Doğaya el koyan şirketlere karşı yaşamı savunan kadınlar

Doğaya el koyan şirketlere karşı yaşamı savunan kadınlar

Honduras Yerlileri ve Halk Örgütleri Sivil Konseyi COPINH  aktivisti ve Lenka yerlilerinden Marleny Reyes Castillo ile görüştük.

Hilal ÜNLÜ
Carmen TORRE
Gijon

Honduras, yaklaşık 8 milyon nüfuslu (melezler ve yerliler) eski bir İspanyol sömürgesi, resmi dili İspanyolca olan bir Orta Amerika ülkesi.

2009 yılında Honduras’ta ücretleri yükselten, halk yararına belli olumlu adımlar atan; Küba, Chavez ve Eva Morales ile ilişkiler geliştiren Devlet Başkanı Manuel Zelaya darbe ile devrildi. Bu darbe sonrası çok uluslu şirketler kahveyi, muzu, madenleri ele geçirdi.

Örneğin Monsanto, devlet izniyle yeni iş alanları kurmak için insanları topraklarından attı. Şirketin üretim atıkları doğaya ve insanlara büyük zararlar verdi.

DARBEDEN SONRA NE DEĞİŞTİ?

Bugün Honduras yönetimi, başta ABD olmak üzere Avrupa’dan birçok şirket ile iş birliği içinde çalışıyor. Zelaya döneminde, 2 olan ABD üssü sayısı 13’e çıktı. Darbe sonrası ülkeye çok fazla CIA ajanı geldiği belirtiliyor.

DESA, Synohidro isimli Çin firması (DESA’nın taşeron firması), Voith hydro (Alman çokuluslu şirketi) ve  Blue Energy gibi şirketler ve büyük toprak sahipleri, Lenka yerlilerinin ‘kutsal nehrimiz’ dedikleri bir nehre hidroelektrik santrali projesi gündeme getirildiği bu dönemde halka saldırılar ve suikastlar arttı.

Şiddet nedeniyle son 10 yılda iç göçe zorlanan insan sayısı 174 bin. 250 çiftçi topraklarına el koyan, çevreye zarar veren çokuluslu şirketlere karşı mücadele ettikleri için öldürüldü, çok sayıda işçi katledildi. 2010 yılından bu yana hak savunucularına yönelik 3 bin 64 saldırı vakası söz konusu. 2010-2016 arasında en az 113 çevreci katledildi. Son 8 yılda 40 bin politik ve adli cinayet vakası yaşandı.

YERLİ ÖRGÜTÜ TEMSİLCİSİ ANLATIYOR

Honduras, son olarak 2016 martında Yerli ve Köylü Hakları Savunucusu Berta Caceres’in katledilmesiyle dünya basınında oldukça yer buldu.

Honduras Yerlileri ve Halk Örgütleri Sivil Konseyi COPINH  aktivisti ve Maya kültüründen geldikleri söylenen, istilacılar gelmeden önce ülkede yerleşik bulunan en büyük yerli gruplarından olan Lenka yerlilerinden Marleny Reyes Castillo ile konuştuk.

Bize biraz doğa ve hak savunucuları olarak Honduras’ta yaşadıklarınızdan söz eder misiniz?
Honduras özellikle yerli hakları açısından diktatörlüğün hakim olduğu güvenliksiz, örgütlü suçun; hükümetin, çok uluslu şirketlerin ve zengin toprak sahiplerinin işsizlik, yoksulluk ortamından yararlanıp kiraladığı maaşlı katillerin, yani paramiliterlerin at koşturduğu bir ülke.

Lenka bölgesine ilişkin yaklaşık 50 proje var. Başta Monsanto olmak üzere çok uluslu şirketler, ‘yeşil proje’ adı altında doğayı talan ediyorlar.

Lenka topraklarına genetiği ile oynanmış tahıl yerleştirerek biz Lenkaların evren vizyonumuzu, ata kültürümüzü ortadan kaldırmaya çalışıyor; doğayı katlediyorlar. Kimyasal içeren genetiği oynanmış tahıllarla yerli tohumlara dayalı gıda egemenliğimizi tehdit ediyorlar. Topraklarımızı kirletiyor, zehirliyorlar. Toprağı zehirlemekle kalmıyor, polenler aracılığıyla ile civardaki diğer bitkileri ve suyu da zehirliyorlar.

Hükümet, tarımın geliştirilmesi gibi kalkınma projeleri adı altında madencilik projeleri başlatmak için büyük çok uluslu şirketlere topraklarımızı satıyor, yani topraklarımıza el konuluyor. İşin arka planında Monsanto var genelde.

Bir başka proje, DESA-Agua Zarca hidroelektrik enerjisi projesi. Gualcarque nehri için 20 yıllık ruhsat verilmiş. Gualcarque, Lenka yerlileri için kutsal bir nehir. Lenka yerlilerinin inanışına göre, nehirde küçük yerli kız çocuklarının ruhu yaşıyor. Ayrıca nehir, İspanyol sömürgecilere karşı verdiği mücadele ile ün salmış olan Cacique (yerli şefi) Lempira’nın biz yerlilere bıraktığı bir miras. Bu, nehrin yatağının yok olmasına, ekosistemin, biyoçeşitliliğin, bölgedeki vahşi hayvan türlerinin, tarım üretiminin, gıda ve doğal ilaç alanlarının harap olmasına yol açan bir proje. Hükümet halkın direnişine karşı çok uluslu şirketleri korumak için bu bölgeye asker, polis konuşlandırdı.

Yine benim yaşadığım yerde bulunan bir dağa rüzgar enerjisinden yararlanmak için 15 adet tribün yerleştirdiler. Bu dağ 17 bölgeye su veriyor. Bu tribünlerin yaptığı vibrasyon su kaynaklarının yolunu saptırıyor; ekosistemi  bozuyor. Bölgedeki vahşi hayvanlar göç ediyor.

ÖRGÜTÜ KADINLAR KURDU, ERKEKLER SONRA KATILDI

Bütün bunlara karşı nasıl mücadele ediyorsunuz?
Örgütümüz Honduras Yerlileri ve Halk Örgütleri Sivil Konseyi COPINH aracılığıyla.

Bize COPINH’i anlatır mısınız?
Yerlilerin yaşadığı Yamaranguila bölgesine bir kereste fabrikası yapıldı. Ağaçları kesmeye başladılar. Bir kaç kişi zengin olsun diye halkın genelinin yaşam alanlarını yok ediyorlardı. 1991 yılında bölge halkı buna karşı harekete geçmek üzere yavaş yavaş örgütlenmeye başladı ve böylece protesto eylemleri vb. derken buradaki mücadele gereksiniminden COPINH doğdu.

Copinh, kapitalizm, ataerkil sisteme, neoliberalizm ve ırkçılık karşıtı; kâr amacı gütmeyen, sosyal ve politik bir yerli örgütü. Honduras halklarının ve Lenkalar’ın politik, sosyal, kültürel ve ekonomik haklarının savunulması ve yaşam şartlarının iyileştirilmesi mücadelesi veriyor.

Erkek egemen sistemde reddedilen kadın hakları konusunda atölye çalışmaları yapıyor. Başta biz kadınlar kurduk bu örgütü. Sonra yavaş yavaş erkekler de katılmaya başladı. Şimdi gelişen mücadele ile birlikte, kadın, erkek, çocuk, nine, dede her kesimden insan bizimle birlikte. Yalnız erkeklerin örgütte ikinci planda olduğunu söyleyebilirim.

İletişim ekibimizin ilgilendiği 5 alternatif radyo kanalımız var. Temel olarak iktidarın yalanlarını sergiliyoruz bu radyolar aracılığıyla. Ayrıca kadınlar mikrofona geçip birinci elden yaşadıklarını anlatıyorlar. Bu toplumsal yaşamda inisiyatif almaları için diğer kadınlara cesaret veriyorlar.

Alternatif eğitim yapıyoruz. Devletin eğitim kurumları çokuluslu şirketlere işçi yetiştiriyor; oysa biz ise eğitimimizin merkezine doğanın korunmasını koyuyoruz.


ART ARDA ÖLDÜRÜLEN KADIN LİDERLER

Bu hak ve doğa mücadelesinde çok sayıda kayıplarınız oldu? Bize köylü ve yerli önderi Berta Caceres’den bahseder misiniz? Onu kim, neden katletti?

Evet, Berta’dan önce de çok ölümler oldu. Birçok arkadaşımız, birçok lider katledildi. Berta da listedeydi. Lesbia Yaneth bu yıl katledilen hak mücadelesi veren bir başka yerli kadın örneğin. Berta’nın katlinden 3 gün sonra toprakların geri alınması mücadelesine önderlik eden COPINH Üyesi Nelson Garcia’yı da öldürdüler. 

Berta Caceres, COPINH’in kurucularından adı mücadele ile eşitlenmiş bir Lenka yerlisi. Bize yaşam veren, kapitalizme, neoliberalizme, ataerkil ve cinsiyet ayrımcı sisteme karşı mücadele etmiş; tüm taleplerimizi sabırla ve saygıyla dinleyen ve anında çözümler üreten bizim gibi bir kadındı. Bölgemizdeki tüm diğer hak savunucusu kadınlar gibi mutfaktan çıkıp gelmiş biriydi. O bizim önemli bir parçamızdı. Bizim için o ölmedi; o verdiğimiz mücadelede hâlâ en önde...

Honduras Devlet Başkanı Juan Orlando Hernandez ve şirketler birlikte katlettiler onu.

Çünkü Berta hiçbir zaman onların politikalarıyla uzlaşmadı; çok uluslu şirketlere asla taviz vermedi. Hak mücadelemizin özüydü o.

Bu cinayet için açılan dava hangi aşamada?

Henüz bir sonuç yok. Dava devam ediyor. Biz bu konuda Honduraslı yetkililere güvenmiyoruz. Bu cinayet, Honduras’ta alışılageldiği üzere istatistiklere bir sayı olarak geçmesin, sorumluların cezalandırıldığı politik bir cinayet olarak görülsün diye sürekli seferberlik halindeyiz; sürekli eylemler gerçekleştiriyoruz. Hükümet bu cinayeti saptırmaya çalışıyor. Olayı sıradan bir kadın cinayeti olarak gösterme çabasında. Berta’nın verdiği siyasi hak mücadelesini değersizleştirmeye, yok göstermeye çalışıyor. Talebimiz bu dava için uzmanlardan oluşan ve ülkede rahatça araştırma yapabilen uluslararası bağımsız bir komisyonun kurulması. Şu anda bu doğrultuda çalışmalar yapıyoruz.

Sizler de katledilebilirsiniz. Korkmuyor musunuz?

Korku insani bir duygu. Elbette ki korkuyoruz; ancak devlet ve çok uluslu şirketler bizi korkutup geri çekilmemizi istiyor. Berta’yı öldürerek bize gözdağı vermeye çalıştılar; yanıldılar. Berta’nın ölümünden sonra daha bir bilendiğimizi söyleyebilirim. Direnme duygumuz korku duygumuzun önünde yani. Yaşamı var etmek için direnmemiz gerektiğine inanıyoruz.

Berta’yı katlederek Copinh’i sindireceklerini, mücadeleyi bitireceklerini sandılar. Honduras Devlet Başkanı, çok uluslu şirketler öfkeden kuduruyor; çünkü devletten yalnızca onlardan çaldıklarını geri vermesini isteyen halk direniyor; çünkü Berta’lar çoğaldı. ABD onlara son teknoloji silah almaları için finansal destek sağlasa da bizi hiç bir şey, hiç bir korku toprağımızı savunmaktan alıkoyamaz.

Son olarak söylemek istediğiniz...

Tüm dünya halkları olarak mücadelemizi birleştirmeli ve bu neoliberal sisteme karşı birlikte mücadele etmeliyiz. Doğayı, evreni koruma mücadelesinden taviz vermemeliyiz.


TOPRAK BİZİM YAŞAMIMIZ, BİZİM YAŞAMIMIZ TOPRAĞIN BİR PARÇASI

Yerliler neden doğayı en çok savunanlar oluyor?

Çünkü doğa bizim yaşamımızdır. Doğaya zarar verilmesi demek bize, biz yerlilere zarar vermek demek. Bu bize atalarımızdan kalma tarihsel bir evrene bakış felsefesi. Biz doğada olan her şeyle bağlantılıyız. Örneğin bizim için nehir kutsaldır; hayat verir. Ay hayatımızın bir parçasıdır; bize besin verir. Ayın halleri tohumu, hasadı, kadının hamileliğini etkiler. Toprak bizim bir parçamız. Bizim yaşamımız da toprağın parçası. İkimizin de birbirimize ihtiyacımız var. Bu anlamda yılda iki kez ritüel gerçekleştiririz toprak için bize verdiklerinin karşılığında. Bir tohum atma zamanı, bir de hasat zamanı.

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Aralık 2016 10:27
www.evrensel.net
ETİKETLER honduras