Avrupa’da AKP ve Erdoğan’ı  açıktan savunabilen yok

Avrupa’da AKP ve Erdoğan’ı açıktan savunabilen yok

'Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler' başlığıyla Brüksel'de yapılan Kürt konferansına dair izlenimleri Fehim Işık yazdı.

Fehim IŞIK

Artık gelenekselleşen Kürt konferanslarının 13’üncüsü bu yıl yine Belçika’nın başkenti Brüksel’de, Avrupa Parlamentosunda (AP) yapıldı. Şimdiye kadar ağırlıkla Avrupalı sosyalist ve komünistlerin bir araya gelerek oluşturduğu Avrupa Birleşik Solu / İskandinav Yeşil Solu’nun (GUE/NGL) desteğiyle yapılan konferansa bu yıl AP’nin en büyük gruplarından Avrupa Yeşiller Partisi ile Sosyal Demokrat Parti de destek verdi. “Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler” başlığı ile düzenlenen konferansın ilk günü açılış konuşmasını ise AB Türkiye Karma Sivil Komisyonu (EUTCC) Başkanı Kariane Westrheim yaptı. İki gün süren konferansa çok sayıda Avrupalı siyasetçinin yanı sıra Güney Afrika’dan Kıbrıs’a, Rojava’dan, Irak Kürdistanı’na, Amerika, İngiltere ve Fransa ve Almanya’dan Türkiye’ye kadar birçok ülkeden siyasetçi, akademisyen, gazeteci katıldı.

ERDOĞAN’IN AVRUPA KREDİSİ TÜKENDİ

Belki en sonda söylenmesi gerekeni başta söylemek yerinde olur. Geçmişte AKP’yi açıktan destekleyen, Türkiye’nin AB’ye girmesi için her türlü krediyi sunan Avrupalı siyasetçiler de dahil tek bir kişi bile konferansta Türkiye’yi yönetenlere, özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik olumlu sözler söylemedi. Önceki yıllarda Erdoğan’ın AB açılımını devrim olarak niteleyen, Kürt sorununu çözecek tek liderin Erdoğan olduğunu ballandıra ballandıra anlatanlar bugün Erdoğan’ın Türkiye’deki baskıcı rejimin en belirgin karakteri olduğunun altını çiziyorlardı. Nitekim EUTCC Başkanı Kariane Westrheim açılış konuşmasında çok açık bir şekilde Erdoğan’ı eleştirerek şunları söyledi: “15 Temmuz’dan sonra AKP ve Erdoğan açıkça darbe yaptı. Netice olarak büyük bir diktatörün yükselişini görmekteyiz. Avrupa Türkiye’ye baskı yapmalı, antidemokratik uygulamalara sessiz kalmamalıdır.” Kariane, AB ve NATO’nun Erdoğan’a sessiz kalmasının da onu cesaretlendirdiğini belirtirken, tüm sorunların Kürt sorununun çözülmemiş olmasından kaynaklandığını da söylüyordu.

OLUMSUZLUKTA AB’NİN DE PAYI VAR

Konferansta başka Avrupalı siyasetçiler de Erdoğan’ı eleştirdi. AP Birleşik Sol Grup Başkanı Gabi Zimmer HDP’li eş başkanlar ve milletvekilleri ile DBP’li belediye eş başkanlarının tutuklanmasını sert biçimde eleştirdi. Zimmer, Erdoğan’ın 15 Temmuz’un ardından ikinci bir darbe gerçekleştirdiğini belirterek “Yargı bağımsızlığı kalmadı. Yaşanan dehşete karşı öfkemizi mutlaka dile getirmemiz gerekir” dedi. Zimmer, mültecilerin AB ülkelerine karşı tehdit olarak kullanılmasına değinerek yaşanan yanlışta AB’nin payının olduğunun da altını çizdi. Zimmer, “AB’nin fazlası ile göz yumduğu bir diktatörlük var Türkiye’de” dedi.

Konferansın ilk gününde Nelson Mandela’nın yakın çalışma arkadaşı ANC Yöneticisi Ebrahim Ebrahim de konuştu. Güney Afrika deneyimlerini aktaran Ebrahim, “Biz de Güney Afrika deneyimlerinde askeri çözümün olmayacağını gördük. Tek çözüm siyasaldır. Bunun için de Öcalan özgürlüğüne kavuşmalı ve çözüm süreci onun liderliğinde yürütülmelidir” dedi.

SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE ROJAVA MODELİ

Rojava modelinin çokça tartışıldığı ve bu modelin Ortadoğu’daki sorunların çözümü için örnek alınması gerektiğinin ısrarla dile getirildiği toplantıda PYD Eş Başkanı Salih Müslim de konuştu. Türk askerinin Suriye’deki varlığını işgal girişimi olarak niteleyen Müslim, ABD ile direkt görüştüklerini, ancak BM’nin kendileri ile hâlâ direkt ilişki kurmadığını, bu durumun da insani sorunlar başta olmak üzere birçok konuda olumsuzluğa neden olduğunu söyledi. Müslim, Rojava’nın Suriye için kurulacak barış masasına davet edilmemesinin de sorunun çözümünü imkansız kıldığının altını çizdi. Suriye’deki karmaşanın bölge devletlerinden kaynaklandığını belirten Müslim, bölgedeki kirli ittifakların sorunun çözümünü zorlaştırmakla kalmayıp sorunları büyüttüğünü de söyledi.

AYDAR: ÖCALAN’I VE BİZLERİ ORTADAN KALDIRMAK İSTİYORLAR

Konferansın ikinci gününde ABD’li Akademisyen Michael Rubin ile KCK Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar da konuşmacılar arasındaydı. Rubin, ABD-Kürt ilişkilerini değerlendirdiği konuşmasında, “Kürtlerle ABD arasında dar bir açı var. ABD’de Kürt dendiğinde Barzani ve KDP anlaşılır. Kürtler etkin bir lobiyle çerçeveyi büyütmeli. Washington’da en az 4 bin siyasetçi var. Ama bunların sadece birkaçı Kürt siyasetiyle yakından ilgilenir. Bu sayı ancak etkin lobi yaparak artırılabilir” dedi. Rubin’den sonra konuşan Aydar ise İmralı Cezaevinde tutulan PKK Lideri Öcalan’ın durumuna dikkat çekti. Aydar, “Aldığımız bilgilere göre AKP-MHP çevrelerinde Öcalan’ın ortadan kaldırılması tartışmaları yapılıyor. Bunun sonuçlarının ne olacağını araştırıyorlar. Bu büyük bir yıkımın başlangıcı olur” diyerek Türkiye’yi uyardı. Aydar, Türkiye üzerinden gönderilen ajanlar aracılığı ile kendilerine yönelik suikast planlarının da olduğunu aktararak yürütülen tehlikeli politikaya karşı AB ve uluslararası kurumların daha duyarlı olması gerektiğine dikkat çekti. Aydar ayrıca AP’nin son aldığı tavsiye kararını da değerlendirerek, “AP’nin kararı bize göre geç alınmış bir karardır. Bu kararın gecikmesi Türkiye’deki baskıcı yönetime cesaret verdi. Oysa biz 2015 baharına kadar sürdürülen diyalog sürecinde alabildiğine samimiydik. Hem Oslo’da, hem sonraki süreçte, tüm taahhütlerimize bağlı kaldık, bu taahhütlere halen de bağlıyız. Taahhütlerine bağlı kalmayıp masayı deviren bizzat Erdoğan’ın kendisi oldu” dedi.

HDP EŞ BAŞKANLARINDAN SÖZLÜ MESAJ

13. Kürt Konferansında DTK Eş Başkanı Hatip Dicle ile HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir’in yanı sıra gazeteciler Cengiz Çandar, Fehim Taştekin, Akademisyen Hamit Bozarslan da birer konuşma yaptılar. Konferansın oturum yöneticileri arasında Avusturya Parlamentosu Milletvekili Berivan Aslan da vardı. Baydemir’in sürecin bozulması ve çatışmalar dönemini ele aldığı konuşmasında AKP Hükümetinin hem HDP’ye yönelik tutumundan, hem de kentlerin yakılıp yıkılmasından, insanların bodrumlarda katledilmesinden örnekler sundu.

Konferansa tutuklu HDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ da mesajlarıyla katıldılar. 4 Kasım’dan bu yana tutuklu olan Eş Başkanlar, mektupları cezaevi yönetimi tarafından sansürlendiği ve el konulduğu için mesajlarını sözlü olarak avukatları aracılığıyla ilettiler. Demirtaş mesajında bir önceki yıl yapılan konferansta dikkat çektiği kaygılarında haklı çıktığının altını çizerken, Yüksekdağ da HDP’nin hâlâ en büyük umut olduğunu belirtti.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.