Cannes’da ödüllerin ardından

Cannes’da ödüllerin ardından

Altmış beşinci yılını geride bırakan Cannes’da ödüller verildi, ilk yarısına katıldığım ikinci yarısına kalamadığım ama öne çıkan filmleri görme fırsatı bulabildiğim Cannes Film Festivali, bu yıl da böyle kapanmış oldu.Un Certain Regard yani Belirli Bir Bakış çerçevesinde gösterilen filmler ile FIPRESCI &ou

Janet Barış

Un Certain Regard yani Belirli Bir Bakış çerçevesinde gösterilen filmler ile FIPRESCI ödülü, ana ödüllerden bir gün öncesinde yani cumartesi günü açıklandı. Jüri başkanlığını Ünlü Oyuncu Tim Roth’un yürüttüğü ‘Belirli Bir Bakış’ bölümünün büyük ödülü Michel Franco’nun yönettiği ‘Despues De Lucia’ filminin oldu. Eleştirmenler yani FIPRESCI ödülünü alan Ukrayna yapımı Sergey Loznitsa’nın yönettiği ‘In the Fog’ ise genellikle olumlu tepkiler alan filmlerden biriydi.

ALTIN PALMİYE HANEKE’NİN

Altın Palmiye günü gelip çattığında genel kanı Haneke’nin ödüle en yakın aday olduğuydu. Festivalin ilk gününden beri merakla beklenen Michael Haneke’nin ‘Amour’u en öne çıkan film oldu. Bazı eleştirmenler Haneke’nin bu son filminin, yönetmenin kariyerinde bir doruk noktasına tekabül ettiğini düşünüyorlardı. Tahminler doğru çıktı ve Haneke Altın Palmiye ödülünü aldı. Nanni Moretti’nin jüri başkanlığını üstlendiği festivalde Matteo Garrone’nin yönettiği ‘Reality’ ise Grand Prix Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. ‘Reality’ güçlü bir film değildi, diğer filmler arasından sıyrılabilecek kadar öne çıkmamış, eleştirmenlerin yıldız tablolarında da kendine çok yer bulamamıştı ama Moretti’nin de İtalyan asıllı olması ödülü almasında etkili bir rol oynamış olabilir. Senaryo ödülü ise Cristian Mungui’nin ‘Beyond the Hills’ filmine gitti, zaman zaman Bergman’ın Winter Light’ını andırır bir biçimde Tanrı’yı ve inancı sorgulayan film, güçlü konusuyla dikkat çekmişti. En iyi yönetmen ödülü ise ‘Post Tenebras Lux’ filmiyle yarışan Meksikalı Carlos Reygadas’a gitti.

OYUNCU ÖDÜLLERİ SÜRPRİZ OLMADI

Kadın Oyuncu ödülünde ilk günden beri Jacques Audiard’ın ‘Rust&Bone’ filmindeki performansıyla Marion Cotillard konuşuluyordu ama jüri ödülü Cristian Mungui’nin ‘Beyond the Hills’ filminin başrol oyuncuları Cristina Flutur ile Cosmina Stratan arasında paylaştırmayı tercih etti, çok da sürpriz bir karar değildi aslında, her iki oyuncu da Mungui’nin yarattığı dünyayı çok iyi tamamlayabiliyordu. Erkek oyuncu ise Thomas Vinterberg’in yönettiği ve küçük bir çocuğun söylediği yalanın bir adamın hayatını nasıl da altüst edebileceğini anlatan ‘The Hunt’ filmindeki başarılı performansıyla göz dolduran Mack Mikkelsen’in oldu.

Ana ödüllerde baştan beri çok konuşulan isimler öne çıktı bu anlamda Jacques Audiard’ın ilk günden beri eleştirmenlerce çok beğenilen filmi ‘Rust&Bone’un hiçbir ödül alamaması dışında büyük bir sürpriz olmadığını söyleyebiliriz. Ken Loach’un da ‘The Angels Share’ ile ufak da olsa bir jüri ödülü alması hoş oldu. Jüri beğendiği filmler arasında ödülleri paylaştırırken eşitlikçi bir tavır sergilemeye çalışmış gibi görünüyor.

EN İYİ KISA ‘SESSİZ’

Rezan Yeşilbaş’ın kısa filmi ‘Sessiz’in en iyi kısa film ödülünü alması gecenin en güzel fotoğraflarından biriydi, katıldığı birçok festivalden ödülle dönen ‘Sessiz’in Cannes’da boy göstermesi yarışmayı Türkiye’den izleyen herkes için heyecan verici oldu.

‘Sessiz’, 1984 yılında Diyarbakır’da tutuklu olan kocasına, cezaevi koşullarında yasak olmasına rağmen yeni bir çift ayakkabı götürmeye çalışan Zeynep’in hikayesini sade ve yalın bir dille anlatıyor.
‘Sessiz’ Cannes’da kısa film kategorisinde bugüne dek Türkiye’den yarışan dördüncü film. Bundan önce Koza filmi ile Nuri Bilge Ceylan, Kıyıda filmiyle Ebru Ceylan ve Poyraz filmiyle Belma Baş festivalin yarışmalı bölümüne seçilmişti. (Cannes/EVRENSEL)

www.evrensel.net