Boğaziçi'de hedef göstermelere karşı dayanışma çağrısı

Boğaziçi'de hedef göstermelere karşı dayanışma çağrısı

Boğaziçi Üni.'de yarın düzenlenecek 'Medya ve İktidar' konferansının Öncü Gençlik grubunca hedef gösterilmesine karşı dayanışma çağrısı yapıldı.

Boğaziçi Üniversitesi'nde Öncü Gençlik grubu, Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Kulübü'nün 'Medya ve İktidar' başlıklı konferansını hedef gösterdi.

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Kulübü, 11 Aralık Pazar günü “Medya ve İktidar” başlığıyla bir konferans düzenleyeceğini duyurmuştu. Geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet, BirGün, Evrensel gazeteleri, kapatılan Özgür Gündem ve Hayatın Sesi TV'den konuşmacıların katılacağı konferansın programı yayınlanmıştı.

Konferansın programı yayınlandıktan sonra Öncü Gençlik, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin oluşturduğu bir sosyal medya grubunda konferansa karşı bir imza kampanyası başlattıklarını duyurdu. İmza kampanyasında Özgür Gündem ve Hayatın Sesi TV açıkça hedef gösterildi.

Öncü Gençlik'in imza kampanyasına karşı Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Kulübü, herkesi 11 Aralık saat 11.30’da Boğaziçi Üniversitesi’nde yapacakları konferansla dayanışmaya çağırdı.

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ EMEK GENÇLİĞİ: ÖZGÜR BASININ YANINDAYIZ

Boğaziçi Üniversitesi Emek Gençliği de “Özgür Basının Yanındayız” başlıklı açıklamalarıyla halkın haber alma hakkını savunan medya kuruluşlarının yanında olduklarını belirttiler.

Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: Barışı talep edenler, seslerini duyurabilmek için bir araya geldikçe, gençliği şovenist politikalara, savaşa yedeklemeye çalışan TGB, Öncü Gençlik gibilere prim vermeyecektir. Öncü Gençliğin, TGB'nin ve yedeklendiği AKP hükümetinin çizgisi açık ve nettir: İçeride ve dışarıda savaş çığırtkanlığı. Bu çizgi tek sesin, tek rengin, sessizliğin, karanlığın çizgisidir.

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Kulübü "Medya ve İktidar" başlıklı bir konferans düzenliyor. Cumhuriyet, BirGün, Evrensel ve Özgür Gündem gazetelerinin de davet edildiği konferans, medyanın susturulmaya çalışıldığı böylesi karanlık bir dönemde gerçekleşiyor. Çok değil, haydi geçtiğimiz seneye gidelim. Kürt illerinde sokağa çıkma yasaklarının olduğu, sivil halkın evlerinde bombalanarak katledildiği, memleketin her yanında cihatçı çetelerin cirit attığı, "barış" diyenin yaşamdan sürgün edildiği zamanlardı. Diyarbakır'da cansız bedeni 7 gün sokakta kalan Taybet anayı Özgür Gündem’den, BirGün’den, Evrensel’den biliyorduk. AKP hükümetinin cihatçı çeteleri desteklediğini, tırlarla silah yardımı yaptığını Cumhuriyet’ten öğrendik. Çok geç olmadan Can Dündar tutuklanmıştı bile. Yasaklı grevleri, kadın cinayetlerini, işçi ölümlerini yine Hayatın Sesi televizyonunda izledik.

Halkın haber alma hakkını savunan medya kuruluşlarının katılacağı bu konferansa karşı Öncü Gençlik bir imza kampanyası başlattı. Bu imza kampanyasında Özgür Gündem gazetesi ile Hayatın Sesi Televizyonu açıkça hedef gösterildi. Türkiye Gençlik Birliğinin, Öncü Gençliğin saray dili kullanarak karalamaya çalıştığı Hayatın Sesi Televizyonu işçilerin, emekçilerin, öğrencilerin, kadınların birer liralarıyla kuruldu. “Milli güvenliği tehdit eden yapı" denilerek kapatılan bu kanal, bakanlığın “milli güvenliği tehdit ettiği” için izin vermediği metal işçileri grevinde işçilerin, YÖK’ün baskılarına karşı üniversitelilerin, proje okul uygulamasına karşı liselilerin kürsüsü oldu. Yine “milli güvenliği ihlal ettiği” için hakkında soruşturma açılan, ihraç edilen barış akademisyenlerinin sesini bu medya kurumları ve gazeteler duyurdu.

Barışı talep edenler, seslerini duyurabilmek için bir araya geldikçe, gençliği şovenist politikalara, savaşa yedeklemeye çalışan TGB, Öncü Gençlik gibilere prim vermeyecektir. Öncü Gençliğin, TGB'nin ve yedeklendiği AKP hükümetinin çizgisi açık ve nettir: İçeride ve dışarıda savaş çığırtkanlığı. Bu çizgi tek sesin, tek rengin, sessizliğin, karanlığın çizgisidir. Milli güvenlik kisvesi altında kanalları, gazeteleri susturmaya çalışanlar hepimizin güvenliğini hiçe sayan dış politikasıyla Suriye'de savaş tamtamlarını çalmıştır bile. 15 Temmuz sonrası tek adam diktatörlüğünün inşa edildiği bu süreçte ücret artışı isteyen işçiye, iradesinin arkasında olan, seçilmiş rektörünü isteyen akademisyene, bilimsel eğitim isteyen gençlere, sözünü söyleyen sanatçıya, yazarlara terörist deniliyor.
Her sabah yeni bir hukuksuzluğa uyandığımız bu süreçte OHAL'e, her türlü baskıya ve yıldırma politikasına rağmen emek, demokrasi ve barış mücadelesini savunmaya devam ediyoruz. Özgür basının yanındayız!" (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net