İdam cezası ve Erdal

İdam cezası ve Erdal

'Erdal dört beş sene sonra yeniden yargılanıp, deliller değerlendirilseydi beraat edecekti. Ama, artık yeniden yargılama yapılamaz, beraat edemezdi.'

Kamil Tekin SÜREK

İki gün sonra Erdal Eren idam edileli 36 yıl olacak. Erdal’ın idamı faciası ders olmamış ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan idam cezasını geri getirme vaadi ile en geri kesimleri siyaseten kendine bağlamaya çalışıyor. Oysa, üç, beş sene önce TBMM kürsüsünde Erdal Eren’i anarak gözyaşı döküyordu. 

Erdal Eren’in idam ediliş süreci, bu cezanın neden gayri insani olduğu kadar hukuka da aykırı olduğunu çok iyi açıklar. Çünkü, artık hemen hemen herkes biliyor ki, Erdal suçsuz olduğu halde asılmıştır. O yıllarda da bir başka diktatör, Kenan Evren, idam cezası tehdidi ile kitlelerin özgürlük ve demokrasi mücadelesini bastırabileceğini sanıyordu. Bir erin öldürülmesi olayını idam cezalarının infazı için bahane etti ve 12Eylül Darbesi’nden sonra elli idam cezası infaz edildi.

NE OLMUŞTU?

Erdal Eren Davası’nı kısaca hatırlayalım.

Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği (YDGD) üyesi ODTÜ öğrencisi Sinan Suner, 30 Ocak 1980’de, Ankara’nın Yukarı Ayrancı semtinde MHP’li Bakan Cengiz Gökçek’in koruma polisi Süleyman Ezendemir tarafından öldürüldü.. Vurduğu Sinan’ı arabaya alarak, başkent sokaklarında dolaştırıp, işkence eden Ezendemir, Suner’in öldüğünden emin olunca cesedi bir hastane kapısına attı. 

Sinan’ın öldürüldüğü yerde olayı protesto eden arkadaşlarının eylemine asker müdahale etti. Çıkan çatışmada er Zekeriya Önge öldürüldü. Aralarında Erdal Eren’in de bulunduğu 24 kişi gözaltına alındı. Erdal’ın üzerinde tabanca bulunduğu için, eri Erdal öldürdü dediler.

Göstermelik bir yargılama yaptılar. 

O günlerde de, bugün olduğu gibi en basit bir suç nedeniyle yargılananların soruşturması aylarca sürdükten sonra dava açılıp duruşmalara başlanabilirken, Erdal gözaltına alınmasından 11 gün sonra ilk duruşmaya çıkarıldı. 46 gün sonra idama mahkum edildi. Erdal’a gözaltında, hapishanede, hatta duruşma sırasında dahi işkence yapıldı.

Altı ay sonra darbe yapacak askerler Erdal’ı bir an önce asmak istiyordu.

Erdal’ın avukatları olay yerinde keşif yapılmasını istediler. Mahkeme ret etti. Erdal ile birlikte gözaltına alınan 23 göstericinin tanık olarak dinlenmesini talep ettiler. Mahkeme ret etti. Ölen erin elbiseleri yok edilmişti. Bu nedenle, yakın ateş ve ateşin yapıldığı silahın tespiti için önemli bir delil ortada yoktu. Eri öldüren mermi ile Erdal’ın silahından çıkan mermiler karşılaştırılsın , yani balistik muayenesi yapılsın dediler, mahkeme ret etti. Avukatlar Erdal’ın yaşı küçük, 18 değil, 17 yaşında, Adli Tıp’a gönderilip kemik muayenesi yapılsın dediler, mahkeme ret etti. Avukatlara savunma yaptırmadılar. Duruşmalardan attılar. Avukatlar hakkında da davalar açtılar.

Erdal, Ankara’da sıkıyönetim olduğu için askeri mahkemede yargılanıyordu. Verilen idam kararı iki kere Askeri Yargıtay tarafından bozuldu. Bazı askeri hakimler delillerin incelenmemesi nedeniyle kararı bozuyordu ama paşalar ibreti alem için Erdal’ın bir an önce asılmasını istiyordu. Ağustos ayında bir tatbikat sonrası, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, Erdal’ın dosyası Askeri Yargıtay’a gidip gelirken, mahkemelere adeta talimat verircesine “Asmayalım da besleyelim mi?” dedi. Dosyayı Askeri Yargıtay Daireler Kurulu’na götürdüler. Askeri Hakimlere baskı yaparak idam kararını kesinleştirdiler.

Oysa, Erdal askeri vurmamıştı. Vursaydı belki bunu açıkça söylerdi. Askerler ile Erdal ve arkadaşları karşı karşıya, yüzyüze idiler. Er ise sırtından vurulmuştu. Erdal ve arkadaşları yokuşun üst tarafında, askerler ise alt taraftaydı.  Erdal’ın kurşunu askeri bulsa kurşun yukarıdan aşağıya doğru ilerlerdi. Eri öldüren kurşun ise aşağıdan girmiş, yukarıdan çıkmıştı. Belli ki, askerin arkasındaki bir diğer asker, Zekeriya askeri yanlışlıkla arkadan vurmuştu. Çünkü, ayrıca eri öldüren mermi tabanca mermisi değil, tüfek mermisi idi. Mermi dosyada yoktu ama, vücuda giriş ve çıkış izin bunu gösteriyordu. Mermi çıkarken deri ve dokuyu parçalamıştı. Böyle bir yarayı ancak tüfek mermisi yapardı. Olay yerinde keşif yapılsa, askerler ile göstericilerin nerede durduğu görülse, tanıklar dinlense, erin giysileri ve mermi dosyada olsa, duruşmalar basına ve halka açık yapılsa  Kenan Evren’in emri ile hareket eden mahkeme bile kolay kolay Erdal’a ceza veremezdi. 

MODERN HUKUKTA İDAMIN YERİ YOK

12 Eylül’de darbe oldu. Ekim ayında idamlar başladı. Erdal 13 Aralık günü idam edildi.  Eğer idam edilmeseydi, dört beş sene sonra yeniden yargılanıp yukarıda sözünü ettiğimiz deliller mahkeme tarafından değerlendirilseydi mutlaka beraat edecekti. Ama, artık yeniden yargılama yapılamaz, beraat edemezdi. 

İdam cezasının düzeltilmesinin olanağı yoktur. Yargı bir hata yaparsa, bu hata düzeltilemez. 

İdam cezası suçlulara pişman olma olanağı vermez. Suçlu birini bu ceza ile yeniden kazanamazsınız. 

İdam cezası caydırıcı değildir. İdam cezasının yürürlükte olduğu yerlerde bu ceza nedeniyle suç oranlarında düşme olmamıştır. 

İdam cezasının kökeni öç alma, kısasa kısas ceza sistemidir. Modern hukuk cezayı bir öç alma yöntemi olarak değil, toplumun güvenliğini sağlama, suçu azaltma, suçluyu topluma kazandırma, suçu cezalarla değil, eğitim ve önleyici tedbirlerle azaltma yöntemlerini tercih eder. 

Daha sonra Deniz Gezmiş’in idam edilmesi için TBMM’de oy verenler dahi pişmanlıklarını ifade etti ama bu pişmanlık Deniz’leri, Erdal’ları geri getirmiyor.

Daha sonra pişman olmamak için idama hayır diyelim.

www.evrensel.net
ETİKETLER Erdal Eren