İktidarın gözü ve yanan çocuk bedenleri

İktidarın gözü ve yanan çocuk bedenleri

Özcan Kırbıyık, Aladağ'da yaşanan yurt yangını faciasının 4+4+4 eğitim sistemiyle ilişkisini yazdı

Özcan KIRBIYIK

Hükümet’in kısaca “Asım’ın nesli” dediği ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın basitçe formülize ettiği şekliyle “kindar ve dindar nesil” tahayyülü basit bir politik söylemden ibaret değil. Hükümet cenahınca sıkça dillendirilen bu söylemin reel-politik karşılığı olağanın üstünde bir artışla çoğalan ve desteklenen Kur’an kursları, imam hatip okulları ve medreseler olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, bütün bu kurum ve kuruluşlar, hükümetin ve Cumhurbaşkanı’nın inşa etme arzusunda olduğu ve bunun için çeşitli faaliyetlerde bulunduğu “yeni rejimin” kodlarını da bağrında saklamaktadır. İmam hatip okulları, Kur’an kursları ve medreseler bu yönüyle hükümetin düşünce dünyasında tahayyül ettiği “yeni neslin” üretim mekanlarına dönüştürülmek istendiğini ortaya koymaktadır. İşte bütün bu bilgiler ışığında denilebilir ki; son yıllarda cemaat yurtlarına, Kur’an kurslarına ve imam hatip okullarına “kontrol  eden, gözetleyici ve denetleyici” olan “iktidarın gözü” misyonu yüklenmiştir.

AKP cenahının ve Cumhurbaşkanı’nın, “Asım’ın nesli/dindar ve kindar nesil” fikrini toplum üzerinde “sarsılmaz bir otorite” inşa etmek için bulunmaz bir fırsat olarak gördükleri anlaşılıyor. Buna başka bir örnek olarak iktidar sözcülerinin 15 Temmuzda meydana gelen darbe girişimini “Allah’ın bir lütfu” olarak değerlendirmelerini de ekleyebiliriz.

Türkiye toplumunda ekonomik ve sosyal açılardan muazzam bir kuşatılmışlık ve çaresizlik içinde gözlerini dünyaya açan bireyin, bütün bu koşullarla göz önünde bulundurduğumuzda, çoğu zaman istemeye istemeye “dindar ve kindar neslin” inşa süreci içinde kendini “bir tuğla olarak” bulduğu görülecektir. Bu şekliyle, güncel anlamda çocuk ve genç bireylerin içinden geçtiği toplumsal süreç daha anlaşılır olabilir.

Elbette ki, bütün bunların temelinde, hükümetin, toplumu en kılcal damarlarına kadar gözetilmesi ve denetlenmesi gereken bir egemenlik alanı olarak görmesinden ileri geliyor. Bunun tersi olan hallerde ise iktidara egemenliğini kaybetme korkusu yaşatan durumların ortaya çıkabileceği kaygısını yaşatmaktadır. 

Adana’da Süleymancılar olarak bilenen cemaatin yurdunda meydana gelmiş olan yangında hayatını kaybetmiş çocukların da hazin ve bir o kadar da kısa hayat hikayeleri de bu şekildedir.

İKTIDARIN GÖZÜ VE ADANA’DA YANAN ÇOCUKLAR 

İktidar, kendi düşünce dünyasını yönettiği topluma yaymak ve bu düşüncelerini topluma benimsetmek için, envaitürlü teknikler deniyor. Toplumdaki ayrıksılık ve farklılıklar, bu düşünce dünyasının işleyişini aksattığı için iktidar, toplumu disiplin altına almayı ve toplumu kontrol altında tutmayı amaçlıyor.

Fransız düşünür Michel Foucault’ya göre hapishane, hastane, okul, yurt v.b. mekanlar toplumu egemenler eliyle disiplin altına alma kurumlarıdır. Ve yine Foucault’ya göre her iktidar bu kurumları kendi amaçları doğrultusunda , zaman içinde farklı şekillerde tazeleyerek kullanır. Türkiye’deki mevcut egemenler bu önermeyi Kur’an kursları ve medreselere kadar ileri götürerek toplumun dinsel anlamda en kılcal damarlarına kadar nüfuz etme gayretine girişmiş vaziyetteler.

Bu bağlamda bakıldığında, iktidar eliyle hayata geçirilmiş olan 4+4+4 eğitim sisteminin her geçen gün yeni bir sonucuyla karşı karşıya kalıyoruz. Adana’da yaşanan facia bunun sadece bir örneği.. Bu yüzden de denilebilir ki, Adana’da yanarak hayatını kaybeden yoksul insanların çocukları, son zamanlarda İktidar eliyle inşa edilmek istenen “muzaffer yeni rejim”e doğru alınan yolun birer kurbanı oldular.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.