsanları sokaklarda, üniversitelerde, sanayi çarklarında faşizmin zulmü altında katletmiştir. Demokrasi şüphesiz ki bu değildir. Halkları kimlikleri ve inançlarıyla bölerek değil, eşitlik ve özgürlükleriyle bir arada yaşatmak. İşte insan merkezli yaşam budur. Yaşamak mücadelesi, eşitlik, kardeşlik, özgürlük mücadelesi budur. Dilova'daki işçilerin, Ünaldı'daki işçilerin, Denizlerin, Erdal'ın, Metin'in, Ali İsmail'in, Berkin'in, Ercan'ın mücadelesi bu mücadeledir. Onlar o kadar temizlerdi ki, onları öldürenlerin ne kadar alçak ve kirli olduklarını emperyalizmin ve faşizmin dünya üzerindeki planlarını gösterecek kadar net bir ayna sunmuşlardı bize” dedi.

Cizdan konuşmasının devamında Nâzım Hikmet'in Güneşe İçenlerin Türküsü dizelerini dile getirdi ve şunları söyledi: "Onları öldürdük diyenler yalan söylüyorlar. Aramıza umutsuzluk tohumlarını ekmeye çalışıyorlar. Onlar şimdi sıkılı bir yumruktur. Şimdi biz de bir kez daha yumruklarımız sıkılı, göğsümüz dik, azimli ve inançlı bir şekilde haykıralım; ölenler dövüşerek öldüler, güneşe gömüldüler, vaktimiz yok onların matemini tutmaya, akın var akın güneşe akın, güneşi zapt edeceğiz, güneşin zaptı yakın, faşizme ölüm halka hürriyet, yaşasın iş ekmek özgürlük mücadelemiz. Deniz'lerden Erdal'a gençlik emeğin saflarına” dedi.
Konuşmaların ardından anma etkinliği tiyatro gösterimi ve müzik dinletisi ile sona erdi. (Çanakkale/EVRENSEL)

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.