Yaşasın ‘de’lerin kendi  kaderini tayin hakkı

Yaşasın ‘de’lerin kendi kaderini tayin hakkı

'Fırsat bulsalar, Aziz Nesin’in bitişik yazdığı “şey”leri ayıracaklar. Utanmasalar Refik Halid’in “mıyan, miyen”lerini “düzeltecekler.” '

Hakan GÜNGÖR

“Vatandaş! Türkçe konuş” yollu sloganlar aslında “Memleket sathında başka bir dil zinhar konuşulmayacak” anlamı içeriyordu. Şimdi mesele daha farklı. Egemenliği ele geçiremedikleri sosyal medya ile tüylerini ürperten gençlerin diline kement atmak istiyorlar. 

Devlet sufle veriyor, hafiyeler kol geziyor. Sosyal medyadaki herhangi bir paylaşımı okuduklarında “cık cık cık”lar yükseliveriyor. Hata kabul ettikleri bir kullanım karşılarına çıkınca pek keyifleniyorlar. Derhal kızgınlık maskelerini çıkarıp hakaret yelpazelerini gözden geçiriyorlar. Artık rencide edebilirler, alay edebilirler, hor görebilirler…

REFİK HALİD, AZİZ NESİN, ATTİL İLHAN’I GÖRSELER…

“De, da” hafiyeleri her yerde! Kimi zaman gizli, kimi zaman açık kimlikliler. Etrafa korku salıyorlar. Gördükleri yerde “ifşa” ve rencide ediyorlar. Kimsenin gözünün yaşına bakmıyorlar. Hepsi birer “büyük birader.” Mazrufu boş vermişler, zarf peşindeler… 

“Yapmıyan, etmiyen” gibi bir ifade gördüklerinde ya da “bir şey” ifadesinde “şey” ayrı yazılmadıysa  keyiften dört köşe oluyorlar. “Zamane gençliği” deyip bir türkü tutturuyorlar. “Türkçenin yanlış kullanımı” diyorlar. Ama hangi Türkçenin? 

Fırsat bulsalar, Aziz Nesin’in bitişik yazdığı “şey”leri ayıracaklar. Utanmasalar Refik Halid’in “mıyan, miyen”lerini “düzeltecekler.” 

“Dil elden gidiyor”cular noktaya, virgüle pek duyarlı. Attilâ İlhan şiiri okusalar kan beyinlerine sıçrayacak. Attilâ İlhan şiirlerinde nokta, virgül kullanmazdı. O şansı bir yakalasalar, şiirleri elden geçirip “noktalayacaklar…” Ama hangi nokta? 

“Türkçeyi bozuyorlar’ dedi.” Edebi bir eser kaleme alıyorsanız, bu cümlede “bozuyorlar” kelimesiyle tek tırnak arasına bir virgül koymanız gerekebilir. Üniversite sınavına girecekseniz virgül değil nokta kullanılan şıkkı doğru kabul etmelisiniz. Ancak yazdığınız bir haberse, nokta da virgül de kullanmamalısınız… Ama ne gam! 

Görünen o ki, 1950’lerde kalem oynatmış müteveffa bir yazar bugün mezarından kalkıp eline kalem alsa; imla, noktalamaları nedeniyle kitabı basılmayacak, haberi yayımlanmayacak, sınava girse çakacak ve pek aşağılanıp rüsva olacak. 

DİLE KEMENT ATMAK MÜMKÜN MÜ?

Dili, kement atıp ehlileştirilebilecek bir şey zannetmek ne gaflet… Yaşıyor işte, değişiyor, benzeşiyor… Özen göstermek, kıymet vermek elbet gerekiyor. Ancak konu dil olunca, gözümüz gibi bakmak başka şey, dile düşürmek başka… İtina başka şey, irtifa göstergesi haline getirmek başka… Yaşayana ölü toprağı atmaya çalışmak külliyen başka…

Bir dilimizde kalan mayhoş tat, bir de kurumların dile dayattıkları nahoş hat ortadan kalksa ifade edilmesi güç bir ifade hürriyeti ortaya çıkacak. Unutulup giden mazruf, yine değer kazanacak. “Şey”ler canı azizi nerede isterse orada duracak. “De, da” hafiyeleri ne derse desin; her “de” kendi kaderini tayin hakkına sonuna kadar sahip olacak. Türk Dil Kurumu faaliyetleri itibariyle dile atanmış bir kayyım, hafiyeleri de aslında “yaşayan Türkçeye” karşı hayın sayılacak. Dili kitabına uydurmaya çalışanlar, hem geçmişin hem geleceğin kitaplarına bakınca daha çok şaşıracak.

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Aralık 2016 10:52
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.