Çocuk istismarıyla ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar  

Çocuk istismarıyla ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar  

Türkiye Psikiyatri Derneği'nin yayımladığı çocuk istismarı raporunda çocuk istismarıyla ilgili doğru bilinen yanlışlar yer alıyor.

Hilal TOK
İstanbul

Türkiye Psikiyatri Derneğinin halkı bilgilendirmek için hazırladığı ve geçtiğimiz günlerde yayımladığı çocuk istismarı raporunda önemli ayrıntılar yer alıyor. Uzman Dr. Sibel Koçbıyık’ın hazırladığı çalışmada çocuğa yönelik cinsel istismarla ilgili doğru bilinen yanlışlara dikkat çekiliyor. İşte doğru bildiğimiz yanlışlar...

YANLIŞ: Çocuklarda cinsel istismar nadir görülen bir durumdur.
DOĞRU: İstismarın neden olduğu utanç, suçluluk gibi tepkilerden dolayı cinsel istismar çoğu kez gizleniyor, aile içinde sır olarak saklanıyor. Bu nedenle gerçek istatistiksel verilere ulaşmak zor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; kadınların yüzde 15-20, erkeklerin yüzde 5-10’u hayatının bir döneminde cinsel istismara uğruyor.

YANLIŞ:  Sadece kız çocukları risk altındadır.
DOĞRU: Yapılan araştırmalar her 5 kız çocuktan ve her 10 erkek çocuktan birinin cinsel istismara uğradığını ortaya koyuyor. Erkek çocuklarının yaşadığı cinsel istismar rakamlarının kız çocuklarına göre düşük olmasına ilişkin görüşlerden biri; yardım aramanın erkekliğe yakışmayacak bir davranış olduğu, ömür boyu damgalanacakları, homoseksüel olarak değerlendirilme korkuları nedeniyle erkek çocuk ve aileleri yaşadıkları deneyimleri anlatmakta daha isteksiz. 

YANLIŞ: Düşük gelirli ailelerde daha sık yaşanır.
DOĞRU: Yoksul ailede yetişen çocuklarda fiziksel ve psikolojik istismar ile çocuk ihmalinin daha sık olduğu pek çok araştırmada gösterilmiş. Klinik değerlendirmeye gelen cinsel istismar olgularının bir kısmında sosyoekonomik düzey düşüktür; ancak bu diğer istismar türleri ile kıyaslandığında daha az belirgindir. Unutulmamalıdır ki cinsel istismar, her türlü sosyoekonomik, sosyokültürel düzeyde gözlenebilir.

YANLIŞ: İstismarcılar, dışarıdan fark edilebilen anormal davranışları olan yabancı kişilerdir.
DOĞRU:
Cinsel istismar ve tecavüz konusunda son 50 yıldır yapılan araştırmalar istismarcının çoğunlukla erkek, çekirdek aile, geniş aile, yakın çevre ya da eğitim kurumlarından; çocuğun, hatta ailenin de tanıdığı biri olduğunu göstermektedir. Cinsel istismar ve tecavüzü yapan kişiler evli, çocuklu, meslek sahibi kişiler olduğunda tespit edilmesi ve ortaya çıkması daha zor olmaktadır.

YANLIŞ: Parklar, umumi tuvaletler, ıssız sokaklar, karanlık yerler, boş inşaat sahaları cinsel istismarın gerçekleşebileceği tehlikeli bölgelerdir.
DOĞRU:
Cinsel istismar her ortamda olabilir. Özellikle yakınlar tarafından olduğunda sıklıkla sokakta, arazilerde değil; çocuğun bildiği, güvende hissettiği mekanlarda gerçekleşir. Olayın olduğu yer genellikle ev, okul gibi çocuğun içinde bulunduğu yakın çevresidir.

YANLIŞ: Çocuk sesini çıkarmadıysa rızası vardır.
DOĞRU:
Çocuk istismarında çocuğun rızası diye bir kavram yoktur, çocuğun kendinden yaşça büyük birinin isteklerini sessiz kalarak yerine getirmesi, bunu kabul ettiği anlamına gelmez. İstemediği söz ve davranışlara itiraz etmemesi, rıza göstergesi değil, her anlamda gücünün yetmemesi ile ilişkilidir.
Ayrıca, çocuklar durumun ciddiyetini anlamlandıramadıkları için, küçük hediyeler, ödüller verilerek kandırılabilir. Çocuk ödülü kabul ettiği için istismarcı tarafından ailesine söyleme tehdidiyle korkutulabilir ve bu şekilde istismar sürdürülebilir.

YANLIŞ: Çocuklara uslu, akıllı, açıkgöz olmalarını söyleyip, sık sık uyarırsak onları tehlikelerden korumuş oluruz.
DOĞRU: Çocukları korumanın bilinen en etkili yolu, onlara cinsel istismarla ilgili bilgilendirme eğitimi vermektir. Pek çok ebeveyn cinsellikle ilgili konuşurken zorlanır. Konuşma içeriği sadece akıllı, uslu olmalarını, ıssız yerlerde dolaşmamalarını tembihlemekle sınırlı kalırsa, bu nasihat bilgilendirme yerine geçmez, çocuğunuzu korumuş, onu cinsel istismarla yeterince bilgilendirmiş olmazsınız.

YANLIŞ: Çocuklar olan biteni çabuk unuturlar. Akıllı, olgun çocuklar bu deneyimi kolay atlatırlar.
DOĞRU:
Cinsel istismar, çocuğun ruhsal ve fiziksel sağlığı açısından ciddi derecede zarar
vericidir. Çocuğun öz güvenini, cinselliğini, ilişkilerini, tüm hayatını etkileyebilecek ağır bir yüke dönüşebilir.
Cinsel istismarla ilgili bilgilendirme, çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olarak olabilecek en erken yaşta başlamalıdır. Çünkü her yaşta çocuk istismar mağduru olabilir. Konuşmaya ve isteklerini anlatmaya başladıkları iki yaşında vücut parçalarının isimleri öğretilerek güvenmedikleri, istemedikleri zaman özel bölgelerine dokunulunca “hayır” demeleri öğretilmeye başlanabilir.

İSİTİSMARI ÖNLEMEK İÇİN NE YAPILMALI?

Uzman Dr. Koçbıyık, çocuk ihmal ve istismarının gerçekleşmeden durdurulması amacıyla yapılması gerekenleri ise şöyle sıralıyor,
*Tüm çocukların ve ailelerin içinde bulunduğu koşulların iyileştirilmesi, ailelerin eğitimleri ve yaşam kalitelerinin artırılması, olası risklerin ortadan kaldırılmasına dayalı çalışmalar yapılmalı. 

*Cinsel istismarla ilgili bilgilendirme, çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olabilecek en erken yaşta başlamalı. Çünkü her yaşta çocuk istismar mağduru olabilir. Konuşmaya ve isteklerini anlatmaya başladıkları iki yaşında vücut parçalarının isimleri öğretilerek güvenmedikleri, istemedikleri zaman özel bölgelerine dokunulunca “hayır” demeleri öğretilmeye başlanabilir. 

*Çocuğa zorla öpmeye, sarılmaya çalışmamak, bedeninin ona ait olduğunu anlatmak, rahatsız olduğunda kendisine dokundurtmama hakkı olduğunu öğretmek, kendi bedensel sınırlarını algılayabilmesi açısından çocuğa yardımcı olur. 

*Çocuğun ebeveyn dışında birileriyle tuvalete gönderilmemesi, banyo yaptırılmaması, tanıdık olsa da bir başkasıyla aynı yatağı paylaşmasına izin verilmemesi cinsel istismardan koruma açısından önemlidir. 

*Ebeveynlerin çocuğun cinsellikle ilgili sorularını telaşlanmadan konuşabilmeleri, ihtiyaç duyduğunda çocuğun kendilerine yaklaşıp, rahatça konuşabilecekleri mesafe oluşturabilmeleri, istismarı durdurabilmek açısından koruyucudur. 

 

ÇOCUK İSTİSMARA UĞRADIYSA...

Koçbıyık’ın istismara uğrayan çocuğa davranış ve yaklaşımlara ilişkin notlarıysa şöyle;

 

Ebeveynler öncelikli olarak istismara uğrayan çocukları ile güvenli bir ortamda, çocuğu korkutmadan, destekleyici bir tutumla, sakin bir ses tonuyla konuşmalıdır. Konuşan kişinin sakinliği, çocuğun sakinleşmesine ve kaygısının artmamasına yardımcı olur. İstismara uğrayan çocuğa son günlerde kendisine hoşuna gitmeyen şekilde dokunan veya hoşuna gitmeyen şeyler yapmaya zorlayan birileri olup olmadığı sorulabilir. 

Çocuğun ilk açıklamasına verilen tepkiler çok önemlidir. Çocuk kötü bir olay anlatmasına rağmen, ebeveynlerinin destekleyici tutumu ile karşılaşırsa, dışlanmadığını, suçlanmadığını ve kabul gördüğünü hissederse konuşmaya devam eder, duygularını rahatça ifade edebilir. Çocuğun yaşadığı travmayı konuşabilmesi iyileştiricidir ve cinsel travmanın uzun dönemli olumsuz etkilerini azaltır. Çocuk konuşurken sözü kesilmemeli, aşırı soru sorulmamalı, suçlu veya kendisine inanılmadığını hissettirecek ifadelerden kaçınılmalıdır. 
Çocuk olanları anlatırken, istismarcının ona zarar vereceğinden, ebeveynlerini üzüp kızdıracağından, ailenin dağılacağından ya da ailesinden koparılacağından korkabilir. Burada çocuğu korkutmamak gerekir. 

İstismar, hiç yaşanmamış gibi davranmak, konunun üstünü örtmek çocukların böylesi ciddi bir olayın üstesinden tek başına gelmesini beklemek, çocukta yalnız bırakıldığı hissi yaratır, yarardan çok zarar verir. Susmak veya susturmak yaraları derinleştirirken, konuşmanın iyileştirici olduğu unutulmamalıdır. 

Çocuk, tacizcinin ona tekrar zarar vermesi ihtimaline karşı korunmalıdır. Olayın açığa çıkması sonrasında çocuğa adli süreçler konusunda bilgilendirme yapmak gerekir. Ona nasıl bir süreç yaşanacağını önden basitçe anlatmak süreci daha az sorunlu yaşamasına yardımcı olacaktır. 

HER YIL 1.6 MİLYON ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARA UĞRUYOR 

Psikiyatri Uzmanı Dr. Sibel Koçbıyık araştırmasında risk gruplarını da şu şekilde tarif ediyor; 
*Her yıl 1.6 milyon çocuğun fiziksel, cinsel, duygusal istismar ya da ihmal yaşadığı; 1000’den fazla çocuğun bu nedenlerle öldüğü tahmin ediliyor.  

*Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımları incelendiğinde; yüzde 30’unun 2-5,  yüzde 40’ının 6-10, yüzde 30’unun 11-17 yaş grubunda olduğu görülüyor. Bir başka deyişle olguların yüzde 70’ini küçük yaş grubu oluşturuyor. Bu veriler adli birimlere yansıyan olgular. Adli birimlere yansımayan, açığa çıkmayan birçok istismar vakası da gizli kalıyor.  

www.evrensel.net